Suudi Arabistan'ın Washington Büyükelçiliği, ABD ile ikili ilişkilerin "gücünü ve dayanıklılığını" öven bir açıklama yaparak, önerilen F-35 savaş uçağı satışının ortasında iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin altını çizdi. Açıklama, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Suudi Arabistan'a gelişmiş F-35 jetlerinin satışını içeren bir anlaşmayı değerlendirdiği bir dönemde geldi. Büyükelçilik, açıklamasında iki ülke arasındaki tarihi ittifaka ve ortak güvenlik çıkarlarına dikkat çekti.
Gelişmenin arka planı
Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ilişkiler, özellikle 2018'de Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası gerilmiş, ancak son yıllarda yeniden normalleşme sürecine girmişti. Biden yönetimi, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki savaşındaki rolü ve insan hakları ihlalleri nedeniyle Riyad'a yönelik silah satışlarını kısıtlamıştı. Ancak bölgesel tehdit algılamaları, özellikle İran'ın artan etkisi ve Husilerin Suudi topraklarına yönelik saldırıları, Washington'un Riyad ile savunma bağlarını güçlendirme isteğini artırdı.
F-35 satışı, ABD'nin Orta Doğu'daki müttefiklerine yönelik politikasında önemli bir dönüm noktası olabilir. İsrail'in niteliksel askeri üstünlüğünü koruma taahhüdü (QME) kapsamında, ABD'nin Suudi Arabistan'a F-35 satması durumunda İsrail'e de ek yetenekler sunması bekleniyor. Bu durum, bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyebilir. Suudi Arabistan, BAE'nin 2020'de F-35 alımı için görüşmelere başlamasının ardından benzer bir taleple ABD'ye başvurmuştu.
ABD Kongresi'nde, özellikle insan hakları ve Yemen savaşı nedeniyle Suudi Arabistan'a silah satışına karşı önemli bir muhalefet bulunuyor. Ancak Biden yönetimi, İran'ı dengelemek ve Suudi Arabistan'ı Çin ile Rusya'dan uzak tutmak için bu satışı stratejik bir araç olarak görüyor. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, son dönemde ABD ile ilişkileri onarmak için çaba sarf ediyor ve ülkesinin ekonomik çeşitlendirme vizyonu için ABD yatırımlarını ve güvenlik garantilerini önemsiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
F-35 satışı, sadece Suudi Arabistan-ABD ilişkileri açısından değil, tüm Orta Doğu dengeleri açısından kritik bir gelişme. İran, bu satışı kendi güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirecek ve muhtemelen askeri kapasitesini artırma yoluna gidecek. İsrail ise Suudi Arabistan'ın F-35'e sahip olmasını kendi niteliksel üstünlüğüne zarar vermemesi koşuluyla kabul edebilir; zira İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşme görüşmeleri de devam ediyor. Bu satış, aynı zamanda ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını ve taahhütlerini yeniden teyit etmesi anlamına geliyor.
Küresel olarak, ABD'nin F-35 satışı, Çin ve Rusya'nın bölgede artan silah satışlarına karşı bir hamle olarak da görülüyor. Suudi Arabistan, son yıllarda Çin ile askeri işbirliğini artırmış, hatta Çin yapımı İHA'lar satın almıştı. ABD, bu tür bir satışla Riyad'ın Batı bloğunda kalmasını sağlamayı hedefliyor. Ancak insan hakları örgütleri ve bazı Kongre üyeleri, Suudi Arabistan'ın iç ve dış politikalarını gerekçe göstererek satışa karşı çıkıyor. Bu nedenle anlaşmanın Kongre'den geçmesi kolay olmayabilir.
Suudi Arabistan Büyükelçiliği'nin açıklaması, muhtemelen bu tartışmaların ortasında ilişkilerin olumlu yönünü vurgulama amacı taşıyor. Açıklamada, iki ülkenin ortak güvenlik çıkarları, ekonomik işbirliği ve bölgesel istikrar konularındaki mutabakatı öne çıkarıldı. Büyükelçilik, ayrıca ABD'nin Suudi Arabistan'ın güvenliğine verdiği desteğin altını çizdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Suudi Arabistan'a F-35 satışı, Türkiye'nin bölgesel askeri dengelerdeki konumunu doğrudan etkiler. Türkiye, F-35 programından S-400 alımı nedeniyle çıkarılmış ve bu durum Türk hava gücünde ciddi bir boşluk yaratmıştı. Suudi Arabistan'ın F-35'e sahip olması, Türkiye'nin bölgedeki hava üstünlüğünü zayıflatabilir ve Türk savunma sanayii için yeni bir teşvik unsuru olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suudi Arabistan ile son dönemde geliştirdiği olumlu ilişkiler, bu tür bir satışın Türkiye'ye yönelik bir mesaj olup olmadığı sorusunu gündeme getirebilir. ABD'nin F-35 kartını müttefikleri arasında bir denge aracı olarak kullanması, Türkiye'nin kendi savaş uçağı projelerini hızlandırmasına yol açabilir.