ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin (GOP) transgender bireylere yönelik artan baskıları, birçok Amerikalıyı evlerini terk etmeye ve hatta ülkeyi terk etmeye zorluyor. Cerberus isimli bir transgender birey, her an kaçmaya hazır bir 'go-bag' ile yaşarken, Adrian anlık hareket etmeye hazır bekliyor. Debra Guckenheimer ise ikili cinsiyet dışı (nonbinary) çocuklarıyla birlikte ABD'den kaçtı. GOP'un eyalet düzeyinde uygulamaya koyduğu yasalar, transgender bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlıyor, kamuya açık alanlarda kimliklerini kullanmalarını engelliyor ve hatta ailelerin çocukları üzerindeki velayet haklarına müdahale ediyor. Bu durum, ABD'de insan hakları krizine dönüşmüş durumda.
GOP'un Transgender Karşıtı Yasaları
Son iki yılda, Cumhuriyetçi kontrollü eyaletlerde 400'den fazla transgender karşıtı yasa tasarısı sunuldu. Bunların bir kısmı yasalaştı: örneğin Arkansas, Mississippi, Tennessee ve Florida'da, reşit olmayanlar için cinsiyet uyum tedavisi yasaklandı. Oklahoma'da kamuya ait tuvalet kullanımı, doğum belgesindeki cinsiyete göre düzenlendi. Teksas'ta ise aileler, çocuklarının transgender sahiplenmesi durumunda çocuk koruma soruşturmasıyla karşı karşıya kalabiliyor. Bu yasalar, Ulusal Transgender Eşitlik Merkezi'ne göre, halihazırda 150 binden fazla transgender gencin sağlık hizmetine erişimini etkiliyor.
Cerberus, 'Her an bir tahliye planım var. Evimden, mahallemden hatta ülkeden kaçmak zorunda kalabilirim' diyor. Adrian ise 'Hareket edebileceğim eyaletleri işaretledim. Bir saat içinde toplanıp gitmeye hazırım' ifadelerini kullanıyor. Debra Guckenheimer, nonbinary çocuklarıyla Kanada'ya sığındığını söylüyor: 'Çocuklarımın güvende olduğu bir yer yoktu. Yaşayabilmek için gitmek zorundaydık.'
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu zorunlu göç, ABD'de sadece bir iç sorun değil, aynı zamanda uluslararası alanda insan hakları ihlali olarak eleştiriliyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, ABD'deki transgender karşıtı yasaları kınarken, Avrupa Birliği de endişelerini dile getirdi. Göç edenlerin bir kısmı Kanada, Meksika ve Avrupa ülkelerine sığınma başvurusu yapıyor. Bu durum, ABD'nin uluslararası itibarını zedelerken, diğer ülkelerde de benzer yasaların teşvik edilmesi riskini doğuruyor. Özellikle Macaristan, Polonya gibi muhafazakar hükümetler, ABD'deki gelişmeleri kendi politikalarına meşruiyet sağlamak için kullanabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki bu insan hakları krizini, küresel ölçekte artan ayrımcılık eğilimlerinin bir parçası olarak değerlendirebilir. Türkiye'nin insan hakları karnesi de uluslararası kuruluşlar tarafından eleştirilse de, bu tür gelişmeler, Türkiye'nin göç politikalarına yansıyabilir. Özellikle LGBTİ+ bireylerin Türkiye'ye sığınma başvurularında artış yaşanabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa Konseyi ve BM nezdinde insan hakları normlarına bağlılığını göstermesi, bu tür küresel krizlerde elini güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin kendi iç hukukunda cinsiyet kimliği temelinde ayrımcılığı önleyici düzenlemeler yapması, bu konuda daha proaktif bir duruş sergilemesini sağlayabilir.