Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyon, Yemen'deki Husi milislerinin Suudi topraklarına yönelik düzenlediği füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını engellediğini duyurdu. Koalisyon sözcüsü, saldırıların sivil bölgeleri hedef aldığını belirterek, hava savunma sistemlerinin gece saatlerinde füzeleri ve İHA'ları imha ettiğini açıkladı. Saldırıların zamanlaması dikkat çekici: Aynı saatlerde Suudi Arabistan, Türkiye, Pakistan ve İran'dan üst düzey yetkililer, bölgesel gerilimi azaltmak amacıyla Tahran'da bir araya gelmişti.
Arka plan: Yemen krizi ve Husi saldırıları
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta Husiler, başkent Sanaa ve ülkenin kuzeyini kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015'ten itibaren Yemen hükümetini desteklemek için müdahale ediyor. Husi milisleri, son yıllarda Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve kritik altyapı tesislerine yönelik çok sayıda füze ve İHA saldırısı düzenledi. Bu saldırılar, bölgede petrol arz güvenliğini ve deniz ticaret yollarını tehdit eden önemli bir istikrarsızlık unsuru olarak görülüyor.
Koalisyon güçleri, son dönemde hava savunma kapasitesini artırarak bu tür saldırıları önleme konusunda ilerleme kaydettiğini savunuyor. Ancak Husi yetkilileri henüz saldırıyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Bağımsız kaynaklar da saldırıların varlığını doğrulamadı. Koalisyonun açıklaması, bölgede artan askeri hareketliliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Diplomatik girişim: Tahran toplantısı
Husi saldırılarına ilişkin haberler, Tahran'da düzenlenen ve bölgesel gerilimi azaltmayı amaçlayan üst düzey toplantıyla aynı güne denk geldi. Toplantıya Suudi Arabistan, Türkiye, Pakistan ve İran'dan yetkililer katıldı. Amacın, Yemen krizi başta olmak üzere bölgesel çatışmalarda diyalog kanallarını açmak ve tansiyonu düşürmek olduğu belirtiliyor. İran'ın Husiler üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, bu görüşmelerin Yemen'de kalıcı bir ateşkese zemin hazırlayabileceği umuluyor. Ancak aynı gün yaşanan saldırılar, diplomatik çabaların ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bu dörtlü görüşme, bölgesel aktörlerin sorunlara çok taraflı çözüm arayışlarını yansıtıyor. Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkilerin normalleşme süreci, Yemen başta olmak üzere birçok dosyada ilerleme sağlayabilir. Ancak Husi saldırılarının sürmesi, güven artırıcı adımların önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen krizi, sadece bölgesel değil küresel güvenlik açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. Husi saldırıları, Kızıldeniz'deki deniz ticaret yollarını ve Suudi Arabistan'ın petrol altyapısını tehdit ediyor. Bu durum, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açabileceği gibi, uluslararası deniz taşımacılığını da olumsuz etkiliyor. ABD ve Birleşik Krallık, Husi hedeflerine yönelik operasyonlarla bu tehdidi azaltmaya çalışıyor ancak saldırılar tamamen sona ermiş değil.
Öte yandan, İran'ın da katıldığı Tahran toplantısı, bölgesel güçlerin Yemen'deki çatışmayı sonlandırma yönünde somut adımlar atma potansiyelini gösteriyor. Fakat Husi saldırılarının bu tür girişimleri gölgelemesi, diplomatik çözümlere olan güveni sarsıyor. Uluslararası toplum, Yemen'de insani krizin derinleşmemesi için ateşkesin sağlanması ve siyasi sürecin ilerletilmesi çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizi ve Husi saldırıları bağlamında dengeli bir diplomasi yürütüyor. Tahran'daki dörtlü toplantıya katılımı, Türkiye'nin bölgesel istikrarın sağlanmasında aktif rol alma isteğini ortaya koyuyor. Husi saldırılarının sürmesi, Suudi Arabistan ile İran arasındaki normalleşme sürecini ve dolayısıyla bölgesel gerilimin azalmasını tehlikeye atabilir. Türkiye için bir diğer önemli nokta, Kızıldeniz'deki güvenlik sorunlarının deniz ticaretine etkisi: Türk ihracatçıları için bu rotalar hayati önem taşıyor. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ile savunma sanayii işbirliğini derinleştirmek isterken, Husilerin saldırıları bu ortamı zorlaştırabilir. Bu nedenle Ankara'nın, hem İran hem de Suudi Arabistan ile diyaloğu sürdürerek Yemen'de kalıcı barış için çaba göstermesi bekleniyor.