Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice, Başkan Donald Trump'ın İran ile imzaladığı 14 maddelik mutabakat zaptını (MOU) 'çene düşüren, korkunç bir teslimiyet belgesi' olarak nitelendirdi. Rice, Perşembe günü yaptığı açıklamada, belgenin Tahran'a yüz milyarlarca dolar tazminat öngördüğünü ve ABD'nin ulusal çıkarlarına tamamen aykırı olduğunu söyledi. Mutabakat, iki ülke arasında iki aylık bir müzakere dönemini başlatıyor ve bu süreçte nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik konularının ele alınması planlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, İran'la varılan bu mutabakatı, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (JCPOA) bir alternatif olarak sunuyor. Ancak Rice, anlaşmanın ABD'nin uzun süredir savunduğu ilkelerden büyük bir sapma olduğunu vurguladı. Rice'ın değerlendirmesine göre, belge İran'a sadece maddi tazminat değil, aynı zamanda uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin devamı ve balistik füze programının sürdürülmesi gibi tavizler içeriyor. Bu durum, ABD'nin müttefikleri İsrail ve Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini artırıyor.
Mutabakat zaptı, tarafların 60 gün içinde kapsamlı bir anlaşmaya varmasını hedefliyor. Bu süreçte ABD, İran'a uyguladığı yaptırımları kademeli olarak kaldırmayı taahhüt ederken, İran da nükleer faaliyetlerini sınırlandırmayı kabul ediyor. Ancak eleştirmenler, bu yaklaşımın İran'ın bölgesel nüfuzunu artırmasına ve ABD'nin Ortadoğu'daki caydırıcılığını zayıflatmasına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'la yapılan bu mutabakat, bölgede büyük yankı uyandırdı. İsrail, anlaşmanın kendi güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu belirtirken, Suudi Arabistan da endişelerini dile getirdi. Öte yandan Avrupa Birliği, diplomatik çözümü desteklediğini ancak belgenin ayrıntılarını incelemek istediğini açıkladı. Rusya ve Çin ise mutabakatı olumlu karşıladıklarını ancak kendi çıkarlarının korunması gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, bu anlaşmanın Körfez'de yeni bir güç dengesi yaratabileceğini ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını yeniden tanımlayabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. İran'la yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir kaynak olan İran doğalgazına erişimini kolaylaştırabilir. Ancak İran'ın nükleer programının denetimsiz kalması, bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyerek Türkiye'nin güvenlik ortamını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD-İran yakınlaşması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, bu süreçte kendi kırmızı çizgilerini korumak ve bölgesel dengeleri gözetmek zorunda.