Suudi Arabistan, Yemen'deki İran destekli Husi milislerinin ateşlediği bir füze daha imha edildiğini açıkladı. Suudi devlet televizyonuna göre, füze başkent Riyad'a doğru yönlendirilmişti ve hava savunma sistemleri tarafından havada durduruldu. Saldırı, Birleşmiş Milletler'in Yemen barış girişimlerinin başarısız olmasının ardından bölgesel gerilimin yeniden tırmandığını gösteriyor. Husi liderliğindeki hükümet henüz saldırıyı doğrulamadı ancak son aylarda Suudi Arabistan'a yönelik balistik füze ve İHA saldırılarında artış yaşanıyor.
Husi Saldırıları ve Suudi Savunması
Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015'ten bu yana Yemen'de Husilere karşı operasyon düzenliyor. Husi hareketi, 2014'te başkent Sana'yı ele geçirdikten sonra Suudi sınırına yakın bölgelerde ve Suudi şehirlerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını sürdürüyor. Suudi yetkililer, son füzenin Riyad'ın banliyölerini hedef aldığını ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Suudi Arabistan, İran'ı Husilere silah ve teknoloji sağlamakla suçluyor; Tahran bu iddiaları reddediyor. ABD ve Batılı müttefikler de İran'ın Husi saldırılarındaki rolünü kınadı.
Suudi hava savunması, ABD yapımı Patriot sistemleri ve diğer füze kalkanlarıyla korunuyor. Ancak Husi saldırılarının sıklığı ve menzili, Suudi altyapısı ve petrol tesisleri için ciddi bir tehdit oluşturuyor. 2019'da Suudi Aramco tesislerine yapılan saldırı, küresel petrol arzını geçici olarak yarıya indirmişti. Suudi Arabistan, Husilerin elindeki silahların İran tarafından finanse edildiğini ve bölgesel istikrarı bozduğunu savunuyor. Son füze saldırısı, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki savaşı sona erdirme çabalarına rağmen güvenlik tehdidinin devam ettiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yemen iç savaşı, 2015'ten bu yana yüz binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı. BM, dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak nitelendiriyor. Suudi Arabistan ve müttefikleri, Husilerin Suudi topraklarına saldırılarını engellemek için Yemen'de askeri operasyonlar yürütüyor. Ancak bu operasyonlar, sivil kayıplar ve altyapı tahribatı nedeniyle uluslararası alanda eleştiriliyor. ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlarken, Kongre'de silah satışlarına yönelik itirazlar artıyor. İran ise Husileri destekleyerek Suudi Arabistan'ı zayıflatmayı ve bölgesel nüfuzunu genişletmeyi hedefliyor. Bu vekalet savaşı, Orta Doğu'da Sünni-Şii gerilimini derinleştiriyor.
Son füze saldırısı, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'ndaki deniz ticareti güvenliği için de risk oluşturuyor. Husi saldırıları, küresel nakliye hatlarını tehdit ederek petrol fiyatlarını ve sigorta maliyetlerini yükseltebilir. Suudi Arabistan, dünya petrol arzının önemli bir kısmını elinde tuttuğu için bu tür saldırılar küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara neden olabilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Mısır ve Süveyş Kanalı üzerinden geçen ticaret yollarını da etkileyebilir. Uluslararası toplum, Yemen'de kalıcı bir ateşkes ve siyasi çözüm için çağrılarını sürdürüyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler barışı zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Suudi Arabistan'a yönelik Husi saldırıları, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik riskini artırarak Türkiye'nin enerji ithalatı ve deniz ticareti güzergahlarını tehdit ediyor. Ayrıca, İran destekli Husilerin güçlenmesi, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkileyebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerilimde denge politikası izlerken, Yemen'deki insani krize yönelik yardımları sürdürüyor. Olası bir tırmanma, Türkiye'nin Orta Doğu'daki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, bölgesel diyalog ve ateşkes çağrılarına destek vermeye devam ediyor.