Birleşmiş Milletler (BM), işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde faaliyet gösteren 61 yeni İsrail şirketini kara listeye ekledi. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından güncellenen liste, 2016 yılından bu yana yerleşimlerle bağlantılı şirketleri takip ediyor. Yeni eklemelerle birlikte listede yer alan şirket sayısı 200'ü aştı. Bu adım, uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerine karşı BM'nin artan baskısını yansıtıyor.
Gelişmenin Arka Planı ve Yasal Dayanak
BM İnsan Hakları Konseyi, 2016 yılında aldığı kararla, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerde faaliyet gösteren şirketlerin veri tabanının oluşturulmasını talep etmişti. Bu veri tabanı, 2020'de ilk kez yayımlanmış ve o dönemde 112 şirket listelenmişti. Liste, zaman içinde güncellenerek genişletildi. Son güncellemeyle birlikte toplam şirket sayısı 200'ü aştı. Listedeki şirketler arasında bankalar, inşaat firmaları, gıda perakendecileri, teknoloji şirketleri ve turizm işletmeleri bulunuyor. BM, bu şirketlerin yerleşimlerdeki ekonomik faaliyetlere doğrudan veya dolaylı olarak katkıda bulunduğunu belirtiyor.
Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda yerleşim kurmak ve bunları desteklemek yasak. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesi, işgalci gücün kendi sivil nüfusunu işgal ettiği topraklara transfer etmesini yasaklıyor. BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da İsrail'in yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendiriyor ve tüm devletlere bu tür faaliyetlerden kaçınma çağrısı yapıyor. Ancak İsrail, yerleşimlerin yasallığını reddediyor ve BM listesini siyasi motivasyonlu bir girişim olarak görüyor.
İsrail hükümeti, BM'nin bu listesini kabul etmediğini defalarca açıkladı. İsrail Dışişleri Bakanlığı, listeyi "ayrımcı" ve "tek taraflı" olarak nitelendirerek, listede yer alan şirketlere yönelik herhangi bir yaptırımın uluslararası ticareti olumsuz etkileyeceğini savunuyor. Buna karşın, insan hakları örgütleri ve Filistin yönetimi, listeyi memnuniyetle karşılıyor ve şirketlerin hesap vermesi gerektiğini vurguluyor. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), BM'ye çağrıda bulunarak listedeki şirketlere karşı somut adımlar atılmasını istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BM'nin güncellenen listesi, İsrail'in yerleşim politikalarına karşı uluslararası toplumun artan tepkisinin bir göstergesi. 2023 yılında BM Genel Kurulu, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini kınayan bir kararı kabul etmişti. Ayrıca, Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Temmuz 2024'te verdiği danışma görüşünde, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bu durumun sona erdirilmesi gerektiğini belirtmişti. UAD, tüm devletlere İsrail'in yerleşim faaliyetlerine destek vermeme yükümlülüğünü hatırlatmıştı.
BM listesinin pratik etkisi sınırlı olabilir; zira listede yer alan şirketlere karşı doğrudan bir yaptırım mekanizması bulunmuyor. Ancak liste, uluslararası şirketler ve yatırımcılar için bir uyarı niteliği taşıyor. Özellikle Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, kendi mevzuatlarında yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi gibi önlemler alıyor. AB, 2015'te yayımladığı kılavuzda, üye ülkelerin yerleşimlerden gelen ürünleri etiketlemesini tavsiye etmişti. Bu tür adımlar, İsrail'in yerleşim ekonomisini uluslararası piyasalardan izole etmeyi amaçlıyor.
Öte yandan, ABD yönetimi, BM listesine mesafeli yaklaşıyor. ABD, İsrail'in güvenlik endişelerini vurgularken, yerleşim faaliyetlerinin barış sürecini zorlaştırdığını kabul ediyor. Ancak Washington, BM'nin bu tür listelerini "verimsiz" olarak nitelendiriyor. Buna karşın, bazı ABD'li şirketler de listede yer alabiliyor; zira listeye giren şirketler arasında çok uluslu firmaların iştirakleri bulunabiliyor. Bu durum, ABD-İsrail ilişkilerinde zaman zaman gerginliğe yol açıyor.
BM veri tabanı, uluslararası hukuk açısından önemli bir referans kaynağı haline geldi. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi kurumlar, yerleşim faaliyetlerini savaş suçu olarak soruşturabilir. Nitekim UCM Savcılığı, 2021'de İsrail'in Filistin topraklarındaki eylemlerine ilişkin soruşturma başlatmıştı. Bu soruşturma kapsamında, yerleşim faaliyetleri de inceleniyor. Liste, bu tür soruşturmalarda delil olarak kullanılabilir.
Listedeki şirketlerin bazıları, uluslararası kamuoyu baskısı nedeniyle faaliyetlerini gözden geçirebilir. Örneğin, bazı bankalar ve perakende zincirleri, yerleşimlerdeki şubelerini kapatma veya insan hakları politikalarını güncelleme yoluna gidebilir. Ancak İsrail'in yerleşim ekonomisi, ülke ekonomisi için önemli bir hacme sahip. Yerleşimlerde yaklaşık 700 bin İsrailli yaşıyor ve bu yerleşimler, İsrail'in tarım, teknoloji ve turizm sektörlerine katkı sağlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM'nin yasa dışı yerleşimlerde faaliyet gösteren İsrail şirketlerini kara listeye eklemesi, Türkiye'nin Filistin politikası açısından önemli bir gelişme. Türkiye, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor ve iki devletli çözümü destekliyor. Bu liste, Türkiye'nin BM platformunda Filistin lehine yürüttüğü diplomatik çabalara güç katabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile ticari ilişkileri göz önüne alındığında, listede yer alan şirketlerle iş yapan Türk firmaları için risk oluşturabilir. Türkiye, uluslararası hukuka uygun hareket etme konusunda hassasiyet gösteriyor; bu tür listeler, Türk şirketlerinin yatırım kararlarını etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar vizyonu doğrultusunda, BM'nin bu adımı, uluslararası toplumun ortak hareket etmesi gerektiğini gösteriyor.