Suriye'nin başkenti Şam'da yaşayanlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye yönetimine Lübnan'da Hizbullah ile çatışma çağrısını sert bir dille reddediyor. Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Şam'ın Hizbullah'ın Lübnan'daki varlığına son vermesi gerektiğini savunmuştu. Ancak Suriyeliler, bu çağrının bölgesel gerçekliklerle örtüşmediğini ve Suriye'nin iç savaştan yeni çıktığı bir dönemde böyle bir adımın imkansız olduğunu belirtiyor.
Arka Plan: Trump'ın Önerisi ve Suriye'deki Tepkiler
ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, Suriye hükümetine Hizbullah'ı Lübnan'dan çıkarması için baskı yapılması gerektiğini söyledi. Trump, 'Suriye, Hizbullah'ın Lübnan'da serbestçe dolaşmasına izin vermemeli. Bu, bölge için büyük bir tehdit.' ifadelerini kullandı. Ancak Suriye'nin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolündeki İdlib bölgesinde devam eden çatışmalar ve ülkenin büyük bölümünde süren güvenlik sorunları göz önüne alındığında, bu çağrı gerçekçi bulunmuyor.
Şam'da yaşayan öğretmen Muhammed el-Halil, 'Trump'ın ne söylediğini anlamıyoruz. Suriye on yıldır savaşta, binlerce insan öldü, ülke harabeye döndü. Şimdi bize Hizbullah'la savaşmamızı söylüyor. Bu tamamen saçma.' dedi. Suriyeliler, Hizbullah'ın 2011'den bu yana Beşşar Esed rejimine askeri destek verdiğini ve bu grubun Suriye'deki varlığının rejim için hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.
Bölgesel Boyut: Hizbullah'ın Rolü ve İsrail Faktörü
Hizbullah, Lübnan'daki en güçlü silahlı grup olarak kabul ediliyor ve İsrail'e karşı caydırıcı bir güç olarak görülüyor. Trump'ın bu çağrısı, aslında İsrail'in güvenlik kaygılarına yanıt olarak değerlendiriliyor. İsrail, Hizbullah'ın Lübnan-İsrail sınırındaki varlığından endişe duyuyor ve grubun İran yapımı hassas güdümlü füzelerle donatılmasından rahatsız. Ancak Suriye'nin Hizbullah'la açık bir çatışmaya girmesi, rejimin askeri kapasitesini zorlayacak ve ülkeyi yeni bir savaşın içine sürükleyebilir.
Bölge uzmanları, Trump'ın önerisinin gerçekçi olmadığını, çünkü Suriye'nin Halep, İdlib ve Deyrizor gibi bölgelerde hâlâ aktif çatışmalarla uğraştığını vurguluyor. Ayrıca, Suriye ekonomisi savaş nedeniyle çökmüş durumda ve ordu, kendi topraklarında bile kontrolü tam olarak sağlayamıyor. Suriye'nin Hizbullah'a karşı böyle bir operasyonu yürütecek ne mali ne de askeri gücü bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, Suriye'de terör örgütü PKK/YPG ve IŞİD ile mücadele ederken, bir diğer güçlü aktör olan Hizbullah'ın varlığı Ankara için dikkatle izlenmesi gereken bir unsurdur. Trump'ın önerisi, ABD'nin bölgede İsrail odaklı bir politika izlediğini ve Suriye'yi İran-İsrail geriliminin bir parçası haline getirmeye çalıştığını göstermektedir. Türkiye, Suriye'de istikrarın sağlanması için tüm aktörlerin dahil olduğu kapsamlı bir çözümden yana olduğu için, bu tür tek taraflı çağrılar Ankara'nın pozisyonuyla örtüşmemektedir. Ayrıca, Türkiye'nin İdlib'deki askeri varlığı ve Astana süreci göz önüne alındığında, Trump'ın önerisi Türkiye'nin Suriye politikasına doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, bölgedeki gerginliği artırarak Türkiye'nin güvenliğini dolaylı yoldan etkileyebilir.