Taliban'ın Afganistan'da yeniden iktidara gelmesinin üzerinden beş yıl geçti. Bu süreçte Afgan kadınlar, eğitim, çalışma, hareket ve kamusal yaşam alanlarında benzeri görülmemiş kısıtlamalarla karşı karşıya. Birleşmiş Milletler (BM), Afganistan'ı kadın hakları açısından dünyanın en kötü ülkesi olarak nitelendirirken, uluslararası yardım fonlarının azalmasıyla birlikte BM, bağışçıları kadınlara yönelik programları terk etmemeye çağırıyor. Taliban'ın 15 Ağustos 2021'de Kabil'i ele geçirmesiyle başlayan bu dönem, kadınların kazanılmış haklarını büyük ölçüde geriye götürdü.
Taliban Yönetiminin Kadınlara Yönelik Kısıtlamaları
Taliban'ın uygulamaya koyduğu fermanlar, kadınların ortaöğretim ve üniversite eğitimini büyük ölçüde durdurdu. Kız çocukları altıncı sınıftan itibaren okullara alınmıyor; üniversitelerde ise kadınların eğitim görmesi yasaklandı. Ayrıca kadınların çoğu kamu görevinden uzaklaştırıldı, sivil toplum kuruluşlarında çalışmaları engellendi ve park, spor salonu gibi kamusal alanlara girişleri kısıtlandı. Uzun mesafeli seyahatler için kadınların bir erkek refakatçi (mahrem) eşliğinde olması zorunlu kılındı. Bu uygulamalar, kadınların günlük yaşamını neredeyse tümüyle kontrol altına almayı hedefliyor.
BM Kadın Birimi ve diğer uluslararası kuruluşlar, bu kısıtlamaların Afgan kadınlarını 'görünmez' hale getirdiğini vurguluyor. BM raporlarına göre, Taliban yönetimi altında kadınların iş gücüne katılımı yüzde 15'in altına düştü ve insani yardım erişiminde de ciddi engeller yaşanıyor. Kadınların yalnızca yüzde 6'sı temel sağlık hizmetlerine erişebiliyor. Bu durum, ülke genelinde artan yoksulluk ve açlıkla birleşince toplumsal bir krize dönüşüyor.
Uluslararası Yardımlar ve BM'nin Çağrısı
Uluslararası toplumun Afganistan'a yönelik yardımları son yıllarda önemli ölçüde azaldı. 2023 yılında BM'nin Afganistan için talep ettiği 3 milyar dolarlık insani yardım çağrısının yalnızca üçte biri karşılanabildi. Bu yıl ise ihtiyaçların daha da artmasına rağmen bağışçı ülkelerin katkıları yetersiz kalıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Afgan kadınların yaşam koşullarının son derece kötüleştiğini belirterek, uluslararası toplumu Afgan halkını yalnız bırakmamaya çağırdı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk ise, Taliban'ın kadınlara yönelik ayrımcı politikalarını 'toplumsal cinsiyet ayrımcılığı' olarak nitelendirdi ve bu durumun bir insanlık suçu teşkil edebileceği uyarısında bulundu.
Batılı ülkeler, Taliban'ı tanımama politikasını sürdürürken, insani yardımların kesintisiz devam etmesi için çeşitli kanallar açmaya çalışıyor. Ancak Taliban'ın kadınların çalışmasını yasaklaması, yardım kuruluşlarının sahadaki operasyonlarını da olumsuz etkiliyor. Özellikle kadın çalışanların olmadığı durumlarda, yardım dağıtımının kadınlara ulaşması neredeyse imkansız hale geliyor. Bu kısır döngü, insani krizin daha da derinleşmesine yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Afganistan'daki kadın hakları ihlalleri, yalnızca ülke içinde değil, bölge genelinde ciddi yansımalara yol açıyor. Komşu ülkeler, Afganistan'dan kaynaklanan göç dalgaları ve güvenlik tehditleriyle uğraşırken, Taliban'ın izlediği radikal politikalar, bölgedeki sosyal istikrarı tehdit ediyor. Pakistan, İran ve Türkiye gibi ülkeler, Afgan göçmenlere ev sahipliği yaparken, bu durum kendi iç politikalarında da tartışmalara neden oluyor.
Küresel ölçekte ise, Afgan kadınların durumu, uluslararası toplumun kadın hakları konusundaki kararlılığının bir sınavı olarak görülüyor. BM Güvenlik Konseyi'nde Afganistan'a yönelik yaptırımlar ve Taliban'ın tanınması konusundaki tartışmalar sürerken, bazı ülkeler Taliban ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyor. Ancak insan hakları örgütleri, Taliban'ın taleplerine boyun eğmenin, kadın hakları mücadelesine büyük bir darbe vuracağı konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan'daki insani kriz ve kadın hakları ihlalleri, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir konudur. Türkiye, Taliban yönetimiyle diplomatik ilişkilerini sürdüren az sayıda ülkeden biri olarak, bölgede istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynayabilir. Ancak Türkiye'nin, uluslararası toplumun kadın hakları konusundaki hassasiyetini göz ardı etmeden, insani yardım ve kalkınma projelerine öncelik vermesi gerekmektedir. Ayrıca, Afganistan'dan Türkiye'ye yönelik düzensiz göç dalgaları, güvenlik ve ekonomik yükler getirmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin, BM ve diğer uluslararası platformlarda Afgan kadınların haklarını savunmaya devam etmesi, hem insani değerler hem de bölgesel istikrar açısından kritik önem taşımaktadır.