Tayland, doğum oranlarında beklenenden çok daha hızlı bir düşüş yaşıyor. Ülke, küresel güneydeki benzer ekonomilere kıyasla demografik geçişini daha erken tamamlayarak yaşlanan nüfus ve daralan işgücüyle karşı karşıya. Bu durum, ekonomik büyüme ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.
Doğum Oranlarındaki Çöküşün Arka Planı
Tayland'da toplam doğurganlık hızı, 1960'larda kadın başına 6 çocuk seviyesindeyken, bugün 1.0'in altına inmiş durumda. Bu, nüfusun yenilenme seviyesi olan 2.1'in çok altında. Ülke, bu düşüşü Güneydoğu Asya'daki birçok komşusundan daha erken yaşadı. Ekonomik kalkınma, kentleşme, kadınların işgücüne katılımındaki artış ve aile planlaması programları bu hızlı düşüşün başlıca nedenleri arasında.
Hükümet, 1970'lerde nüfus artışını kontrol altına almak için etkili bir aile planlaması kampanyası yürüttü. Ancak bu başarı, şimdi tersine dönmüş durumda. Tayland, genç nüfusun azalmasıyla birlikte 2040'a kadar nüfusunun dörtte birinin 65 yaş üstü olacağı tahmin ediliyor. Bu, ülkeyi Asya'nın en hızlı yaşlanan toplumlarından biri haline getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tayland'ın demografik krizi, Güneydoğu Asya'da bir uyarı sinyali olarak görülüyor. Singapur, Güney Kore ve Japonya gibi ülkeler de benzer sorunlarla boğuşuyor ancak Tayland, kişi başına gelir seviyesi daha düşükken bu aşamaya geldi. Bu durum, "orta gelir tuzağı"ndan çıkmayı zorlaştırabilir. Dünya Bankası verilerine göre, Tayland'ın işgücü 2020'lerin sonundan itibaren azalmaya başlayacak. Bu, imalat ve tarım gibi emek yoğun sektörleri olumsuz etkileyecek.
Küresel olarak, birçok gelişmekte olan ülke benzer bir yol izliyor. Ancak Tayland örneği, demografik geçişin ekonomik gelişmişlikten bağımsız olarak hızlanabileceğini gösteriyor. Hükümet, doğum oranını artırmak için teşvikler ve çocuk yardımları gibi önlemler almaya çalışsa da, bu çabalar şu ana kadar sınırlı kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayland'ın demografik krizi, Türkiye için de benzer riskleri hatırlatıyor. Türkiye'de doğurganlık hızı 2023'te 1.51'e düşerek yenilenme seviyesinin altına indi. Tayland deneyimi, hızlı yaşlanmanın işgücü piyasası ve sosyal güvenlik üzerindeki etkilerini gösteriyor. Türkiye, genç nüfus avantajını kaybetmeden önce yapısal reformları hayata geçirmeli. Ayrıca, Asya'daki bu eğilim, küresel tedarik zincirlerinde ve göç hareketlerinde değişimlere yol açabilir; Türkiye'nin dış politikada ve ekonomik ilişkilerde bu dinamikleri dikkate alması gerekiyor.