Sydney'de kaldırımları işgal eden ve yayaların tepkisine neden olan paylaşımlı elektrikli bisikletler (e-bisiklet) için özel park bölgeleri oluşturulacak. Yeni Güney Galler (NSW) Ulaştırma Bakanı John Graham, kent genelinde hızla yaygınlaşan paylaşımlı e-bisikletlerin 'Vahşi Batı' benzeri bir görüntü yarattığını belirterek, 'Yayalar düzen için yalvarıyor' dedi. Bakan Graham, büyümenin olumlu olduğunu ancak kaldırımların bisikletlerle tıkanmasının kabul edilemez boyutlara ulaştığını ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Son yıllarda Sydney'de birden fazla özel şirket tarafından işletilen paylaşımlı e-bisiklet hizmetleri büyük bir popülarite kazandı. Ancak bu hizmetlerin kontrolsüz büyümesi, bisikletlerin kaldırımlara, engelli rampalarına ve toplu taşıma duraklarına gelişigüzel bırakılmasına yol açtı. Özellikle yaşlılar, engelliler ve bebek arabalı ebeveynler, bu durumdan en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor. Kent konseyleri, vatandaşlardan gelen şikayetler üzerine harekete geçti. NSW hükümeti, yeni düzenlemeyle kentin belirli noktalarında e-bisikletler için tasarlanmış resmi park bölgeleri oluşturacak. Bu bölgeler, toplu taşıma istasyonları, üniversite kampüsleri ve iş merkezleri gibi yüksek talep gören alanlara yakın konumlanacak. Şirketler, bisikletlerini yalnızca bu bölgelere bırakabilecek, aksi takdirde para cezasına çarptırılacak.
Bölgesel veya küresel boyut
Sydney'in yaşadığı bu sorun, sadece Avustralya'ya özgü değil. Dünya genelinde paylaşımlı mikromobilite hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte benzer kaotik görüntüler birçok büyük şehirde ortaya çıktı. Londra, Paris, Berlin ve San Francisco gibi kentler, yıllar içinde çeşitli düzenlemeler getirerek bu sorunu çözmeye çalıştı. Paris, bir dönem kaldırımları işgal eden e-scooter'lara yasak getirmişti. Avustralya'da ise diğer büyük şehirler de Sydney'in adımını yakından takip ediyor. Uzmanlar, bu tür düzenlemelerin sadece yaya güvenliğini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir ulaşım seçeneklerinin toplum tarafından daha fazla benimsenmesine de katkı sağlayacağını belirtiyor. Şehirler, paylaşımlı araçların çevre dostu imajını korumak için düzenleyici çerçeveleri güncellemek zorunda kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde paylaşımlı e-bisiklet ve e-scooter hizmetleri hızla yaygınlaşıyor. Sydney'deki düzenleme, Türk belediyeleri için önemli bir model oluşturabilir. Türkiye'de kaldırım işgalleri ve yaya güvenliği zaten önemli bir sorunken, paylaşımlı mikromobilite araçlarının kontrolsüz bırakılması mevcut sorunu derinleştirme potansiyeli taşıyor. Belediyeler, Sydney örneğindeki gibi özel park bölgeleri oluşturarak hem bu hizmetlerin sürdürülebilirliğini destekleyebilir hem de yaya memnuniyetini artırabilir. Ayrıca, Türkiye'de bu alandaki regülasyon eksikliği, firmalar arasında haksız rekabete ve kent estetiğinin bozulmasına yol açıyor. Bu nedenle, yerel yönetimlerin benzer bir düzenlemeyi hayata geçirmesi, küresel trende uyum sağlamak adına stratejik bir adım olacaktır.