İsrail yapımı 'Naza' belgeseli, Venedik Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü kazanmasının ardından uluslararası medyada ve siyasette geniş yankı uyandırdı. Film, festivalde gösterildiği sırada 25 dakikalık ayakta alkışlandı; henüz geniş kitlelere ulaşmamış olsa da, 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında Tantura köyünde yaşananlar ve Filistinlilerin tanıklıkları üzerinden tarih ve hafıza siyasetini yeniden tartışmaya açıyor. Belgesel, özellikle İsrail'in resmi tarih anlatısını sorgulaması ve sözlü tarihe dayanmasıyla dikkat çekiyor.
Tantura Katliamı ve Tarihsel Arka Plan
Tantura, bugünkü İsrail'in Hayfa kenti yakınlarında bulunan bir Filistin köyüydü. 1948'de İsrail'in kuruluşu sırasında yaşanan çatışmalar ve ardından gelen kitlesel göç (Nekbe) sürecinde, birçok Filistin köyü boşaltıldı veya yıkıldı. Tantura, bu süreçte yaşananların en tartışmalı örneklerinden biri. Filistinli tarihçiler ve tanıklar, köyde İsrail askerleri tarafından yüzlerce sivilin öldürüldüğünü savunuyor. İsrail tarafı ise olayın bir katliam olmadığını, çatışma sırasında sivil kayıplar yaşandığını öne sürüyor. 2000'li yıllarda İsrailli araştırmacı Teddy Katz'ın Tantura üzerine yaptığı çalışma, İsrail'de büyük bir tartışma yaratmış, Katz tezini savunurken baskı altında geri adım atmak zorunda kalmıştı. 'Naza' belgeseli, bu tartışmayı yeniden alevlendiriyor ve tanıkların sesini duyurmayı amaçlıyor.
Belgeselin yönetmeni, filmin odak noktasını Filistinli bir kadının (Naza) kişisel hikâyesi üzerinden kuruyor. Naza, Tantura'dan sürülen bir ailenin kızı; yıllar sonra köyüne dönerek geçmişin izlerini arıyor. Film, sadece bir katliam iddiasını değil, aynı zamanda toprak, kimlik ve hafıza arasındaki ilişkiyi sorguluyor. İsrail'de resmi anlatıya meydan okuduğu için film, İsrail içinde sert eleştirilere maruz kaldı; bazı siyasetçiler filmi 'İsrail karşıtı propaganda' olarak nitelendirdi. Buna karşın, uluslararası festival çevrelerinde film, cesur ve insani bir tanıklık olarak değerlendirildi.
Gazze Savaşı ve Tarihsel Süreklilik
Belgeselin gösterime girdiği dönem, Gazze'de devam eden İsrail askeri operasyonlarıyla çakıştı. 2023 Ekim'inden bu yana Gazze'de on binlerce sivil hayatını kaybetti; altyapı büyük ölçüde yıkıldı. 'Naza', Tantura'dan Gazze'ye uzanan bir tarihsel çizgi çiziyor: Filistinlilerin topraklarından sürülmesi, yerinden edilmesi ve sivil kayıplar, 1948'den bugüne devam eden bir olgu olarak sunuluyor. Film, bu yönüyle sadece bir tarih belgeseli değil, aynı zamanda güncel bir siyasi müdahale olarak okunuyor. Uluslararası kamuoyunda, özellikle Batı'da, Filistin meselesine ilişkin anlatılar giderek daha fazla sorgulanıyor; 'Naza' bu sorgulamanın kültürel ayağını temsil ediyor.
Venedik'teki ödül, belgeselin sinematik kalitesinin yanı sıra, taşıdığı siyasi cesaretin de bir göstergesi. Jüri, filmi 'tarihsel gerçeğin peşinde koşan etkileyici bir yapıt' olarak tanımladı. Ancak film, İsrail'de gösterime girip girmeyeceği veya nasıl karşılanacağı konusunda belirsizliklerle dolu. İsrail'de sansür mekanizmaları ve resmi tarih tezleri güçlü; bu tür yapımlar genellikle ana akım medyada yer bulmakta zorlanıyor. Buna karşın, uluslararası platformlarda kazandığı başarı, Filistin yanlısı hareketler ve insan hakları örgütleri tarafından bir kazanım olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesine tarihsel ve siyasi olarak yakın duran bir ülke. 'Naza' belgeselinin yarattığı tartışma, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği kültürel alanda da yansıtması açısından önemli. Türk kamuoyu, Gazze'deki insani krize ve Filistinlilerin yaşadığı sürgün hikâyelerine aşina; bu tür belgeseller, Türkiye'de Filistin'e yönelik empatiyi güçlendirebilir. Ayrıca, İsrail'in resmi tarih anlatısının sorgulanması, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin lehine yürüttüğü diplomasiye dolaylı bir katkı sağlayabilir. Kültürel diplomasi ve hafıza siyaseti, Türkiye'nin Orta Doğu'daki yumuşak gücünü pekiştirebilir.