Singapur'da ulaşım tartışmaları uzun süredir otomobillerin etrafında dönüyor; ancak şehir devletinin gelecekteki politikalarının odağında insanlar olmalı. Lee Kuan Yew Kentsel Yenilikçi Şehirler Merkezi'nden Samuel Chng, bu tartışmanın artık araç sahipliğini herkes için erişilebilir kılmak üzerine değil, insanları merkeze alan bir yaklaşıma evrilmesi gerektiğini savunuyor.
Arka Plan: Otomobil kültürü ve değişen ihtiyaçlar
Singapur, dünyanın en pahalı otomobil sahipliği maliyetlerinden birine sahip. COE (Certificate of Entitlement) sistemi, araç sayısını kontrol altında tutmak için sürücülerin araç satın alma hakkı için yüksek bedeller ödemesini gerektiriyor. Bu sistem, şehrin trafik sıkışıklığını yönetmesine yardımcı olurken, otomobil sahipliğini bir lüks haline getirmiş durumda. Ancak Chng, tartışmanın odak noktasının bu sistemin nasıl daha erişilebilir hale getirileceği değil, insanların gerçekte nasıl hareket etmek istediği üzerine kurulması gerektiğini belirtiyor.
Chng'a göre, ulaşım politikaları genellikle otomobil sahipliğini teşvik eden veya kısıtlayan araç sayısı ve altyapıya odaklanıyor. Oysa modern şehirlerde insanların ihtiyaçları çok daha çeşitli: toplu taşıma, bisiklet yolları, yaya öncelikli alanlar ve paylaşımlı mobilite seçenekleri gibi. Singapur'un bu alanlardaki yatırımları önemli olmakla birlikte, tartışmanın merkezine hâlâ otomobil sahipliği yerleşiyor.
Uzman, toplu taşımanın geliştirilmesi ve aktif mobilite seçeneklerinin teşvik edilmesi gerektiğini, böylece insanların otomobile olan bağımlılığının azalacağını savunuyor. Ayrıca, teknolojik gelişmelerin (örneğin otonom araçlar ve mobilite hizmetleri) ulaşımı dönüştürme potansiyeline dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Şehirlerin geleceği
Singapur'un ulaşım politikaları, sadece ada ülkesi için değil, yoğun nüfuslu diğer Asya şehirleri için de bir model oluşturabilir. Bölgedeki hızlı kentleşme, trafik sıkışıklığı ve hava kirliliği gibi sorunları beraberinde getiriyor. Şehirler, otomobil odaklı planlamadan insan odaklı tasarıma geçerek daha yaşanabilir ve sürdürülebilir hale gelebilir.
Küresel ölçekte, iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri, şehirlerin karbon ayak izini azaltmayı gerektiriyor. Ulaşım sektörü, küresel karbon emisyonlarının önemli bir kısmını oluşturuyor. Bu nedenle, Singapur gibi şehir devletlerinin alacağı kararlar, sürdürülebilir kentsel hareketliliğe geçişte referans niteliği taşıyabilir. Chng, bu bağlamda politika yapıcıların kısa vadeli talepler yerine uzun vadeli insan refahını ve çevresel sürdürülebilirliği göz önünde bulundurması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'deki büyük şehirlerde yaşanan ulaşım sorunlarına ışık tutuyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropoller, trafik sıkışıklığı ve otomobil bağımlılığıyla mücadele ediyor. Singapur'un insan odaklı ulaşım politikalarına geçişi, Türkiye'deki belediyeler için bir örnek teşkil edebilir. Özellikle toplu taşıma yatırımlarının artırılması ve bisiklet/yaya yollarının geliştirilmesi, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de yaşam kalitesi açısından önem taşıyor. Türkiye'nin büyük şehirlerinde otomobil sahipliğinin özendirilmesi yerine, toplu taşımanın teşvik edilmesi ve altyapının buna göre planlanması, uzun vadede daha yaşanabilir şehirler yaratılmasına katkı sağlayabilir.