ABD'de önemli bir hukuki gelişme yaşandı. New York merkezli 2. ABD Bölge Temyiz Mahkemesi, pazartesi günü verdiği kararla, asetaminofen (parasetamol) içeren ilaçların otizm ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna (DEHB) yol açtığı iddiasıyla açılan yüzlerce davayı yeniden canlandırdı. Mahkeme, alt mahkemenin davacıların sunduğu bilimsel uzman ifadelerini hatalı bir şekilde reddettiğine hükmetti. Bu karar, ilaç şirketlerine karşı açılan toplu davaların seyrini değiştirebilecek nitelikte.
Gelişmenin Arka Planı
Davacılar, hamilelik sırasında asetaminofen kullanımının çocuklarda otizm ve DEHB riskini artırdığını iddia ederek, başta Tylenol (asetaminofen markası) olmak üzere bu etken maddeyi içeren ilaçların üreticilerine dava açmıştı. Alt mahkeme, davacıların uzman tanıklarının sunduğu bilimsel kanıtların yetersiz olduğunu belirterek davaları reddetmişti. Ancak temyiz mahkemesi, bu uzman ifadelerinin bilimsel geçerlilik açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi. Mahkeme, "davacıların uzmanlarının görüşleri, genel kabul görmüş bilimsel yöntemlere dayanmaktadır" ifadesini kullanarak, alt mahkemenin kararını bozdu.
Asetaminofen, dünya çapında en yaygın kullanılan ağrı kesici ve ateş düşürücülerden biri. Hamileler de dahil olmak üzere milyonlarca kişi tarafından güvenli kabul edilerek kullanılıyor. Ancak son yıllarda yapılan bazı bilimsel çalışmalar, özellikle gebelik döneminde yüksek dozda veya uzun süreli kullanımın nörogelişimsel bozukluk riskini artırabileceğini öne sürüyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) konuyla ilgili kesin bir uyarı yayınlamış değil, ancak 2021'de yayınlanan bir konsensüs bildirisi, hamilelerin dikkatli olması gerektiğini belirtmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, sadece ABD'deki milyarlarca dolarlık ilaç endüstrisini değil, küresel ölçekte tüketici güvenliği ve ilaç düzenlemelerini de etkileyebilir. Asetaminofen, Türkiye'de de 'parol' gibi markalarla yaygın olarak kullanılıyor. Eğer davacılar lehine karar çıkarsa, bu durum dünya genelinde ilaç üreticilerine karşı benzer davaların açılmasına yol açabilir. Ayrıca, hamilelikte ilaç kullanımına ilişkin tıbbi kılavuzların yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir. Uzmanlar, kararın bilimsel tartışmaları alevlendireceğini ve asetaminofenin gebelikteki risklerine dair daha kapsamlı araştırmaları teşvik edebileceğini belirtiyor. Öte yandan, ilaç şirketleri, asetaminofenin güvenli olduğunu savunmaya devam ediyor ve bilimsel kanıtların yetersiz olduğunu ileri sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de asetaminofen (parasetamol) en sık kullanılan ilaç etken maddelerinden biridir ve hamilelere de sıklıkla reçete edilmektedir. ABD'deki bu dava, Türkiye'de tüketici bilinci ve ilaç güvenliği açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun (TİTCK) bu gelişmeyi yakından takip etmesi ve gerekirse gebelikte asetaminofen kullanımına ilişkin uyarıları güncellemesi beklenebilir. Ayrıca, dava sonucunun Türk ilaç firmalarını da etkilemesi mümkün; zira bu firmalar da asetaminofen içeren jenerik ilaçlar üretiyor. Olası bir olumsuz karar, Türkiye'de de benzer hukuki süreçleri tetikleyebilir. Dolayısıyla, bu gelişme sadece ABD hukuku açısından değil, küresel ilaç güvenliği ve tüketici hakları bağlamında Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor.