ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen ay Pekin’e yaptığı ziyaretin ardından gerçekleştirilen bir ankete göre, Tayvan halkı ABD ile savunma işbirliğini derinleştirmektense Çin’e karşı iyi niyet göstermeyi daha fazla önemsiyor. Devlet destekli Ulusal Savunma ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan anket, ada halkının Çin ile ilişkilerde diyaloğa ve yumuşak güce öncelik verdiğini ortaya koyuyor. Anket, 1-5 Aralık tarihleri arasında 1.076 yetişkinle yapılan telefon görüşmelerine dayanıyor. Katılımcıların yüzde 49,2’si Çin’e iyi niyet göstermenin çok önemli olduğunu belirtirken, ABD ile askeri işbirliğinin önemli olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 40,5’te kaldı.
Anketin arka planı ve detayları
Anket, Tayvan’ın Çin ile ilişkilerinde geleneksel olarak iki farklı yaklaşım arasında gidip geldiği bir dönemde yapıldı. Bir yanda ABD’den askeri destek alarak Çin’e karşı caydırıcılık sağlamayı savunanlar, diğer yanda ekonomik ve kültürel bağları güçlendirerek gerilimi azaltmayı tercih edenler bulunuyor. Sonuçlar, Tayvan toplumunda Çin’e karşı daha temkinli bir yaklaşımın ağır bastığını gösteriyor. Ankete katılanların yalnızca yüzde 17,5’i ABD ile savunma işbirliğinin çok önemli olduğunu söylerken, Çin’e iyi niyet göstermenin çok önemli olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 17,9 oldu. İki seçenek arasındaki fark dar olsa da, genel eğilim Çin ile diyaloğun daha fazla desteklendiği yönünde.
Ankette ayrıca Tayvan halkının Çin’in askeri tehdidine ilişkin algıları da sorgulandı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 60’ı Çin’in askeri faaliyetlerini bir tehdit olarak değerlendirirken, bu oran geçen yıla göre bir miktar düşüş gösterdi. Uzmanlar, bu düşüşün Trump’ın Çin ziyareti sırasında iki ülke arasındaki gerilimin azalmasına bağlı olabileceğini belirtiyor. Ancak yine de çoğunluk, Çin’in Tayvan’a yönelik askeri baskısını ciddi bir sorun olarak görmeye devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Tayvan-Çin-ABD üçgeni, Asya-Pasifik bölgesindeki en hassas jeopolitik denklemlerden birini oluşturuyor. ABD, Tayvan’a resmi diplomatik tanıma vermese de, 1979 tarihli Tayvan İlişkileri Yasası uyarınca adaya savunma desteği sağlıyor. Çin ise Tayvan’ı kendi toprağının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve adanın bağımsızlık yönünde herhangi bir adım atmasına askeri müdahale dahil her yolla karşılık vereceğini defalarca dile getirdi. Bu nedenle Tayvan halkının Çin’e karşı iyi niyet göstermeyi tercih etmesi, bölgesel istikrar açısından olumlu bir sinyal olarak yorumlanabilir. Ancak anket aynı zamanda Tayvanlıların ABD ile savunma bağlarını tamamen reddetmediğini, sadece daha düşük öncelik verdiğini gösteriyor.
Küresel ölçekte bu durum, ABD’nin Asya-Pasifik’teki müttefikleriyle ilişkilerinin sorgulanmasına yol açabilir. Trump yönetiminin “Amerika Birinci” politikası kapsamında ittifaklara daha şartlı yaklaştığı bir ortamda, Tayvan gibi kritik bir ortakta bile kamuoyunun askeri işbirliğine sıcak bakmaması, Washington’un bölgedeki stratejisini gözden geçirmesine neden olabilir. Öte yandan Çin, anket sonuçlarını kendi yumuşak güç politikalarının bir başarısı olarak sunabilir ve Tayvan’ı daha fazla ekonomik entegrasyona teşvik edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayvan’daki bu kamuoyu eğilimi, Türkiye’nin Çin ile ilişkilerinde dengeli bir politika izlemesi gerektiğini hatırlatıyor. Türkiye, 2001 yılında kurulan Stratejik İşbirliği Konseyi çerçevesinde Çin ile ekonomik ve siyasi bağlarını geliştirmeye çalışırken, bir yandan da ABD ve Batı ittifakındaki yerini koruyor. Tayvan örneği, bir ülkenin Çin’e karşı ne kadar yakınlaşırsa yakınlaşsın, tam bağımsız bir pozisyonu sürdürmek zorunda olduğunu gösteriyor. Türkiye açısından asıl ders, Çin ile ekonomik işbirliğinin önünü açarken, stratejik çıkarlarını ve ulusal güvenlik hassasiyetlerini kararlılıkla savunması gerektiğidir. Ayrıca Tayvan’daki yumuşak güç eğilimi, Türkiye’nin de benzer şekilde Kafkasya ve Orta Asya’da etkili olmak için kültürel ve ekonomik araçları kullanması gerektiğine işaret ediyor.