Hong Kong borsasında işlem gören hisse senetlerine anakara Çinli yatırımcıların erişimini sağlayan Southbound Stock Connect programı kapsamındaki fon akışı, Mart 2025 itibarıyla 12 aylık dönemde 152 milyar ABD dolarına ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Bu rekor artış, Hong Kong'un halka arz (IPO) piyasasındaki canlanmanın yanı sıra Çinli yatırımcıların bölgeye olan güveninin arttığını gösteriyor.
Rekor Akışın Arka Planı: IPO Patlaması ve Yatırımcı Güveni
Southbound Stock Connect, 2014 yılında başlatılan ve anakara Çinli yatırımcıların Hong Kong borsasında belirli hisseleri almasına olanak tanıyan bir programdır. Son 12 aylık dönemde bu kanaldan akan fon miktarı, bir önceki yıla göre yüzde 40 artış gösterdi. Bu artışın temel nedenlerinden biri, Hong Kong'un halka arz piyasasındaki canlanma oldu. Özellikle teknoloji ve biyoteknoloji şirketlerinin halka arzları, yatırımcıların ilgisini çekti.
Hong Kong Borsası (HKEX), 2024 yılında 80'den fazla yeni halka arza ev sahipliği yaparak küresel sıralamada ilk üçe girdi. Bu halka arzların toplam büyüklüğü 30 milyar doları aştı. Özellikle Çinli teknoloji devlerinin yanı sıra bölgesel girişimlerin Hong Kong'u tercih etmesi, kotasyon sayısını artırdı. Anakara yatırımcıları, bu şirketlerin büyüme potansiyeline olan güvenleri ve Çin'in katı sermaye kontrolleri nedeniyle Hong Kong piyasalarına yöneliyor.
Uzmanlara göre, bu akışın rekor kırmasında Çin Merkez Bankası'nın para politikası gevşemeleri de etkili oldu. 2024 sonunda faiz indirimleri ve zorunlu karşılık oranlarının düşürülmesi, anakaradaki likiditeyi artırdı. Yatırımcılar, bu fazla likiditeyi Hong Kong gibi daha esnek piyasalara yönlendiriyor. Ayrıca, Çin hükümetinin Hong Kong'un finans merkezi konumunu güçlendirme çabaları, yatırımcı güvenini pekiştirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hong Kong borsasındaki bu rekor akış, sadece bölgesel değil küresel piyasalar için de önemli sinyaller taşıyor. Güneye yönelen fon akışının artması, Çin'in ekonomi politikasında bir dönüşümün işareti olarak görülüyor. Anakara Çin'in katı sermaye kontrolleri nedeniyle yatırımcılar, fonlarını Hong Kong aracılığıyla uluslararası piyasalara yönlendiriyor. Bu da Hong Kong'un küresel bir finans merkezi olarak rolünü pekiştiriyor.
Öte yandan, bu akışın artması, Asya piyasalarında bir rekabeti de beraberinde getiriyor. Singapur ve Tokyo gibi diğer bölgesel finans merkezleri, Hong Kong'un bu yükselişine karşı stratejiler geliştirmeye çalışıyor. Singapur, özellikle Çinli şirketler için alternatif bir kotasyon yeri olarak öne çıkarken, Tokyo ise yenin zayıflamasıyla ihracatçılar için cazip hale geliyor. Ancak Hong Kong, anakara Çin ile olan bağlantısı sayesinde rekabette avantajlı konumda.
Küresel ekonomideki belirsizlikler, ABD-Çin ticaret savaşının yeniden alevlenmesi ve Çin ekonomisindeki yavaşlama endişeleri, yatırımcıları Hong Kong gibi istikrarlı piyasalara yönlendiriyor. Ayrıca, Hong Kong'un hukuk sistemi ve döviz rezervlerinin gücü, yabancı yatırımcılar için de güven verici. Son dönemde Hong Kong'a yönelen yabancı fonlar da arttı; ancak anakara Çinli yatırımcıların akışı, bu rakamların çok üzerinde seyrediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong borsasındaki bu rekor akış, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da küresel likiditenin Asya'ya yönelmesi, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırabilir. Türkiye gibi ülkeler, yabancı yatırım çekmek için daha rekabetçi politikalar geliştirmek zorunda kalabilir. Ayrıca, Çin'in finansal serbestleşme adımları, Türk şirketlerinin Hong Kong'u bir finansman kaynağı olarak değerlendirmesine yol açabilir. Ancak kısa vadede, Türkiye'nin bu akıştan doğrudan bir fayda sağlaması beklenmiyor.