Tayland'ın kuzeydoğusundaki Yasothon eyaletinde yaşayan Toey Wattana Mongkhonnam, Kovid-19 salgını sırasında ailesinin evine güneş paneli kurmayı düşünmeye başladı. Beş kişilik hanesinde elektrik kullanımı günün sıcaklığıyla birlikte artıyor ve aylık fatura 1.000 ila 1.500 baht (yaklaşık 30-45 dolar) arasında değişiyordu. Ancak Mongkhonnam, güneş enerjisi sisteminin kurulum maliyetinin çok yüksek olduğunu görünce bu fikrinden vazgeçti. Onun bu deneyimi, Tayland'ın güneş enerjisi yaygınlaştırma hedeflerinin önündeki en büyük engellerden birini gözler önüne seriyor: düşük gelirli haneler için başlangıç maliyetleri hâlâ caydırıcı.
Güneş enerjisi potansiyeli ve karşılaşılan zorluklar
Tayland, yıl boyunca yüksek güneşlenme süresiyle Güneydoğu Asya'nın en elverişli ülkelerinden biri. Hükümet, 2037 yılına kadar yenilenebilir enerjinin toplam elektrik üretimindeki payını %30'a çıkarmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda çatı tipi güneş paneli kurulumları için teşvik programları ve vergi indirimleri uygulanıyor. Ancak, bu teşvikler çoğunlukla orta ve üst gelir grubuna hitap ediyor; düşük gelirli aileler için ön ödeme gerektiren sistemler erişilemez kalıyor.
Enerji Bakanlığı verilerine göre, ülkedeki güneş enerjisi kapasitesi son on yılda önemli ölçüde arttı ve 2023 itibarıyla 3.000 megavatı aştı. Ancak bu kapasitenin büyük bölümü sanayi tesisleri ve ticari binalar tarafından kullanılıyor. Hane halkı düzeyinde kurulumlar ise toplam kapasitenin yalnızca küçük bir kısmını oluşturuyor. Mongkhonnam gibi kırsal kesimde yaşayan ve düşük gelirli vatandaşlar, artan elektrik faturalarından şikâyetçi olsa da, güneş panellerine geçiş için gereken 200.000-300.000 baht arasındaki başlangıç yatırımını karşılayamıyor.
Uzmanlar, Tayland'ın güneş enerjisi devrimini gerçekleştirebilmesi için finansman modellerinin çeşitlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Kira-ve-satın al (leasing) sistemleri, düşük faizli krediler ve kooperatif modelleri, düşük gelirli hanelerin de bu dönüşüme katılmasını sağlayabilir. Ancak şu anki düzenlemeler, bankaların bu tür kredileri riskli görmesi nedeniyle yeterince yaygınlaşmış değil.
Bölgesel ve küresel boyut
Tayland'daki bu durum, gelişmekte olan ülkelerin yenilenebilir enerjiye geçişte karşılaştığı ortak bir sorunu yansıtıyor: yeşil teknolojilere erişimde eşitsizlik. Güneydoğu Asya'da Vietnam ve Endonezya gibi ülkeler de benzer zorluklarla mücadele ediyor. Vietnam, güneş enerjisinde hızlı bir artış yakalasa da, şebeke altyapısı ve finansman sorunları devam ediyor. Endonezya ise kömür bağımlılığından çıkmakta zorlanıyor.
Küresel ölçekte, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji yatırımlarının yılda 1 trilyon doları aşması gerektiğini vurguluyor. Ancak gelişmekte olan ülkelerde bu yatırımların önündeki en büyük engel, başlangıç maliyetleri ve finansmana erişim. Tayland örneği, hükümetlerin sadece hedef koymakla kalmayıp, finansal destek mekanizmalarını da çeşitlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Aksi halde, enerji dönüşümü yalnızca zenginlerin erişebildiği bir lüks haline gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayland'da yaşanan bu gelişme, Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikaları açısından ders niteliğinde. Türkiye, güneş enerjisi kurulu gücünde son yıllarda önemli ilerleme kaydetti ve 2023 itibarıyla 10 GW'ı aştı. Ancak benzer şekilde, hane halkı düzeyinde kurulumlar için finansman modelleri yetersiz. Özellikle düşük gelirli aileler, artan elektrik faturalarına rağmen başlangıç maliyetleri nedeniyle güneş enerjisinden yararlanamıyor. Türkiye, kendi enerji dönüşümünü hızlandırmak için kooperatifleşme, yeşil krediler ve vergi teşvikleri gibi araçları devreye almalı. Aksi halde, Tayland'daki gibi bir eşitsizlik ortaya çıkabilir ve enerji dönüşümü toplumun tüm kesimlerine yayılamaz.