Tayvan, dokuz aylık bir müdahale döneminin ardından yerel borsasını desteklemek için yaptığı hamlelerden yaklaşık %80 kâr elde ettiğini açıkladı. Müdahale, Trump yönetiminin 2018'de başlattığı gümrük vergileri dalgasından kaynaklanan piyasa dalgalanmalarına karşı gerçekleştirilmişti. Bu müdahale, ulusal varlık fonu tarafından yönetilen bir istikrar paketi kapsamında, hisse senetlerine doğrudan alım yapılarak yürütüldü. Tayvan maliye bakanlığı, pozisyonun tamamen kapatıldığını ve fonun kârla sonuçlandığını duyurdu. Operasyon, ada ekonomisinin ABD-Çin ticaret savaşının etkilerine karşı kırılganlığını azaltmak amacıyla tasarlanmıştı.
Müdahale Stratejisi ve Piyasa Etkileri
Tayvan Ulusal Stabilizasyon Fonu, Mart 2025'te Trump yönetiminin Çin ithalatına ek vergiler getirmesinin ardından devreye sokuldu. Bu adım, Tayvan borsasının %10'dan fazla düşüş yaşamasına neden olan bir satış dalgasını tetiklemişti. Fon, hisse senedi alımıyla piyasalara likidite sağlayarak endeksin toparlanmasına yardımcı oldu. Operasyonun maliyeti başlangıçta 20 milyar Yeni Tayvan Doları (yaklaşık 650 milyon ABD Doları) olarak planlanmış, ancak zamanla artırılmıştı. Fon, müdahale boyunca çip üreticisi TSMC gibi ağırlıklı ihracat hisselerine odaklandı. Dokuz ay sonra fon, hisselerini kademeli olarak piyasaya sürdü ve toplamda %80 getiri elde etti. Bu, devlet müdahalesinin piyasa istikrarını sağlarken vergi mükelleflerine de kâr getirebileceğini gösterdi. Ancak eleştirmenler, piyasaya yapılan bu müdahalenin doğal fiyat keşfini bozduğunu ve kalıcı bir moral risk yarattığını savunuyor.
Küresel Ticaret Savaşının Bölgesel Boyutu
Tayvan'ın bu hamlesi, küresel ticaret savaşlarının Asya ekonomileri üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Adanın ihracata dayalı ekonomisi, özellikle yarı iletken sektörü, ABD-Çin geriliminden doğrudan etkileniyor. Trump yönetiminin Çin'e yönelik gümrük vergileri, tedarik zincirlerinde belirsizlik yaratırken, Tayvan gibi ara mallar tedarikçisi ülkeleri savunmasız bırakıyor. Hong Kong ve Singapur gibi diğer bölgesel merkezler de benzer piyasa dalgalanmaları yaşamış, ancak Tayvan kadar agresif müdahale etmemişti. Analistler, bu operasyonun başarısının diğer merkez bankalarını da benzer araçlar kullanmaya teşvik edebileceğini belirtiyor. Öte yandan, müdahale sırasında oluşan kâr, Tayvan hükümetine bütçe esnekliği sağlasa da uzun vadeli yapısal sorunları çözmüyor. Küresel ticaret ortamındaki belirsizlik, Tayvan'ın ihracat gelirlerini dalgalı hale getirirken, yerel politika yapıcılar tedarik zinciri çeşitlendirmesi gibi kalıcı çözümler arayışında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin benzer ticaret savaşları ve dış şoklara karşı kırılganlığı açısından önemli çıkarımlar sunuyor. Tayvan'ın devlet müdahalesiyle piyasaları istikrara kavuşturması ve kâr etmesi, Türkiye'nin kendi dalgalı dönemlerinde uyguladığı müdahaleci politikaları hatırlatıyor. Ancak Türkiye'nin dış ticaret bağımlılığı ve yüksek enflasyonu, benzer bir operasyonun kârla sonuçlanma olasılığını sınırlayabilir. Ayrıca ABD-Çin ticaret savaşı, Türkiye'ye Doğu-Batı ticareti arasında alternatif bir rota olarak fırsat sunarken, tedarik zinciri yeniden yapılanmasının getirdiği riskleri de beraberinde getiriyor. Türkiye, kendi borsa istikrarını korumak için daha önce yabancı sermaye girişlerini teşvik eden politikalar izlemişti. Tayvan örneği, devlet müdahalesinin kısa vadede faydalı olabileceğini gösterse de Türkiye'nin yapısal reformlara odaklanması gerektiğini vurguluyor.