Amerikan dergisi The Atlantic’in Ağustos 2024 sayısında yayımlanan bir makale, okuma alışkanlıklarının küresel çapta düşüşe geçtiğini ve bu durumun modern medeniyetin devamlılığı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu öne sürüyor. Yazar Rose Horowitch, “Okuma Çağı Bitti” başlıklı makalesinde, dijital çağın dikkat sürelerini kısalttığını, derinlemesine okuma becerisinin giderek yok olduğunu ve bu eğilimin siyasi kutuplaşmadan demokratik kurumların zayıflamasına kadar bir dizi sorunu tetiklediğini savunuyor.
Okuma alışkanlığındaki düşüşün verileri
Horowitch, makalesinde Amerikan Ulusal Sanat Vakfı (NEA) ve Pew Araştırma Merkezi gibi kurumların verilerine dayanarak ABD’de kitap okuma oranının son yirmi yılda önemli ölçüde azaldığını belirtiyor. 2004 yılında yetişkinlerin yüzde 57’si bir yıl içinde en az bir kitap okuduğunu belirtirken, bu oran 2023’te yüzde 48’e geriledi. Daha çarpıcı olan ise, hiç kitap okumayanların oranının aynı dönemde yüzde 19’dan yüzde 28’e yükselmesi. Benzer eğilimler Avrupa ülkelerinde de gözleniyor: OECD verilerine göre, 15 yaş grubundaki öğrencilerin yüzde 40’ı boş zamanlarında nadiren okuma yapıyor. Horowitch, bu düşüşün eğitim sistemindeki yapısal değişimler ve ekran bağımlılığının artmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor.
Postliterate dönem ve demokrasiye etkileri
Horowitch’e göre, “postliterate” (okuryazarlık sonrası) dönem, sadece bireysel okuma alışkanlıklarının değil, aynı zamanda kamuoyu oluşturma, eleştirel düşünme ve bilgiyi değerlendirme becerilerinin de aşındığı bir sürece işaret ediyor. Makale, okumanın azalmasının özellikle demokratik toplumlar için tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor: Derinlemesine okuma, karmaşık argümanları takip etmeyi, bağlamı anlamayı ve nüansı fark etmeyi gerektiriyor. Bu becerilerin kaybı, seçmenlerin manipülasyona açık hale gelmesine, aşırılıkçı söylemlerin yaygınlaşmasına ve siyasi kutuplaşmanın derinleşmesine yol açıyor. Horowitch, tarihsel referanslarla okuryazarlık oranlarındaki artışın Aydınlanma Çağı ve demokratik devrimlerle paralel ilerlediğini, bugünkü düşüşün ise “medeniyetimizin temellerine yönelik bir tehdit” olduğu sonucuna varıyor.
Küresel boyut ve teknolojinin rolü
Horowitch’in analizi, sadece ABD özelinde değil, küresel ölçekte geçerli eğilimleri yansıtıyor. Dijital platformların dikkat sürelerini kısaltan yapısı, sosyal medya algoritmalarının uzun metinler yerine kısa videoları öne çıkarması, eğitim sistemlerinin sınav odaklı hale gelmesi gibi faktörler dünya genelinde okuma alışkanlıklarını etkiliyor. UNESCO verilerine göre, dünya genelinde hala 773 milyon yetişkin temel okuryazarlık becerilerine sahip değil. Ancak Horowitch, okuryazar nüfusta bile okuma sıklığının azalmasının yeni bir tür “fonksiyonel okuryazarlık” sorunu yarattığını savunuyor. Bu durum, özellikle gelişmiş ülkelerde nitelikli işgücü arzını ve sivil katılımı tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de de okuma alışkanlıklarındaki düşüş benzer seyrediyor. TÜİK verilerine göre, kitap okuma oranı son on yılda yüzde 35’lerden yüzde 20’lere geriledi. Bu durum, özellikle genç nüfusta görülen dijital bağımlılık ve kısa içerik tüketimi alışkanlığı ile birleşince, bilgi kirliliğine karşı direnci zayıflatıyor. Demokratik katılım ve eleştirel düşüncenin zayıflaması, Türkiye gibi genç nüfuslu ülkelerde geleceğin işgücü kalitesini ve siyasal istikrarı etkileyebilir. Eğitim politikalarının kitap okuma alışkanlığını teşvik edecek şekilde yeniden yapılandırılması, sadece kültürel değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik bir zorunluluk olarak görülmeli.