ABD'nin 11 Eylül saldırılarının ardından başlattığı ve yirmi yıl boyunca dış politikasını şekillendiren Terörle Savaş dönemi resmen sona erdi. Ancak bu dönemin mirası, sonuçları ve uluslararası sistem üzerindeki etkileri hala tam olarak anlaşılmış değil. Terörle Savaş, 2001'den 2021'e kadar süren, Afganistan ve Irak işgallerinden drone saldırılarına, Guantanamo hapishanesinden kitlesel gözetlemeye kadar uzanan geniş bir güvenlik ve dış politika stratejisiydi. Bu dönem, ABD'nin küresel liderliğini yeniden tanımlarken, aynı zamanda uluslararası hukuk, insan hakları ve ittifak ilişkilerinde derin yaralar açtı.
Terörle Savaş'ın Arka Planı ve Evrimi
Terörle Savaş, 11 Eylül 2001 saldırılarının hemen ardından dönemin ABD Başkanı George W. Bush tarafından ilan edildi. Bush yönetimi, El Kaide ve ona bağlı grupları hedef alan küresel bir askeri kampanya başlattı. İlk hedef Afganistan'daki Taliban rejimi oldu; Ekim 2001'de başlayan operasyonla Taliban devrildi, ancak El Kaide lideri Usame bin Ladin on yıl boyunca yakalanamadı. 2003'te Irak işgali, kitle imha silahları iddiasıyla genişletildi; bu iddia daha sonra yalanlandı ve savaş, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdi.
Barack Obama döneminde (2009-2017) strateji değişti: Irak'tan çekilme, Afganistan'da asker sayısının artırılması ve drone saldırılarının yoğunlaşması. 2011'de Bin Ladin'in Pakistan'da öldürülmesi sembolik bir zafer oldu. Ancak Suriye iç savaşı ve IŞİD'in yükselişi, Terörle Savaş'ın yeni bir cephe kazanmasına yol açtı. Donald Trump döneminde (2017-2021) IŞİD'e karşı mücadele öncelik kazandı; 2019'da IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi öldürüldü. Nihayet Ağustos 2021'de ABD, Kabil'den kaotik bir şekilde çekilerek Afganistan'daki 20 yıllık askeri varlığını sonlandırdı.
Terörle Savaş, sadece askeri operasyonlardan ibaret değildi. ABD, 2001'de Vatanseverlik Yasası'nı çıkararak iç güvenlik ve gözetim yetkilerini genişletti; Guantanamo Körfezi'nde tutuklular hukuki statüden yoksun bırakıldı; gizli CIA hapishaneleri ve işkence iddiaları uluslararası kamuoyunda infial yarattı. NSA'nın kitlesel telefon ve internet gözetimi 2013'te Edward Snowden tarafından ifşa edildi. Bu uygulamalar, demokrasi ve insan hakları söylemiyle çelişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Terörle Savaş, küresel güç dengelerini derinden etkiledi. ABD'nin askeri müdahaleleri, Orta Doğu'da istikrarsızlığı artırdı; Irak'ın işgali, bölgesel mezhep çatışmalarını körükledi ve IŞİD gibi radikal grupların doğuşuna zemin hazırladı. Afganistan'da Taliban 2021'de yeniden iktidara geldi; bu, ABD'nin askeri gücünün sınırlarını gösterdi. Terörle Savaş, aynı zamanda ABD'nin Avrupa ve Asya'daki ittifaklarını test etti: NATO, Afganistan'da ilk kez 5. Madde'yi işletti; ancak Irak işgali, Fransa ve Almanya gibi müttefiklerle ciddi anlaşmazlıklara yol açtı.
Küresel ölçekte Terörle Savaş, terörizmin tanımını ve mücadele yöntemlerini dönüştürdü. Devletler, terörle mücadele adına özgürlükleri kısıtlayan yasalar çıkardı; drone teknolojisi yaygınlaştı ve sınır aşan operasyonlar olağan hale geldi. Ancak bu savaş, terörizmi tamamen ortadan kaldırmadı; aksine yeni radikal grupların ortaya çıkmasına neden oldu. 2021 sonrası dönemde ABD, önceliğini büyük güç rekabetine (Çin ve Rusya) kaydırdı; Terörle Savaş'ın sona ermesi, uluslararası sistemin çok kutuplu yapısına geçişin bir işareti olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Terörle Savaş dönemi, Türkiye için hem fırsatlar hem de zorluklar yarattı. ABD'nin Irak işgali, PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığını güçlendirdi ve Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırdı. 2003'te tezkere krizi, Türk-Amerikan ilişkilerinde ilk ciddi çatlak oldu. Suriye iç savaşında ABD'nin YPG/PYD ile işbirliği, Türkiye'nin NATO müttefikiyle yaşadığı en büyük güven bunalımı haline geldi. Öte yandan Türkiye, Afganistan'da istikrar için çaba sarf etti; 2021'de Kabil Havalimanı'nın güvenliği konusunda rol üstlenmeyi teklif etti. Terörle Savaş'ın sona ermesi, Türkiye'nin bölgesel aktör olarak önemini artırırken, ABD ile ilişkilerde yeni bir denge arayışını da beraberinde getiriyor. Türkiye, terörle mücadelede kendi yöntemlerini uygularken, Batı ile yaşadığı anlaşmazlıkları yönetmek zorunda.