Yemen'in güneybatısındaki Taiz kentinde Yemen hükümet güçleri ile Husiler arasında şiddetli çatışmalar meydana geldiği bildirildi. Orta Doğu Gözü (Middle East Eye) tarafından geçilen son dakika bilgisine göre, çatışmalar kentin stratejik noktalarında yoğunlaşmış durumda. Taiz, ülkenin üçüncü büyük şehri olarak Yemen iç savaşının en uzun süreli cephe hatlarından birini oluşturuyor. Yerel kaynaklar, çatışmaların özellikle şehrin batı ve kuzey kesimlerinde şiddetlendiğini, tarafların ağır silahlar kullandığını aktarıyor. Henüz resmi bir can kaybı açıklaması yapılmadı ancak bölgeden gelen ilk bilgiler, sivil altyapının zarar gördüğüne işaret ediyor.
Çatışmaların arka planı ve Taiz'in stratejik önemi
Taiz, Yemen iç savaşında kritik bir konuma sahip. Şehir, 2014 yılında Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesinin ardından hükümet güçlerinin elinde kalan en önemli güney kalesi oldu. Yıllardır süren kuşatma ve çatışmalar, kentte ciddi bir insani krize yol açtı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Taiz'de yüz binlerce sivil temel ihtiyaç maddelerine erişimde zorluk çekiyor. Şehir, aynı zamanda Bab el-Mendeb Boğazı'na yakınlığı nedeniyle stratejik bir geçiş noktası olarak görülüyor. Husiler, Taiz'i ele geçirerek güneydeki ilerleyişlerini tamamlamayı ve liman kentleri üzerindeki baskıyı artırmayı hedefliyor. Yemen hükümeti ise Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun desteğiyle şehri elde tutmaya çalışıyor.
Son çatışmalar, Yemen'de ateşkes çabalarının başarısız olduğu bir dönemde meydana geldi. Nisan 2022'de ilan edilen BM aracılı ateşkes, Ekim 2022'de sona ermesinin ardından tam olarak yenilenemedi. Taraflar arasındaki müzakereler zaman zaman kesintiye uğradı. Husiler, ateşkesin yenilenmesi için koalisyon güçlerinin Yemen hava sahasını ve limanlarını açmasını talep ederken, hükümet tarafı Husilerin Taiz kuşatmasını kaldırmasını istiyor. Bu karşılıklı talepler, çatışmaların yeniden alevlenmesinde etkili oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen iç savaşı, bölgesel güçlerin vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen hükümetini desteklerken; İran, Husilere askeri ve siyasi destek sağlıyor. Bu durum, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor. Son aylarda Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit ediyor ve bölgesel gerilimi artırıyor. Taiz'deki çatışmalar, bu geniş çaplı çatışma dinamiklerinin bir parçası olarak görülüyor. Uluslararası toplum, Yemen'de kapsamlı bir siyasi çözüm için çağrılarını sürdürüyor ancak sahada şiddet döngüsü kırılamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizine insani yardım ve diplomatik çözüm odaklı yaklaşımını sürdürüyor. Taiz'deki çatışmaların tırmanması, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlığı derinleştirerek küresel ticaret yollarını ve enerji güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye'nin bölgesel ticaret ve enerji koridorları açısından kritik öneme sahip bu hatta yaşanan istikrarsızlık, Türk dış politikası ve ekonomik çıkarları için risk oluşturuyor. Ayrıca, Yemen'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani diplomasi çabalarını zorluyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran arasındaki dengeyi gözeterek Yemen'de siyasi çözüm için diplomatik girişimlerini sürdürmeli.