Belçikalı savunma şirketi Thales, lazer güdümlü roketlerine entegre ettiği yeni bir LiDAR (Işık Algılama ve Mesafe Belirleme) sensörü sayesinde, özellikle dronelar olmak üzere küçük ve hızlı hareket eden hava hedeflerine karşı öldürücülüğünü artırmayı hedefliyor. Şirketin Belçika biriminden bir yetkili, Breaking Defense’e yaptığı açıklamada, “Güdüm kitinin arkasına yeni bir sensör entegre ettik. Bu sensör, hedefe yaklaşıldığında devreye giriyor” ifadelerini kullandı. Sistemin temel amacı, özellikle tehdit oluşturan insansız hava araçlarının (İHA) etkisiz hale getirilmesi olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı
Thales’in Lazer Güdümlü Roket (LGR) ailesi, daha önce kara ve deniz hedeflerine karşı kullanılmak üzere tasarlanmıştı. Ancak modern savaş alanlarında droneların artan tehdidi, şirketi bu sistemi havadaki hedeflere uyarlamaya itti. Yeni LiDAR sensörü, roket hedefe yaklaştıkça aktif hale geliyor ve hedefin tam konumunu belirleyerek lazer arayıcının daha hassas bir şekilde kilitlenmesini sağlıyor. Bu sayede roket, hedef manevra yapsa bile onu takip edebiliyor. Thales yetkilisi, “LiDAR, geleneksel radarlara kıyasla daha düşük maliyetli ve daha kompakt bir çözüm sunuyor. Ayrıca droneların küçük radar izi, lazer tabanlı sistemler için avantajlı” dedi. Sistemin testleri başarıyla tamamlanmış olup, seri üretim aşamasına geçilmesi planlanıyor.
LGR sistemi, 70 mm ve 2.75 inç çaplı roketlerle uyumlu çalışıyor. Mevcut lazer arayıcı başlıklara eklenen LiDAR modülü, mevcut fırlatıcı platformlarıyla uyumluluğu koruyor. Thales, özellikle hafif silahlı helikopterler ve kara araçları için bu yükseltmeyi öneriyor. Şirket, sistemin maliyet etkinliğine vurgu yaparken, dronelarla mücadelede popüler hale gelen lazer silahlarına kıyasla daha düşük bir bütçeyle yüksek etkinlik sunduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Dronelar, Ukrayna-Rusya savaşından Orta Doğu’daki çatışmalara kadar modern savaşın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Özellikle keşif ve saldırı amaçlı kullanılan İHA’lar, geleneksel hava savunma sistemlerini zorluyor. Thales’in bu hamlesi, birçok ülkenin drone tehdidine karşı uygun maliyetli çözüm arayışına yanıt olarak değerlendiriliyor. Benzer sistemler ABD’li Raytheon ve İsrailli Rafael tarafından da geliştiriliyor. Ancak Thales’in LiDAR yaklaşımı, düşük maliyet ve yüksek hassasiyet vaadiyle rakiplerinden ayrışıyor. NATO ülkeleri başta olmak üzere birçok ordunun, mevcut roket stoklarını basit bir modülle yükseltebilmesi, sistemi cazip kılıyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, artan güvenlik tehditleri karşısında bu tür yeniliklere sıcak bakıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, insansız hava araçları konusunda dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olarak, hem İHA üretiminde hem de İHA karşıtı sistemlerde kritik bir oyuncu. Thales’in geliştirdiği LiDAR destekli lazer güdümlü roket, Türkiye’nin de ilgisini çekebilecek bir teknoloji. Türk savunma sanayii, ASELSAN ve ROKETSAN gibi firmalar aracılığıyla benzer sistemler geliştiriyor; ancak bu tür bir sensör entegrasyonu maliyet avantajı sağlayabilir. Ayrıca NATO üyesi olarak Türkiye, Thales’in sistemini mevcut platformlarına entegre edebilir veya yerli alternatiflerini hızlandırabilir. Bölgesel olarak, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarında dronelara karşı etkin bir savunma ihtiyacı, bu tür teknolojilere olan talebi artırıyor. Gelişme, Türkiye’nin savunma sanayii stratejisi açısından takip edilmesi gereken bir yenilik olarak öne çıkıyor.