Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, Yemen'deki İran destekli Husileri çarşamba günü İslam'ın kutsal şehri Mekke'yi hedef almakla suçladı. Koalisyon sözcüsü Turki el-Maliki, yaptığı açıklamada Husilerin Mekke'ye yönelik bir saldırı girişiminde bulunduğunu öne sürerek, bunun "kırmızı çizgi" olduğunu ve karşılığının sert olacağını bildirdi. Husiler ise suçlamayı reddederek koalisyonun kendi saldırılarını örtbas etmeye çalıştığını savundu. Olay, Yemen iç savaşında tansiyonu daha da yükseltirken, bölgesel güçler arasındaki vekalet savaşının yeni bir aşamaya geçebileceği endişesini doğurdu.
Suçlamanın Arka Planı ve Tarafların İddiaları
Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon sözcüsü Turki el-Maliki, düzenlediği basın toplantısında, Husilerin Mekke'ye yönelik bir balistik füze veya insansız hava aracı saldırısı düzenlemeye çalıştığını, ancak saldırının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini iddia etti. El-Maliki, "Mekke'yi hedef almak kırmızı çizgimizdir. Bu tür bir girişim, sadece Suudi Arabistan'a değil, tüm Müslüman dünyasına yapılmış bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. Koalisyon, saldırının arkasında İran'ın olduğunu ve Husilere silah ve teknik destek sağladığını öne sürdü.
Husi yetkilileri ise suçlamayı kesin bir dille reddetti. Husi sözcüsü Muhammed Abdüsselam, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Mekke'ye saldırı iddiası tamamen asılsızdır. Suudi rejimi, Yemen'de işlediği suçları örtbas etmek için kutsal değerleri kullanıyor" dedi. Abdüsselam, koalisyonun kendi hava saldırılarında sivil yerleşim yerlerini vurduğunu ve bunun sonucunda masum insanların öldüğünü belirterek, uluslararası toplumu Suudi Arabistan'ın eylemlerine karşı harekete geçmeye çağırdı.
Bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanamayan bu iddia, bölgede zaten kırılgan olan güven ortamını daha da bozdu. Suudi Arabistan, 2015 yılından bu yana Yemen'de Husilere karşı koalisyon güçlerine liderlik ediyor. Çatışmalar, binlerce sivilin ölümüne ve ülkenin büyük bir bölümünün harap olmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler, Yemen'i dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak tanımlıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Mekke'nin hedef alındığı iddiası, İslam dünyasında geniş yankı uyandırdı. Suudi Arabistan, İslam İşbirliği Teşkilatı'na (İİT) çağrıda bulunarak acil toplantı talep etti. İİT'den yapılan açıklamada, "Mekke'ye yönelik herhangi bir saldırı, tüm Müslümanları derinden yaralar ve asla kabul edilemez" denildi. Körfez ülkeleri de Suudi Arabistan'a destek mesajları yayınladı. Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı, "Kardeşimiz Suudi Arabistan'ın yanındayız" ifadesini kullandı.
İran ise suçlamayı reddederek, Suudi Arabistan'ı krizi tırmandırmakla suçladı. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Suudi rejimi, Yemen'deki başarısızlığını örtmek için Husileri hedef gösteriyor. Mekke'ye saldırı iddiası, tamamen bir provokasyondur" dedi. Tahran, Husilere askeri destek sağladığı iddialarını da reddediyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Mekke'ye yönelik her türlü tehdidi ciddiye alıyoruz ve müttefikimiz Suudi Arabistan'ın güvenliği için gereken desteği vermeye devam edeceğiz" denildi. Ancak ABD, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki hava saldırılarında sivil kayıpların artması nedeniyle insan hakları örgütlerinin eleştirilerine maruz kalıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, taraflara itidal çağrısında bulunarak, "Yemen'deki çatışmanın daha fazla kutsal değeri hedef almasına izin verilmemeli" dedi.
Uzmanlar, bu tür suçlamaların Suudi Arabistan'ın uluslararası kamuoyunda Husilere karşı destek toplamak için kullandığı bir strateji olabileceğini belirtiyor. Aynı zamanda, Husilerin de zaman zaman Suudi Arabistan içindeki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediği biliniyor. Ancak Mekke gibi kutsal bir şehri hedef almak, Husilerin meşruiyetini zedeleyebileceği için bu tür bir saldırının gerçekleşmiş olma ihtimali düşük görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olsa da, Yemen krizi ve İran'ın bölgesel etkisi Ankara için hassas bir denge unsuru. Mekke'ye yönelik bir saldırı iddiası, Türkiye'nin İslam dünyasındaki hassasiyetleri nedeniyle yakından takip ettiği bir konu. Türkiye, geçmişte Yemen'deki insani krize dikkat çekmiş ve Suudi Arabistan'ın bazı politikalarını eleştirmişti. Son dönemde ise bölgesel istikrar için Suudi Arabistan'la diyalog kanallarını açık tutuyor. Bu olay, Türkiye'nin hem İran hem de Suudi Arabistan ile yürüttüğü denge politikasında yeni bir sınav olabilir. Ayrıca, Kızıldeniz ve Bab-ül Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik endişeleri, Türkiye'nin deniz ticaret yolları ve bölgesel istikrar açısından yakından izlediği bir konu. Türkiye, taraflara itidal çağrısı yaparak diplomasiye ağırlık verebilir.