İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Salı günü yapılacak seçimlerde hayatının en zorlu siyasi mücadelesini veriyor. İsrail'in en uzun süre görev yapan başbakanı olan 77 yaşındaki Netanyahu, seçmenlere hâlâ onları güvende tutabilecek tek aday olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Ülkenin siyasi tarihine damga vuran isim, bu kez koltuğunu korumak için benzeri görülmemiş bir sınavla karşı karşıya.
Siyasi Hayatta Kalma Ustası
Binyamin Netanyahu, İsrail siyasetinin en deneyimli ve tartışmalı figürlerinden biri. 1996-1999 yılları arasında ilk kez başbakanlık yapan Netanyahu, 2009'dan bu yana kesintisiz olarak görevini sürdürüyor. Toplamda 15 yılı aşkın başbakanlık süresiyle ülke tarihinde bir rekor kırdı. Ancak bu seçim, onun için diğerlerinden farklı bir anlam taşıyor: Yolsuzluk davaları, artan siyasi kutuplaşma ve güvenlik konusundaki tartışmalar, liderliğini her zamankinden daha kırılgan hale getirmiş durumda.
Netanyahu'nun siyasi kariyeri boyunca en büyük kozu, güvenlik ve ekonomi alanındaki deneyimi oldu. Özellikle İran'ın nükleer programına karşı sert tutumu ve ABD ile kurduğu yakın ilişkiler, ona hem iç hem de dış politikada önemli bir manevra alanı sağladı. Ancak son yıllarda hakkındaki yolsuzluk iddiaları ve Covid-19 salgını yönetimi gibi konular, kamuoyunda ciddi aşınmaya yol açtı.
Bu seçimde Netanyahu'nun karşısındaki en büyük tehdit, eski müttefikleri ve yeni rakipleri. Özellikle eski Savunma Bakanı Naftali Bennett ve Dışişleri Bakanı Yair Lapid'in liderliğindeki muhalefet blokları, Netanyahu'nun iktidarını sona erdirmek için bir araya geldi. Anketler, yarışın başa baş geçtiğini ve koalisyon görüşmelerinin belirleyici olacağını gösteriyor.
Güvenlik Söylemi ve Seçmen Tabanı
Netanyahu'nun seçim kampanyası büyük ölçüde güvenlik temaları üzerine kurulu. Kendisini "İsrail'i güvende tutabilecek tek lider" olarak sunan Netanyahu, özellikle Gazze Şeridi'ndeki son çatışmalar ve İran'ın artan etkisi konusunda sert bir duruş sergiliyor. Bu strateji, sağ seçmen tabanında hâlâ yankı buluyor; ancak merkez seçmen üzerindeki etkisi tartışmalı.
İsrail siyasetinde son yıllarda yaşanan dönüşüm, Netanyahu'nun geleneksel seçmen kitlesini de etkiledi. Bir zamanların rakipsiz lideri, şimdi kendi partisi Likud içinde bile eleştirilerle karşılaşıyor. Özellikle genç seçmenler ve seküler orta sınıf, Netanyahu'nun uzun iktidarının yarattığı yorgunluktan şikayetçi. Buna karşın, dindar ve sağcı gruplar arasında hâlâ güçlü bir desteğe sahip.
Seçim sonuçları ne olursa olsun, Netanyahu'nun İsrail siyasetindeki etkisi uzun süre devam edecek gibi görünüyor. Ancak bu seçim, onun siyasi kariyerinin son perdesi de olabilir. İsrail kamuoyu, son yıllarda yaşanan siyasi istikrarsızlıktan yorgun düşmüş durumda; ülke 2019'dan bu yana dört kez sandık başına gitti. Bu seçim, aynı zamanda İsrail'in Filistin meselesi, İran'la ilişkiler ve ABD ile ittifak gibi temel dış politika konularında izleyeceği yönü de belirleyecek.
Bölgesel Dengeler ve Uluslararası Yansımalar
İsrail seçimleri, sadece ülke içi dinamikler açısından değil, bölgesel ve küresel dengeler açısından da büyük önem taşıyor. Netanyahu'nun izlediği sert politikalar, Arap dünyasıyla ilişkilerde normalleşme sürecini (Abraham Anlaşmaları) beraberinde getirirken, Filistin sorununu daha da karmaşık hale getirdi. Muhalefetin kazanması durumunda, bu süreçte bir yavaşlama veya yön değişikliği yaşanabilir.
ABD ile ilişkiler de seçim sonuçlarından etkilenecek. Netanyahu'nun özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump ile kurduğu yakın ilişki, Joe Biden yönetimi döneminde yerini daha mesafeli bir ilişkiye bıraktı. Biden yönetimi, İsrail'e yönelik eleştirilerini son dönemde artırmış durumda. Netanyahu'nun seçilmesi, bu gerginliğin devam etmesi anlamına gelebilir.
İran faktörü ise her zamanki gibi belirleyici. Netanyahu, İran'ın nükleer programını durdurmak için askeri seçenek dahil tüm yolları deneyeceğini açıkça dile getiriyor. Ancak muhalefet, diplomatik kanalların daha etkin kullanılmasını savunuyor. Bu fark, İsrail'in bölgesel güvenlik politikalarında önemli bir değişikliğe işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail seçimleri, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir süreç. Netanyahu hükümeti döneminde Türkiye-İsrail ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izledi; 2010 Mavi Marmara olayı sonrası yaşanan kopuş, 2016'da normalleşme ile sona erdi ancak son yıllarda yeniden gerginleşti. Netanyahu'nun seçilmesi, mevcut gerginliğin sürmesi anlamına gelebilir. Buna karşın, muhalefetin kazanması, Türkiye ile ilişkilerde bir yumuşama ve Doğu Akdeniz'de işbirliği fırsatlarını beraberinde getirebilir. Ayrıca, İsrail'in Filistin politikası ve bölgesel hamleleri, Türkiye'nin Orta Doğu'daki nüfuz mücadelesini doğrudan etkileyecektir. Enerji alanında da işbirliği potansiyeli bulunuyor; Doğu Akdeniz gazının Avrupa'ya taşınması projeleri, Türkiye'nin katılımı olmadan ekonomik olarak verimli görünmüyor. Bu nedenle, seçim sonuçları Türkiye'nin enerji ve güvenlik politikalarını yakından ilgilendiriyor.