Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, seyrüsefer özgürlüğünün kısıtlanmaması gerektiğini belirtti. Görüşmede, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerginliğin azaltılması ve uluslararası deniz ticaretinin güvenliğinin sağlanması ele alındı. Borrell, "Seyir serbest ve engelsiz olmalı" diyerek uluslararası hukuka vurgu yaptı.
Görüşmenin Arka Planı
Bu görüşme, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle AB ile Tahran arasında artan gerilim ortamında gerçekleşti. Son aylarda Hürmüz Boğazı'nda İran'a ait olduğu iddia edilen hücum botlarının ticari gemilere müdahalesi, uluslararası deniz ticaretini tehdit ediyor. AB, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) korunması için İran ile diplomatik kanalları açık tutmaya çalışıyor. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulaması sonrası İran, anlaşmadaki taahhütlerini kademeli olarak askıya aldı. Borrell'in girişimi, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve olası bir askeri çatışmanın önlenmesi açısından kritik.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, burada yaşanacak bir krizin küresel enerji fiyatlarını altüst edeceğini bilerek zaman zaman tehdit unsuru olarak kullanıyor. AB'nin açıklaması, deniz ticaretinin serbestliğinin uluslararası toplum için kırmızı çizgi olduğunu gösteriyor. Öte yandan İran, ABD yaptırımları nedeniyle sıkışmış durumda ve Avrupa'dan beklentileri yüksek. Görüşmede insani ticaret kanallarının açılması (INSTEX benzeri) da gündeme gelmiş olabilir. Ancak AB'nin İran'a yönelik insan hakları ihlalleri ve bölgesel yayılmacılık konusundaki endişeleri sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu ve enerji ithalatında önemli bir ortak. Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan etkiler. Ayrıca Türkiye, AB ile İran arasında denge gözeterek diplomatik çözümleri destekliyor. AB'nin seyrüsefer özgürlüğü çağrısı, Türkiye'nin de savunduğu uluslararası hukuk ilkeleriyle uyumlu. Olası bir krizde Türkiye, hem NATO üyesi hem de İran ile ticari ilişkileri olan bir ülke olarak arabuluculuk rolü üstlenebilir. Bu görüşme, Türkiye'nin bölgesel istikrar için diplomasiye verdiği önemi teyit ediyor.