İngiltere’nin en büyük su ve atık su şirketi Thames Water’ın alacaklıları, Londra Belediye Başkanı seçimlerinde öne çıkan adaylardan Andy Burnham’ın olası kamulaştırma planına karşı yasal mücadeleye hazırlanıyor. BBC’nin edindiği bilgilere göre, çok sayıda büyük kreditör, şirketin iflasının eşiğine gelmesi durumunda borçlarının tamamının ödenmesini talep edecek. Bu borçların toplamı, milyarlarca sterlini buluyor. Thames Water’ın 2019’da özelleştirilmesinden bu yana biriken 15 milyar sterlini aşkın borç yükü, şirketin mali yapısını kırılgan hale getirmiş durumda. Alacaklıların başvurduğu hukuk firması, kamulaştırmanın özel mülkiyet haklarını ihlal edeceği gerekçesiyle dava açmaya hazırlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Thames Water, Londra ve çevresinde 15 milyondan fazla kişiye su ve atık su hizmeti sunuyor. Şirket, son yıllarda artan borçları, düşen karlılığı ve yatırım eksikliği nedeniyle zor günler geçiriyor. 2023 yılında hükümetin mali destek paketi açıklamasına rağmen, şirketin mali durumu düzelmedi. Büyük hissedarlar, 2024’te yeni bir sermaye artırımı planlarken, alacaklılar ise paralarını geri alamama endişesiyle harekete geçti. Andy Burnham, Greater Manchester Belediye Başkanı olarak, su hizmetlerinin kamu yararına daha iyi işletilebileceğini savunarak kamulaştırma çağrısında bulunmuştu. Burnham’ın bu çıkışı, Londra’da da benzer bir adımı tetikleyebilir. Eğer Thames Water iflas ederse, hükmetin geçici olarak işletmeyi devralması gündemde. Ancak alacaklılar, bu durumda alacaklarının tamamen silineceğinden endişeleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, sadece İngiltere’de değil, dünya genelinde özelleştirilmiş kamu hizmetlerinin geleceği açısından da önemli bir emsal teşkil edebilir. Özellikle su ve enerji gibi temel altyapı hizmetlerinin özelleştirilmesi, son yıllarda pek çok ülkede tartışma konusu. Almanya ve Fransa’da su hizmetleri daha çok yerel yönetimler tarafından yürütülürken, İngiltere’de 1980’lerde başlayan özelleştirme dalgası, birçok şirketi borç batağına sürükledi. Küresel finans piyasaları, Thames Water’ın durumunu yakından takip ediyor. Şirketin iflası, İngiltere’nin kredi notu ve yatırımcı güveni üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Aynı zamanda, İngiltere’deki diğer özelleştirilmiş su şirketlerinin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğu biliniyor. Bu durum, hükümeti kamu hizmetlerinin yönetimi konusunda yeni düzenlemelere zorlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’de de özelleştirilen kamu hizmetlerinin kırılganlığına dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye’de su, enerji ve ulaşım gibi alanlarda yapılan özelleştirmeler, benzer mali riskler barındırıyor. Thames Water’ın yaşadığı borç krizi, yabancı yatırımcıların Türkiye’deki altyapı projelerine olan güvenini etkileyebilir. Ayrıca, İngiltere’deki bu hukuki süreç, uluslararası tahkim ve yatırımcı hakları konularında Türkiye için örnek teşkil edebilir. Türkiye’nin de taraf olduğu Enerji Şartı Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalar, benzer uyuşmazlıklarda devletleri yükümlülük altına sokabiliyor. Bu nedenle, sürecin takip edilmesi ve yerel düzenlemelerin gözden geçirilmesi stratejik önem taşıyor.