İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria'nın güneyindeki Hebron kentinde yürüttüğü geniş kapsamlı askeri operasyon nedeniyle binlerce Filistinli evini terk etmek zorunda kaldı. Hebron Belediyesi'nin açıklamasına göre, yerinden edilen siviller arasında 336 bebek ve 441 yaşlı kişi bulunuyor. Operasyonun başlangıcından bu yana bölgede geniş çaplı yıkım ve zorla tahliyeler yaşanıyor.
Askeri Operasyonun Arka Planı ve Yerinden Edilme
İsrail ordusu, Hebron'un çeşitli mahallelerinde haftalardır süren operasyonunu sürdürüyor. Görgü tanıklarına göre, askerler birçok evi kuşatarak sakinlerine kısa süre içinde bölgeyi terk etmeleri için bildirimde bulunuyor. Belediye yetkilileri, yerinden edilen ailelerin sayısının binlerle ifade edildiğini ve bu kişilerin çoğunun akrabalarının yanına veya geçici barınaklara sığındığını belirtiyor. Ancak barınakların yetersizliği ve temel hizmetlere erişimde yaşanan sıkıntılar, insani durumu giderek ağırlaştırıyor.
Hebron Belediyesi'nin verilerine göre, yerinden edilen siviller arasında 336 bebek ve 441 yaşlı birey yer alıyor. Bu gruplar, özellikle sağlık hizmetlerine ve gıdaya erişimde ciddi zorluklarla karşı karşıya. Belediye, uluslararası kuruluşlara acil yardım çağrısında bulunarak, temel ihtiyaçların karşılanması için destek talep etti. Ayrıca, operasyon sırasında altyapıya verilen zarar nedeniyle su ve elektrik kesintileri yaşandığı, bazı mahallelerde kanalizasyon sisteminin çöktüğü bildiriliyor.
İsrail ordusu operasyonun gerekçesini "terörle mücadele" olarak açıklarken, Filistinli yetkililer ve insan hakları örgütleri bu iddiayı reddediyor. Bölgede yaşayan sivillerin toplu cezalandırılması olarak nitelendirilen uygulamalar, uluslararası hukuk açısından da tartışma konusu. Son haftalarda Hebron'da düzenlenen baskınlarda çok sayıda Filistinli gözaltına alınırken, operasyonlar sırasında can kayıpları da yaşandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hebron'daki gelişmeler, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan istikrarı daha da tehdit ediyor. Batı Şeria'da artan şiddet olayları, İsrail ile Filistin yönetimi arasındaki gerginliği tırmandırırken, bölgedeki diğer aktörlerin de pozisyon almasına yol açıyor. Son aylarda Batı Şeria genelinde benzer askeri operasyonlar ve yerleşimci saldırıları nedeniyle on binlerce Filistinli yerinden edilmiş durumda. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları kuruluşları, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı uygulamalarını kınarken, acil ateşkes ve insani erişim çağrılarını yineliyor.
Uluslararası toplumun tepkisi sınırlı kalmış durumda. ABD yönetimi, İsrail'in kendini savunma hakkını vurgularken, sivil kayıplardan duyulan endişeyi de dile getiriyor. Avrupa Birliği ise daha eleştirel bir ton kullanarak, yerinden edilmelerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor. Bölgesel güçlerden Mısır ve Ürdün, Filistinlilerin korunması için acil müdahale çağrısı yaparken, Türkiye de saldırıları kınayan açıklamalarda bulundu. Ancak somut bir uluslararası eylem henüz gündemde değil.
Uzmanlar, Hebron'daki operasyonun İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarını genişletme çabasının bir parçası olduğunu değerlendiriyor. Askeri operasyonlar, Filistinli nüfusun yoğun olduğu bölgelerde demografik yapıyı değiştirmeyi amaçlayan adımlar olarak görülüyor. Bu durum, iki devletli çözüm ihtimalini daha da zayıflatırken, bölgede kalıcı bir barışın tesisi için önemli bir engel oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hebron'daki gelişmeler, Türkiye'nin Filistin meselesine yönelik tutarlı ve aktif dış politikasını yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, İsrail'in askeri operasyonlarını ve sivillerin yerinden edilmesini uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiriyor ve Filistinlilerin haklarını savunma konusunda kararlı bir duruş sergiliyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin uluslararası platformlarda daha güçlü bir inisiyatif alması, insani yardımların ulaştırılması ve Filistinli mültecilere destek sağlanması açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını da doğrudan etkiliyor; zira istikrarsız bir Orta Doğu, enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor. Türkiye'nin diplomatik çabaları, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM gibi platformlarda Filistin davasını canlı tutmayı hedefliyor.