Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde, Şeraro kasabası yakınlarında hükümet güçleri ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Bu çatışmalar, 2022 yılında imzalanan ve iki yıldır büyük ölçüde korunan Pretoria Barış Anlaşması'na yönelik en ciddi tehditlerden biri olarak değerlendiriliyor. Her iki taraf da çatışmayı diğerinin başlattığını iddia ederken, bölgedeki kırılgan istikrar yeniden sarsılma riskiyle karşı karşıya.
Çatışmanın Arka Planı ve Tarafların Açıklamaları
Etiyopya hükümeti, TPLF güçlerinin Şeraro bölgesinde hükümet mevzilerine saldırdığını ve bu saldırının barış anlaşmasını ihlal ettiğini öne sürdü. Hükümet sözcüsü Legesse Tulu, yaptığı açıklamada, TPLF'nin saldırgan tutumunun kabul edilemez olduğunu ve hükümetin ülkenin egemenliğini korumak için gerekli önlemleri alacağını belirtti. Öte yandan TPLF sözcüsü Getachew Reda, hükümet güçlerinin bölgeye yönelik kapsamlı bir askeri harekat başlattığını ve çatışmanın sorumlusunun hükümet olduğunu savundu. Reda, hükümetin barış anlaşmasını uygulamaktan kaçındığını ve bu saldırıyla anlaşmayı tamamen çökertmeyi amaçladığını iddia etti.
Çatışmaların başladığı bölge olan Şeraro, Tigray'ın batısında yer alıyor ve stratejik öneme sahip. Bu bölge, 2020-2022 yılları arasında süren iç savaşta da yoğun çatışmalara sahne olmuştu. Savaşta on binlerce kişi hayatını kaybetmiş, milyonlarca insan yerinden edilmişti. Pretoria anlaşması, silahların bırakılması, federal hükümetin geçici yönetimi ve insani yardımların ulaştırılmasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın uygulanması, özellikle TPLF'nin silahsızlandırılması ve federal hükümetin bölgedeki varlığı konularında tıkanmıştı. Son çatışmalar, bu kırılgan sürecin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tigray'daki istikrarsızlık, sadece Etiyopya'nın değil, tüm Afrika Boynuzu bölgesinin güvenliğini etkileyen kritik bir mesele. Bölgede yer alan Eritre, Sudan ve Cibuti gibi ülkelerle sınır komşusu olan Etiyopya'nın iç karışıklıkları, mülteci akınlarına ve sınır ötesi güvenlik sorunlarına yol açabilir. Ayrıca, Nil Nehri'nin ana kollarından biri olan Mavi Nil üzerinde inşa edilen Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) konusunda Mısır ve Sudan ile yaşanan anlaşmazlık da bölgesel gerilimleri artırıyor. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler'in barış anlaşmasının korunması için arabuluculuk çabalarını sürdürmesi bekleniyor.
ABD, Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler de taraflara diyalog çağrısı yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Pretoria anlaşmasına bağlılığın önemi vurgulanarak, çatışmaların derhal sona erdirilmesi istendi. Öte yandan, Çin ve Rusya'nın Etiyopya'daki gelişmelere ilişkin tutumu ise temkinli bir destek şeklinde. Bu ülkeler, Etiyopya'nın iç işlerine karışmama prensibine vurgu yaparak, ülkenin istikrarının bölgesel güvenlik için önemli olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki önemli iş ortaklarından biri. Türkiye, Etiyopya ile askeri işbirliği anlaşmaları imzalamış ve Somali'deki askeri üssü üzerinden bölgede etkinlik kurmuştur. Tigray'daki çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin bölgedeki yatırımlarını, ticari ilişkilerini ve askeri varlığını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'da artan diplomatik nüfuzu göz önüne alındığında, bu tür istikrarsızlık Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü de test edebilir. Ankara'nın barış sürecini desteklemesi ve tarafları diyaloga teşvik etmesi, Türkiye'nin bölgesel istikrar çabaları açısından önem taşıyor.