Washington merkezli düşünce kuruluşu Quincy Enstitüsü'nün kurucu ortağı ve başkan yardımcısı Trita Parsi, Amerikan hava saldırılarının İran'ın elini güçlendirdiğini ve rejim değişikliği umutlarını boşa çıkardığını belirtti. Parsi, ABD-İran ilişkileri, İran dış politikası ve Orta Doğu jeopolitiği üzerine uzmanlaşmış bir isim olarak, son gelişmelerin Tahran yönetimini zayıflatmak yerine içerideki konumunu sağlamlaştırdığını ifade etti. Quincy Enstitüsü, askeri müdahaleciliğe eleştirel yaklaşımıyla bilinen bir düşünce kuruluşu olarak öne çıkıyor.
ABD'nin hava saldırıları ve beklenen isyanın gerçekleşmemesi
Son aylarda ABD'nin İran'daki hedeflere yönelik düzenlediği hava saldırıları, Washington'daki bazı çevrelerde İran halkının rejime karşı ayaklanacağı beklentisini doğurmuştu. Ancak Trita Parsi, bu beklentinin gerçekçi olmadığını, saldırıların İran toplumunda milli duyguları kabarttığını ve hükümete olan desteği artırdığını vurguladı. Parsi'ye göre, dış müdahale tehdidi karşısında İranlılar, siyasi farklılıkları bir kenara bırakarak ülkelerinin yanında yer aldı. Bu durum, rejimin içerideki meşruiyetini güçlendirirken, muhalefetin elini zayıflattı.
Parsi, ABD'nin İran politikasında sürekli olarak sert güç kullanımına başvurmasının, Tahran'ın nükleer program da dahil olmak üzere birçok konuda daha fazla direnç göstermesine yol açtığını belirtiyor. Hava saldırılarının askeri açıdan sınırlı etkisine rağmen, siyasi sonuçlarının Tahran'ı bölgesel bir aktör olarak güçlendirdiğini savunuyor. Parsi'nin analizi, ABD'nin İran'la diyalog ve diplomasi yollarını tüketmeden askeri seçeneklere yönelmesinin stratejik bir hata olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Trita Parsi, ABD'nin İran'a yönelik politikalarının sadece ikili ilişkileri değil, tüm Orta Doğu'daki güç dengelerini etkilediğini ifade ediyor. Saldırılar, Basra Körfezi'ndeki gerilimi artırırken, İran'ın vekil güçler üzerindeki etkisini pekiştirmesine zemin hazırladı. Özellikle Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki İran destekli gruplar, Tahran'ın bölgesel nüfuzunun birer parçası olarak öne çıkıyor. ABD'nin bu gruplara yönelik dolaylı ya da doğrudan müdahaleleri, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştiriyor.
Küresel açıdan bakıldığında, ABD'nin İran'a yönelik bu hamleleri, uluslararası toplumda tepkiyle karşılanıyor. Özellikle Avrupa ülkeleri ve Rusya, askeri müdahalenin diyalog zeminini zayıflattığını ve nükleer anlaşmanın geleceğini tehlikeye attığını savunuyor. Parsi, bu tür tek taraflı eylemlerin çok taraflı diplomasiyi baltaladığını ve küresel güvenlik mimarisine zarar verdiğini dile getiriyor. İran'ın ekonomik zorluklarına rağmen, dış tehditlerin birleştirici etkisi, rejimin ayakta kalmasına yardımcı oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik hava saldırıları, Türkiye'nin güvenliğini yakından ilgilendiren bir gelişme olarak izlenmeli. İran'la sınır komşusu olan Türkiye, olası bir bölgesel çatışmanın göç dalgaları ve güvenlik risklerini artırabileceğinin farkında. Ayrıca Türkiye, enerji ithalatında İran'a bağımlılığı nedeniyle ekonomik istikrar açısından da olumsuz etkilenebilir. Ankara, bölgede diplomasiyi ön plana çıkaran bir yaklaşım sergilerken, bu tür askeri müdahalelerin Türkiye'nin komşuluk ilişkilerini ve bölgesel dengeleri olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Türkiye'nin, İran'la diyalog kanallarını açık tutması ve bölgesel istikrar için yapıcı roller üstlenmesi önem taşıyor.