Singapur'da Teochew lehçesiyle çekilen bir filmin yarattığı büyük heyecan, ülkedeki dil politikalarına karşı bir başkaldırıdan ziyade, kaybolmakta olan bir ana dilin ardından duyulan derin bir yası yansıtıyor. Nanyang Teknoloji Üniversitesi Dilbilim Profesörü Tan Ying Ying'in analizine göre, “Sevgili Sen” isimli filmin bu denli ses getirmesi, Singapurluların bilinçaltında hissettiği bir kaybın dışavurumu. Film, Çin'in güneyinde konuşulan Teochew lehçesinin günlük hayattan hızla silinmesine dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Singapur, 1965'te bağımsızlığını kazandıktan sonra ulusal birliği sağlamak amacıyla İngilizceyi ana eğitim dili olarak benimsedi. Etnik gruplar arasında iletişimi kolaylaştırmak için Mandarin, Malay ve Tamil gibi resmi dillerin yanı sıra İngilizce ön plana çıkarıldı. Ancak bu politika, Çin kökenli nüfusun büyük bir kısmının evde konuştuğu Teochew, Hokkien ve Kantonca gibi lehçelerin zamanla gerilemesine yol açtı. Günümüzde genç kuşaklar, ebeveynlerinin ve büyükanne-büyükbabalarının konuştuğu bu lehçeleri ya hiç bilmiyor ya da sadece pasif olarak anlıyor. Tan Ying Ying, “Sevgili Sen” filminin bu duygusal boşluğu doldurduğunu, çünkü izleyicilere kendi çocukluk anılarını, aile bağlarını ve unutulmaya yüz tutan bir kültürel mirası hatırlattığını ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Singapur'daki bu durum, sadece bir ada ülkesine özgü değil. Dil çeşitliliğinin azalması, küresel bir olgu. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'ne (UNESCO) göre, dünyadaki yaklaşık 7 bin dilden yarısı tehdit altında ve her iki haftada bir dil yok oluyor. Teochew lehçesi, Çin anakarasında da konuşulmasına rağmen, Singapur'da hızla geri çekiliyor. Film, bu lehçenin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir kimlik, tarih ve duygu yükü taşıdığını gösteriyor. Bölgesel olarak, Malezya ve Endonezya gibi komşu ülkelerde de benzer lehçe erozyonu yaşanıyor. Dil politikalarının ulusal birlik amacı taşısa da, kültürel çeşitliliği tehdit edebileceği gerçeği, global ölçekte tartışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir dilsel dönüşüm yaşanıyor. Anadolu ve Kafkas lehçeleri, Lazca, Çerkesçe, Kürtçe ve Zazaca gibi diller, kentleşme ve tek tip eğitim politikaları nedeniyle giderek zayıflıyor. Singapur örneği, dil politikalarının kültürel aidiyet üzerindeki etkilerini anlamak açısından dersler içeriyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde azınlık dillerine yönelik daha kapsayıcı politikalar benimsemesi gerektiği tartışmaları sürüyor. Ayrıca, dil çeşitliliğinin korunması, somut olmayan kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli. Bu haber, kültür politikalarını yeniden değerlendirmek için bir vesile sunuyor.