İngiltere'nin en büyük su ve atık su hizmeti sağlayıcısı Thames Water, Nisan 2023 ile Mart 2024 arasındaki mali yılda 139 milyon sterlin vergi sonrası kâr elde ettiğini açıkladı. Bu, bir önceki yıl 448 milyon sterlinlik zararın ardından önemli bir dönüş anlamına geliyor. Ancak şirketin net borcu da aynı dönemde 14,7 milyar sterline yükselerek rekor kırdı. Thames Water, bu iyileşmeyi büyük ölçüde müşteri faturalarına yapılan zamlara borçlu. Şirket, 2023 yazında ortalama faturayı yüzde 11 artırmış, ardından Nisan 2024'te enflasyon oranında bir zam daha yapmıştı.
Gelişmenin Arka Planı: Borç Krizi ve Özelleştirme Tartışmaları
Thames Water, 15 milyon müşteriye hizmet veren ve Londra ile Thames Vadisi'ni kapsayan dev bir altyapı kuruluşu. Şirket son yıllarda artan borç yükü, sık sık yaşanan su kesintileri ve kanalizasyon taşkınları nedeniyle eleştiri odağında. 2023 yılında, şirketin 14 milyar sterlinlik borcunu çevirememesi durumunda geçici kamulaştırma ihtimali gündeme gelmişti. İngiltere hükümeti, özel sektörün yönetimindeki su şirketlerinin iflas etmesi halinde devreye girecek acil durum planları hazırlamıştı. Thames Water'ın hissedarları, şirketin borcunu azaltmak için 3,5 milyar sterlinlik yeni sermaye enjeksiyonu yapmayı kabul etti, ancak bu miktarın yeterli olmadığı belirtiliyor.
Şirketin CEO'su Chris Weston, kâr açıklamasının ardından yaptığı değerlendirmede, "Finansal performansımız iyileşiyor, ancak önümüzde hâlâ önemli zorluklar var. Altyapı yatırımlarımızı artırmamız ve borç seviyemizi düşürmemiz gerekiyor" dedi. Thames Water, önümüzdeki beş yıl içinde altyapıya 4,8 milyar sterlin yatırım yapmayı planlıyor. Ancak çevre örgütleri ve tüketici grupları, faturalardaki artışın hane halkları üzerindeki baskıyı artırdığını ve şirketin kâr etmesine rağmen kirlilik sorunlarını çözmediğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Su Hizmetlerinde Özelleştirme Modeli Tartışmaları
Thames Water'ın durumu, İngiltere'de 1989'da başlatılan su özelleştirme modelinin başarısızlığına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özel sektörün kâr odaklı yönetimi, yatırımların yetersiz kalmasına ve borçların sürdürülemez seviyelere ulaşmasına neden oldu. Diğer büyük su şirketleri de benzer sorunlar yaşıyor. Örneğin, Yorkshire Water ve Southern Water da borç ve kirlilik sorunlarıyla boğuşuyor. Analistler, su hizmetlerinin yeniden kamulaştırılması fikrinin giderek daha fazla destek bulduğunu belirtiyor. Dünyada birçok ülke, su ve enerji gibi kritik altyapıları kamu eliyle yönetirken, İngiltere'nin bu alandaki deneyimi özelleştirme karşıtlarına argüman sağlıyor. Küresel ölçekte, iklim değişikliği kaynaklı kuraklık ve su kıtlığı riski, su şirketlerinin yatırım ihtiyacını daha da artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Thames Water'ın mali krizi, Türkiye'deki su ve altyapı yönetimi tartışmaları için önemli bir referans noktası. Türkiye'de su hizmetleri büyük ölçüde belediyeler ve devlet kurumları tarafından sağlanıyor; ancak son yıllarda bazı kentlerde işletme modellerinde özelleştirme eğilimleri görülüyor. Thames Water örneği, özelleştirme ve kâr odaklı yönetimin, yatırım yetersizliği, artan borçluluk ve hizmet kalitesinde düşüş gibi riskler taşıdığını gösteriyor. Türkiye'de özellikle büyükşehirlerde su altyapısına yönelik yatırım ihtiyacı ve tarımsal su kullanımının verimsizliği, benzer sorunlara yol açabilir. Ayrıca, iklim değişikliğinin Türkiye'de su kaynakları üzerinde yarattığı baskı, altyapı yönetiminde sürdürülebilir modellerin önemini artırıyor. Thames Water krizi, su hizmetlerinin stratejik bir kamu hizmeti olarak ele alınması gerektiğini hatırlatıyor.