Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Yemen'de Husilerle yürütülen savaşın yeniden şiddetlenmesi üzerine Mısır'a giderek Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi ile bir araya geldi. Görüşmeler, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik drone ve füze saldırılarında 13 kişinin yaralanmasının ardından gerçekleşti. İki lider, bölgesel güvenlik ve ekonomik iş birliğini ele aldı.
Gelişmenin Arka Planı
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Mısır ziyareti, Yemen'deki Husilerle yedi yılı aşkın süredir devam eden çatışmanın son haftalarda yeniden tırmanmasıyla aynı döneme denk geldi. Husilerin Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine düzenlediği insansız hava aracı (drone) ve balistik füze saldırılarında en az 13 kişi yaralandı. Suudi yetkililer, saldırıların sivil yerleşim bölgelerini hedef aldığını belirtti. Saldırılar, Husilerin Suudi liderliğindeki koalisyonun Yemen'deki operasyonlarına misilleme olarak gerçekleştirdiği belirtiliyor.
Muhammed bin Selman'ın Kahire ziyareti, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. Mısır, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri koalisyonuna sınırlı da olsa destek veriyor ve Kızıldeniz güvenliğinde ortak çıkarlara sahip. Görüşmelerde ayrıca enerji arz güvenliği, Kızıldeniz'deki deniz trafiğinin korunması ve bölgesel istikrar konuları ele alındı. İki lider, İran'ın Husilere verdiği destek konusundaki endişelerini yineledi.
Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'de İran destekli Husilere karşı koalisyon güçlerine liderlik ediyor. Çatışmalar on binlerce sivilin ölümüne ve büyük bir insani krize yol açtı. Son dönemde Husiler, Suudi Arabistan'ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırılarını da artırdı. Bu durum, Körfez ülkeleri arasında güvenlik iş birliğini derinleştirme ihtiyacını doğuruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki savaş, sadece Suudi Arabistan ile Husiler arasında bir çatışma değil; aynı zamanda İran ile Suudi Arabistan arasındaki bölgesel güç mücadelesinin bir cephesi. İran, Husilere askeri ve finansal destek sağlamakla suçlanıyor. Suudi Arabistan ise ABD ve diğer Batılı ülkelerden silah ve istihbarat desteği alıyor. Bu vekalet savaşı, Kızıldeniz ve Bab-el Mendeb Boğazı'ndaki deniz ticareti güvenliğini de tehdit ediyor. Küresel enerji arzının önemli bir kısmı bu bölgeden geçiyor.
Son saldırılar, Husilerin askeri kapasitesinin arttığını gösteriyor. Uzun menzilli drone ve füze teknolojisindeki ilerleme, Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerini zorluyor. ABD, Suudi Arabistan'a Patriot hava savunma sistemleri konusunda destek veriyor ancak saldırıların sıklığı ve çeşitliliği karşısında tam koruma sağlanamıyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışını da körüklüyor.
Mısır'ın Suudi Arabistan ile yakınlaşması, Kahire'nin ekonomik sıkıntıları ve Suudi yatırımlarına olan ihtiyacıyla da ilgili. Suudi Arabistan, Mısır ekonomisine önemli miktarda fon sağlıyor ve bu ziyaret sırasında yeni yatırım anlaşmalarının sinyali verildi. İki ülke ayrıca Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları konusunda da iş birliğini geliştirmeyi hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Suudi Arabistan ile Mısır arasındaki güvenlik iş birliği, Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz'deki dengeleri etkileyebilir. Türkiye, Mısır ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde ve Suudi Arabistan ile ekonomik bağlarını güçlendirmek istiyor. Husilerin saldırıları, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın bölgedeki etkinliği Türkiye'nin güvenlik çıkarları açısından yakından izlenmeli.