Eski ABD Başkanı Donald Trump, 11 Eylül saldırılarındaki kaydını sorgulayan haberlere Truth Social platformu üzerinden sert tepki gösterdi. Trump, New York Magazine ve New York Times muhabiri Maggie Haberman'ı hedef alarak, kendisiyle ilgili iddiaları 'yalan haber' olarak nitelendirdi ve Haberman'ı 'çirkin bir yalancı' olmakla suçladı. Tartışma, Haberman'ın 11 Eylül saldırıları sırasında Trump'ın nasıl bir tutum sergilediğine dair kaleme aldığı yazıyla alevlendi.
Haberman'ın iddiaları ve Trump'ın tepkisi
Maggie Haberman, New York Magazine için kaleme aldığı yazıda, 11 Eylül saldırıları sırasında Trump'ın telefonla aradığı kişilere, binanın (Trump Tower) aslında New York'un en güvenli binası olduğunu ve kendisinin de artık en büyük televizyon yıldızı haline geldiğini söylediğini iddia etti. Haberman ayrıca, Trump'ın o dönemdeki yorumlarının saldırıların ciddiyetini kavrayamadığını gösterdiğini öne sürdü.
Trump, bu iddiaları reddederek Truth Social'da yaptığı paylaşımda Haberman'a yönelik ağır ifadeler kullandı. Paylaşımında, "Ben her zaman ülkem için en iyisini yaptım. 11 Eylül'de New York'un ve ülkenin yanındaydım. Haberman gibi sahte haberciler gerçekleri çarpıtıyor" ifadelerine yer verdiği belirtildi. Trump, ayrıca New York Magazine ve New York Times'ı 'halk düşmanı' olarak nitelendirdi.
Haberman, uzun yıllar Trump'ı yakından takip eden ve Trump'ın Beyaz Saray döneminde birçok kez haber kaynağı olan deneyimli bir gazeteci. Trump ile Haberman arasındaki gerilim yeni değil; Haberman, 2022'de yayımladığı 'Confidence Man' adlı kitabında Trump'ın iş dünyası ve siyasi kariyerine dair çarpıcı detaylar paylaşmıştı. Trump, o dönemde de kitabı 'uydurma' olarak nitelendirmişti.
11 Eylül bağlamı ve siyasi yansımalar
11 Eylül 2001 saldırıları, ABD tarihinin en yıkıcı terör saldırısı olarak kayıtlara geçti. Saldırılarda yaklaşık 3.000 kişi hayatını kaybetti. O dönemde Trump, bir iş insanı ve televizyon kişiliği olarak öne çıkıyordu; henüz siyasete atılmamıştı. Saldırılar sonrası New York'ta yaşanan kaos ve yeniden yapılanma sürecinde Trump'ın rolü, yıllar içinde çeşitli yayınlarda tartışma konusu oldu.
Trump'ın 11 Eylül'le ilgili anlatıları, özellikle 2016 başkanlık kampanyası sırasında sık sık gündeme geldi. Trump, o dönemde 'New Jersey'de binlerce Müslüman'ın kutlama yaptığına dair asılsız bir iddiayı yinelemiş, bu iddia geniş çapta yalanlanmıştı. Haberman'ın son yazısı, Trump'ın 11 Eylül konusundaki tutarsız açıklamalarını ve olayın kendisi için siyasi bir araç haline gelişini ele alıyor.
Trump'ın Truth Social'daki paylaşımı, platformun kendi yanlış bilgi politikaları ve Trump'ın 2024 başkanlık seçimleri öncesi sık sık medyayı hedef alması bağlamında dikkat çekiyor. Son aylarda Trump, kendisine yönelik her türlü eleştirel haberi 'savaş' olarak nitelendiriyor ve destekçilerini medyaya karşı mobilize etmeye çalışıyor. Bu paylaşım da benzer bir stratejinin parçası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın 11 Eylül tartışması doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'deki siyasi iklim ve medya-iktidar gerilimi Türk dış politikası açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Trump'ın olası bir ikinci başkanlık döneminde Türkiye ile ilişkilerde öngörülemezlik artabilir; zira Trump, geçmişte Türkiye'ye yönelik sert açıklamalar yapmış ancak kişisel lider diplomasisini de kullanmıştı. ABD'deki iç siyasetin kutuplaşması, Washington'un dış politika kapasitesini ve NATO içindeki uyumunu etkileyebilir. Türkiye'nin, ABD'deki seçim sürecini ve medya tartışmalarını yakından takip ederek olası senaryolara hazırlıklı olması gerekiyor.