ABD Temyiz Mahkemesi, Trump yönetiminin Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) iklim değişikliğiyle mücadele için ayrılan milyarlarca dolarlık fonu kullanımdan kaldırma kararını yasadışı buldu. Yakın oy farkıyla alınan bu karar, Trump yönetiminin çevre politikalarına karşı önemli bir yargısal engel oluşturuyor. Mahkeme, EPA’nın Kongre tarafından onaylanan fonları keyfi bir şekilde durdurmasının yetki aşımı olduğuna hükmetti.
Kararın Arka Planı ve Detayları
Dava, Trump yönetiminin 2025 yılında EPA’nın iklim programlarına ayrılan yaklaşık 20 milyar dolarlık fonu dondurma kararına dayanıyor. Bu fonlar, Biden yönetimi döneminde Enflasyonu Azaltma Yasası (IRA) kapsamında tahsis edilmişti. Trump yönetimi, bu fonların ‘verimli kullanılmadığını’ iddia ederek geri çekmişti. Ancak çevre örgütleri ve bazı eyaletler, bu kararın yasaya aykırı olduğunu belirterek dava açmıştı.
Columbia Bölge Temyiz Mahkemesi’nin 3’e karşı 2 oyla aldığı kararda, EPA’nın fonları dondurma yetkisinin bulunmadığı, bu tür bir işlemin ancak Kongre’nin onayıyla yapılabileceği vurgulandı. Mahkeme, yönetimin kararını ‘keyfi ve kaprisli’ olarak nitelendirdi ve fonların derhal serbest bırakılmasını emretti. Karar, federal çevre politikalarının hukuki denetimine ilişkin emsal niteliği taşıyor.
Trump yönetimi ise karara itiraz edeceğini açıkladı. Beyaz Saray sözcüsü yaptığı açıklamada, ‘Bu karar, vergi mükelleflerinin parasının israf edilmesine izin veriyor. Yönetim olarak hukuki süreci sonuna kadar götüreceğiz’ ifadelerini kullandı. Çevre grupları ise kararı memnuniyetle karşıladı ve iklim finansmanının korunması açısından tarihi bir zafer olarak nitelendirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, yalnızca ABD iç siyasetini değil, küresel iklim politikalarını da yakından ilgilendiriyor. ABD, dünyanın en büyük ikinci sera gazı emisyonuna sahip ülkesi olarak, iklim finansmanındaki rolüyle uluslararası toplumun gözünü üzerine çekiyor. Trump yönetiminin iklim karşıtı politikaları, Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme ve fosil yakıt üretimini artırma yönündeki adımlarla birlikte, küresel iklim hedeflerine ulaşılmasını zorlaştırıyor.
Mahkemenin bu kararı, diğer ülkelerdeki benzer hukuki mücadelelere de ilham kaynağı olabilir. Özellikle iklim değişikliğiyle mücadelede yargının rolü, son yıllarda dünya genelinde artıyor. Bu karar, yönetimlerin iklim politikalarını hukuki denetime tabi tutulabileceğini göstererek, iklim aktivistlerinin elini güçlendiriyor. Ayrıca, ABD’nin iklim finansmanındaki belirsizlik, uluslararası iklim müzakerelerinde güven bunalımına yol açıyor ve gelişmekte olan ülkelerin iklim adaptasyonu için gereken kaynaklara erişimini olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu karar, ABD’nin iklim finansmanındaki rolünün devam edeceğine işaret ederek, Türkiye’nin Yeşil Kalkınma Devrimi hedeflerine uluslararası finansman bulma umutlarını artırabilir. Ancak ABD’deki siyasi istikrarsızlık, bu tür fonların sürekliliği konusunda belirsizlik yaratıyor. Türkiye’nin, iklim finansmanında alternatif kaynaklar geliştirmesi ve uluslararası işbirliklerini çeşitlendirmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca, bu karar, hukukun üstünlüğünün iklim politikalarındaki önemini vurgulayarak, Türkiye’deki benzer hukuki süreçlere de örnek teşkil edebilir.