Tayland’ın Samut Prakan eyaletindeki Kor-Tae deniz ürünleri restoranının menüsünde alışılmadık bir spesiyal yer alıyor: siyah çene tilapyası. Ancak bu balık, yemek severler için bir lezzet olmaktan çok, ülkenin tatlı su ekosistemlerini felce uğratan istilacı bir tür. Yerli balık popülasyonlarını ve su ürünleri sektörünü tehdit eden bu tür, batı Afrika kökenli ve sayıları hızla artıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Siyah Çene Tilapyası İstilası
Siyah çene tilapyası (Sarotherodon melanotheron), Batı Afrika’nın kıyı bölgelerine özgü bir balık türü. Tayland’a muhtemelen akvaryum ticareti veya su ürünleri yetiştiriciliği yoluyla girdi. Son yıllarda, ülke genelinde nehirlerde ve kanallarda kontrolsüz bir şekilde çoğalarak yerel ekosistemi alt üst etti. Bu tür, omnivor beslenme alışkanlığıyla karides, yengeç ve küçük balıklar da dahil birçok canlıyı tüketiyor. Ayrıca hızlı üreme kapasitesi sayesinde kısa sürede su kaynaklarını ele geçiriyor.
Tayland Kraliyet Balıkçılık Dairesi verilerine göre, 2022 yılından bu yana başta Chao Phraya Nehri havzası olmak üzere 11 ilde siyah çene tilapyası popülasyonlarında patlama yaşandı. Balıkçılar, ağlarına giren tilapyaların tüm avlarını kapladığını ve yerel türlerin artık neredeyse hiç görülmediğini belirtiyor. Samut Prakanlı balıkçı Prasert Tongsuk, “Bu balıklar her yerde. Karidesi de yediler, yengeci de. Şimdi neyi avlayacağımızı şaşırdık” diyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ekonomik ve Ekolojik Yıkım
İstilacı türler, küresel biyolojik çeşitlilik kaybının en büyük nedenlerinden biri. Birleşmiş Milletler’e göre, istilacı türlerin yıllık maliyeti dünya genelinde 400 milyar doları aşıyor. Tayland’da siyah çene tilapyasının yayılması, su ürünleri sektörüne büyük darbe vurdu. Ülke, dünyanın önde gelen karides ve balık tedarikçilerinden biri; ancak bu istila, ihracat gelirlerini tehdit eder hale geldi.
Uzmanlar, sorunun kontrol altına alınması için kimyasal yöntemler yerine biyolojik mücadele ve ticari balıkçılığın teşvik edilmesini öneriyor. Bazı restoranlar, menülerine siyah çene tilapyasını koyarak talep yaratmaya çalışıyor. Ancak tüketicilerin yerel türleri tercih etmesi nedeniyle bu girişim henüz yaygınlaşmadı. Sürdürülebilir bir çözüm bulunamazsa, istilanın komşu ülkelere de sıçraması muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayland’daki istilacı tür sorunu, Türkiye’nin su ekosistemleri için de bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye’nin iç sularında da istilacı türler (örneğin, gümüşi havuz balığı ve Asya gümüş sazanı) benzer sorunlara yol açıyor. Karadeniz’e vuran denizanaları ve Müsilaj krizi, bu tür ekolojik dengesizliklerin ekonomik etkilerini gösterdi. Türk su ürünleri sektörü, istilacı türlerin kontrolü için erken uyarı sistemleri ve biyolojik mücadele yöntemlerini öğrenmek adına Tayland deneyiminden faydalanabilir. Ayrıca, küresel biyolojik çeşitlilik kaybına karşı uluslararası iş birliğinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Türkiye’nin bu alandaki politika ve araştırmalarını güçlendirmesi, hem ekolojik hem de ekonomik çıkarları açısından kritik.