Eski ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimlere haftalar kala 20 milyon Amerikalıya doğrudan çek gönderilmesini öngören yeni bir fon oluşturacağını duyurdu. Trump, planı 'slush fund' (rüşvet fonu) olarak adlandırarak, fonun amacının 'Amerikan halkına doğrudan destek' olduğunu belirtti. Açıklama, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu kaybetme riski taşıdığı bir dönemde geldi.
Planın Arka Planı ve Ekonomik Boyut
Trump'ın önerisi, COVID-19 salgını sırasında uygulanan doğrudan teşvik çeklerine benzer bir mekanizma içeriyor. Ancak bu kez fonun kaynağı ve dağıtım şekli belirsizliğini koruyor. Eski başkan, fonun 'hükümetin israfını önleyerek' finanse edileceğini iddia etti. Ekonomistler, böyle bir planın enflasyonu körükleyebileceği ve federal bütçe açığını artırabileceği uyarısında bulunuyor. 20 milyon kişiye yapılacak ödemelerin toplam maliyetinin 100 milyar doları aşabileceği tahmin ediliyor.
Trump, planın detaylarını henüz netleştirmedi. Hangi gelir grubunun faydalanacağı, ödemelerin ne zaman yapılacağı ve yasal dayanağın ne olacağı soruları yanıtsız. Kongre onayı gerekip gerekmediği de belirsiz. Anayasa hukukçuları, başkanın tek başına böyle bir fon oluşturma yetkisinin sınırlı olduğunu belirtiyor.
Öneri, Trump'ın 2024 başkanlık seçimleri öncesinde ekonomik popülist söylemini güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. Ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin performansı, Trump'ın siyasi geleceği için kritik önemde. Son anketler, Demokratların Kongre'de çoğunluğu kazanabileceğini gösteriyor.
Siyasi ve Küresel Yansımalar
Trump'ın çek vaadi, ABD siyasetinde ekonomik teşviklerin seçim dönemlerinde nasıl araçsallaştırıldığının son örneği. Benzer şekilde, 2020'de pandemi döneminde herkese 1200 dolarlık çekler gönderilmişti. Ancak o dönemde Kongre iki partinin oybirliğiyle onay vermişti. Şimdi ise tek taraflı bir açıklama söz konusu.
Planın uluslararası etkisi de olabilir. ABD'deki genişletici maliye politikası, doların değerini ve küresel enflasyonu etkileyebilir. Gelişmekte olan ülkeler, ABD'den gelecek talep artışıyla emtia fiyatlarında dalgalanma yaşayabilir. Ayrıca, ABD'nin borçlanma ihtiyacı artarsa tahvil faizleri yükselir ve küresel sermaye akımları yön değiştirebilir.
Trump'ın 'slush fund' ifadesi, muhalifleri tarafından 'yolsuzluk' çağrışımı yapmakla eleştiriliyor. Beyaz Saray sözcüsü, planı 'sorumluluktan kaçış' olarak nitelendirdi. Cumhuriyetçi Parti içinde de bazı isimler, popülist harcamaların partinin mali disiplin imajını zedeleyebileceği endişesini taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki olası bir genişletici maliye politikası, küresel enflasyon ve dolar kuru üzerinden Türkiye'yi dolaylı olarak etkileyebilir. ABD'de talebin artması, Türkiye'nin ihracat pazarlarında canlanma yaratabilir; ancak doların güçlenmesi veya ABD faizlerinin yükselmesi, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına ve TL üzerinde baskıya yol açabilir. Ayrıca, Trump'ın ekonomi politikaları, ABD-Türkiye ticaret ilişkilerini ve yaptırım tehditlerini yeniden gündeme getirebilir. Türkiye, küresel likidite koşullarındaki değişime karşı hazırlıklı olmalı.