Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'in başkenti Sanaa'ya cumartesi günü düzenlediği hava saldırılarında en az 11 kişi hayatını kaybetti. Husilere ait Al-Masirah televizyonunun haberine göre, saldırılar koalisyonun Suudi şehirlerini hedef alan iki füzenin imha edildiğini açıklamasından kısa süre sonra gerçekleşti. Husiler, Sanaa'ya yönelik "Suudi düşman hava saldırıları" düzenlendiğini duyurdu.
Arka Plan: Yıllardır Süren Çatışma
Yemen'de 2014'ten bu yana devam eden iç savaş, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun 2015'te Husi isyancılara karşı müdahalesiyle daha da derinleşti. Koalisyon, Husilerin kontrolündeki bölgelere yönelik hava operasyonlarını sürdürürken, Husiler de Suudi topraklarına yönelik füze ve İHA saldırılarını artırdı. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki çatışmanın dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtığını, milyonlarca insanın açlık ve hastalık riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Son saldırı, Husilerin Suudi şehirlerini hedef alan iki füzenin koalisyon güçlerince engellendiği açıklamasının hemen ardından geldi. Husilerin kontrolündeki Al-Masirah televizyonu, Sanaa'da art arda hava saldırıları düzenlendiğini ve sivil yerleşim alanlarının vurulduğunu iddia etti. Suudi yetkililerden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Başkent Sanaa, 2014'ten bu yana Husilerin kontrolünde bulunuyor ve koalisyon güçleri kente sık sık hava operasyonları düzenliyor.
Çatışmaların şiddeti, diplomatik çözüm çabalarını da baltalıyor. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, tarafları sivil kayıpları önlemek için uluslararası hukuka uymaya çağırdı. Ancak sahada artan tansiyon, kapsamlı bir ateşkesin sağlanmasını zorlaştırıyor. Yemen hükümeti, Husilerin İran'dan destek aldığını öne sürerken, Husiler ise Suudi Arabistan ve müttefiklerini ülkeyi işgal etmekle suçluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, Suudi Arabistan ile İran arasındaki bölgesel rekabetin bir yansıması olarak görülüyor. Husiler, İran'ın bölgedeki etkisini artırmak için kullandığı bir araç olarak değerlendirilirken, Suudi Arabistan ise kendi güvenliğini korumak ve İran'ın nüfuzunu sınırlamak için müdahale ettiğini savunuyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani felakete dikkat çekerken, silah satışları ve dış müdahaleler konusunda tartışmalar sürüyor. ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler Suudi Arabistan'a silah satışı yapmaları nedeniyle eleştiriliyor. Öte yandan, Husilerin Suudi şehirlerine yönelik saldırıları da bölgede tansiyonu yükseltiyor ve sivil kayıplara yol açıyor.
Son gelişmeler, Yemen'de barışın ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösterdi. Taraflar arasındaki güven bunalımı ve dış aktörlerin çıkar çatışmaları, çatışmanın çözümünü engelliyor. Suudi Arabistan'ın füze saldırılarını engelleme kapasitesi, Husilerin ise misilleme yeteneği, çatışmanın seyrini belirleyen unsurlar arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana bir tutum sergiliyor ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki dengeyi gözetiyor. Son saldırılar, bölgede istikrarsızlığın derinleşmesi anlamına geliyor. Türkiye'nin Körfez'deki ticari ve güvenlik çıkarları, Yemen'deki çatışmanın seyrinden etkilenebilir. Ayrıca, insani krizin büyümesi, Türkiye'ye yönelik göç baskısını artırabilir. Ankara, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini düzeltme çabası içindeyken, Husilerin saldırıları ve koalisyonun karşı saldırıları, bölgesel gerilimi tırmandırarak Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Türkiye, ateşkes ve siyasi diyalog çağrısını sürdürüyor.