Suudi Arabistan, İran destekli Husi güçlerine karşı Yemen'de büyük çaplı bir askeri operasyon başlatmayı planlıyor. Yetkililer, operasyon kapsamında Kızıldeniz'deki kritik deniz ticaret yollarını korumak amacıyla kıyı hattına yönelik bir harekâtın da değerlendirildiğini belirtti. Bu gelişme, Yemen'de yıllardır süren ve bölgesel istikrarı tehdit eden çatışmanın yeni bir aşamaya girme ihtimalini gündeme getiriyor.
Operasyonun Arka Planı ve Stratejik Hedefler
Suudi Arabistan'ın söz konusu planları, Husi güçlerinin son dönemde Kızıldeniz'de artan saldırılarına bir yanıt niteliği taşıyor. Husi'ler, İsrail ve Hamas arasındaki savaşın başlamasından bu yana Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik çok sayıda saldırı düzenledi. Bu saldırılar, küresel deniz ticaretini ciddi şekilde kesintiye uğrattı ve birçok armatörü rotalarını değiştirmeye zorladı. Suudi yetkililer, operasyonun ana hedefinin bu saldırıları durdurmak ve deniz yollarının güvenliğini sağlamak olduğunu vurguluyor.
Değerlendirilen seçenekler arasında, Yemen'in batı kıyısında Husi kontrolündeki bölgelere yönelik bir kara harekâtı da bulunuyor. Bu harekâtın, Kızıldeniz kıyısındaki stratejik liman kenti Hudeyde'yi hedef alabileceği ifade ediliyor. Hudeyde, Husi'lerin insani yardım ve silah sevkiyatı için kullandığı en önemli liman konumunda. Ancak böyle bir operasyonun sivil kayıpları artırabileceği ve insani krizi derinleştirebileceği endişeleri de mevcut.
Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'de Husi'lere karşı koalisyon güçlerine liderlik ediyor. Ancak son yıllarda çatışmalar büyük ölçüde çıkmaza girmiş ve Suudi Arabistan, savaşın mali yükünü azaltmak için Husi'lerle doğrudan diyalog kurma arayışına girmişti. 2022'de ilan edilen ateşkes büyük ölçüde korunmuş olsa da, Husi'lerin deniz saldırıları bu süreci baltaladı. Şimdi Suudi yönetimi, diplomatik çabaların sonuçsuz kalması durumunda askeri seçeneği masaya koymuş görünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, İran ve Suudi Arabistan arasındaki bölgesel rekabetin en önemli cephelerinden biri. Husi'ler, İran tarafından silah ve finansal olarak destekleniyor. Suudi Arabistan ise ABD ve diğer Körfez ülkeleriyle birlikte Husi karşıtı koalisyonda yer alıyor. Olası bir Suudi operasyonu, İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimi daha da tırmandırabilir. Bu durum, bölgede yeni bir vekalet savaşının fitilini ateşleyebilir.
Kızıldeniz, küresel ticaretin yaklaşık %12'sinin geçtiği hayati bir su yolu. Husi saldırıları nedeniyle birçok gemi rotasını Ümit Burnu'na kaydırmak zorunda kaldı, bu da nakliye maliyetlerini ve sürelerini artırdı. Suudi operasyonu, deniz ticaretinin güvenliğini sağlama iddiasıyla uluslararası toplumun bir kısmından destek görebilir. Ancak operasyonun başarısız olması veya sivil kayıplara yol açması, Suudi Arabistan'a yönelik eleştirileri artırabilir.
ABD, Suudi Arabistan'ın en önemli müttefiklerinden biri. Washington, Husi saldırılarına karşı Körfez'de donanma varlığını güçlendirmiş durumda. Ancak ABD'nin doğrudan bir Suudi kara operasyonuna ne ölçüde destek vereceği belirsiz. Öte yandan, Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, Yemen'de zaten dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığına dikkat çekerek, yeni bir askeri operasyonun felakete yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde bugüne kadar tarafsız bir tutum izleyerek diplomatik çözüm çağrısı yaptı. Suudi Arabistan'ın olası operasyonu, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkileyebilir. Türkiye, İran ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, Suudi Arabistan ile de ekonomik ve siyasi bağlarını güçlendirme arayışında. Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika ve Asya'ya uzanan deniz ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, operasyonun İran ile Suudi Arabistan arasında tırmanmaya yol açması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel barış çabaları açısından risk oluşturur.