RİYAD/KAHİRE, 25 Eylül - Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, Yemen'deki İran destekli Husilerin saldırılarını artırması üzerine, ortak savunma paktı çerçevesinde acil ve üst düzey bir toplantı gerçekleştirecek. Toplantıda, krallığa destek yolları ele alınacak. İran ise Husilerin hızlı ilerleyişinden kendisini uzak tutmaya çalışıyor.
Gelişmenin Arka Planı ve Tarafların Tutumu
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki savunma işbirliği, bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir döneme işaret ediyor. Yemen'deki Husi milislerinin son haftalarda Suudi Arabistan'ın güney sınırlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırması, Riyad'ı harekete geçirdi. Ortak savunma paktı kapsamında yapılacak toplantı, üç ülkenin askeri ve istihbari işbirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Türkiye, son yıllarda Körfez ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirme sürecinde önemli adımlar attı. Pakistan ise Suudi Arabistan ile uzun süredir devam eden savunma işbirliğine sahip. Bu üçlü mekanizma, İran'ın bölgesel yayılmacılığına karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Toplantıda, Husilere yönelik olası operasyonel destek, istihbarat paylaşımı ve savunma sanayi işbirliği gibi konuların masaya yatırılması bekleniyor.
İran'ın Husilerden uzak durma çabası, Tahran'ın doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçındığını gösteriyor. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Husilerin eylemlerinin İran'la ilgisi olmadığı vurgulandı. Ancak bölgesel uzmanlar, İran'ın Husilere silah ve finansman desteği sağladığını belirtiyor. Tahran'ın bu tutumu, olası bir Suudi-İran çatışmasını önlemeye yönelik diplomatik bir manevra olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen iç savaşı, 2014'ten bu yana bölgesel istikrarı tehdit eden en önemli krizlerden biri. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Husilere karşı operasyonlar düzenliyor. Ancak son dönemde Husilerin insansız hava araçları ve balistik füzelerle Suudi topraklarına yönelik saldırıları arttı. Bu saldırılar, küresel enerji güvenliğini de tehdit ediyor; zira Suudi Arabistan dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumunda.
ABD, Suudi Arabistan'ın güvenliğine verdiği desteği yineleyerek, İran'ın bölgedeki yıkıcı faaliyetlerine karşı müttefikleriyle dayanışma içinde olduğunu belirtti. Ancak Washington'un son yıllarda Ortadoğu'dan askeri olarak çekilme eğilimi, bölgesel aktörleri kendi güvenliklerini sağlamak için yeni ittifaklar kurmaya yönlendiriyor.
Rusya ve Çin de Yemen krizinde diplomatik çözüm çağrısı yapıyor. Çin, Suudi Arabistan ve İran arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunmuştu. Ancak Husilerin saldırıları, diplomatik çabaları gölgeliyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'de insani durumun her geçen gün kötüleştiği uyarısında bulunuyor. Milyonlarca Yemenli, savaş ve açlıkla mücadele ediyor.
Türkiye'nin bu üçlü mekanizmadaki rolü, hem NATO üyesi olması hem de bölgesel aktör kimliğiyle önem taşıyor. Ankara, son yıllarda Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini düzeltme yolunda adımlar attı. Bu toplantı, Türkiye'nin Körfez güvenlik mimarisinde daha aktif rol almak istediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile savunma paktı kapsamında yapacağı toplantı, Ankara'nın bölgesel güvenlikte artan etkisini gösteriyor. İran destekli Husilerin saldırıları, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin Asya ile ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin savunma sanayi ihracatı için yeni pazarlar açabilir. Ancak Ankara'nın İran ile olan karmaşık ilişkileri, bu süreçte dengeli bir diplomasi izlemesini gerektiriyor. Türkiye, hem Körfez müttefikleriyle işbirliğini derinleştirirken hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutmalı.