New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) marjında Salı günü, 14 Latin Amerika ve Karayip ülkesi, Trump yönetiminin öncülüğünde 24 kartel, hapishane çetesi ve uyuşturucu kaçakçılığı grubunu yabancı terör örgütü (FTO) ilan etti. Karar, bölgesel düzeyde yeni bir uyuşturucu-terör savaşının temellerini atıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, uzun süredir Kartel'i (uyuşturucu kartellerini) yabancı terör örgütü olarak tanımlamak için çalışıyordu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Ekim 2025'te yaptığı açıklamada, Meksika'daki Sinaloa Karteli ve Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin yanı sıra Venezuela'daki Tren de Aragua çetesi gibi grupları terör listesine eklemeyi planladığını duyurmuştu. Bu adım, ABD'nin uyuşturucu kartellerine karşı askeri güç kullanma yetkisini genişletmesi anlamına geliyor.
Salı günü BM Genel Kurulu'nda bir araya gelen 14 ülke, Trump yönetiminin bu politikasını destekledi. Aralarında Meksika, Kolombiya, Guatemala, Honduras, El Salvador, Kosta Rika, Panama, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, Peru, Şili, Arjantin, Paraguay ve Brezilya'nın bulunduğu ülkeler, ortak bir bildiriyle 24 grubu terör örgütü olarak tanıdı. Kaynaklara göre, bu gruplar arasında Meksika'daki Sinaloa ve Jalisco Yeni Nesil Karteli, Kolombiya'daki Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) ile müttefik uyuşturucu kaçakçıları, Venezuela'daki Tren de Aragua, Brezilya'daki Primeiro Comando da Capital (PCC) ve Orta Amerika'daki Mara Salvatrucha (MS-13) gibi isimler yer alıyor. Karar, ülkelerin kendi yasalarında da bu grupları terör örgütü olarak tanımasını ve mal varlıklarını dondurma, seyahat yasakları gibi yaptırımlar uygulamasını öngörüyor.
ABD Başkanı Donald Trump, BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, "Uyuşturucu kartelleri, ülkelerimizin güvenliğine ve gençliğine yönelik en büyük tehdittir. Onları terör örgütü olarak tanımak, onlarla savaşmamız için gereken araçları bize verir" ifadelerini kullandı. Trump, geçmişte Meksika'ya yönelik askeri müdahale tehditlerinde bulunmuş, ancak Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, egemenliğe saygı çağrısı yapmıştı. Bu kez Meksika'nın da aralarında bulunduğu 14 ülkenin ortak kararı, bölgesel işbirliğinin arttığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Uyuşturucu kartellerinin terör örgütü ilan edilmesi, sadece sembolik bir adım değil; pratik sonuçları da beraberinde getiriyor. ABD yasalarına göre, yabancı terör örgütü (FTO) tanımı, ABD'nin bu gruplara karşı askeri operasyon düzenlemesine, liderlerini hedef almasına ve finansal ağlarını çökertmesine olanak tanıyor. Ayrıca, bu gruplara destek veren ülkelere yaptırım uygulanması da mümkün hale geliyor. Karar, Latin Amerika'da solcu hükümetler tarafından endişeyle karşılanırken, sağcı hükümetler tarafından memnuniyetle karşılandı. Venezuela hükümeti, Tren de Aragua'nın terör örgütü ilan edilmesini "ABD'nin ülkeye müdahale bahanesi" olarak nitelendirdi. Küba ve Nikaragua, karara katılmadı.
Uzmanlar, bu gelişmenin bölgesel güvenlik mimarisini değiştirebileceğini belirtiyor. Özellikle Meksika'nın kararı, ABD ile yürütülen güvenlik işbirliğinde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Ancak, bazı analistler, kartellerin terör örgütü ilan edilmesinin insan hakları ihlallerine yol açabileceği ve bölgede istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulunuyor. BM Genel Kurulu'nda yapılan bu hamle, aynı zamanda ABD'nin Latin Amerika'daki etkisini yeniden tesis etme çabası olarak da yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da, küresel terörle mücadele dinamiklerini etkiliyor. ABD öncülüğünde yürütülen bu yeni uyuşturucu-terör savaşı, Türkiye'nin PKK/YPG gibi terör örgütleriyle mücadelesinde kullandığı argümanları güçlendirebilir. Ancak, seçici terör tanımlamaları uluslararası hukukta çifte standart endişelerini artırabilir. Türkiye, NATO müttefiki olarak Latin Amerika'daki bu gelişmeleri yakından izlemeli; kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda benzer adımları destekleyebilir. Ayrıca, bu karar, Türkiye'nin terörle mücadelede uluslararası işbirliğini güçlendirme çabalarına katkı sağlayabilir.