Peru'da 6 Haziran'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda, muhafazakar aday Keiko Fujimori, solcu rakibi Roberto Sanchez'e karşı 43.386 oy farkla öne geçti. Seçim otoritesinin haftalardır süren itiraz ve oy sayım sürecinin ardından Salı gecesi geç saatlerde yayımladığı kısmi sonuçlara göre Fujimori, yüzde 50.12 oy oranıyla zaferin eşiğinde. Kesin sonuçların önümüzdeki günlerde açıklanması beklenirken, Fujimori'nin dördüncü kez aday olduğu seçimde nihayet cumhurbaşkanlığına ulaşmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Fujimori'nin siyasi yükselişi ve tartışmalı geçmişi
Eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori'nin kızı olan Keiko Fujimori, 2011, 2016 ve 2021'de yapılan seçimlerde de aday olmuş ancak başarılı olamamıştı. Babasının tartışmalı yönetimi döneminde işlenen insan hakları ihlalleri ve yolsuzluk suçlamaları, Keiko'nun siyasi kariyerine de gölge düşürüyor. Fujimori, 2018'de kampanya finansmanı usulsüzlükleri nedeniyle 36 ay hapis cezasına çarptırılmış, ancak yargı süreci devam ettiği için cezası ertelenmişti. Buna rağmen, özellikle kırsal kesimdeki yoksul seçmenler arasında popüler olan Fujimori, babasının ekonomi politikalarını ve güvenlik odaklı yönetim anlayışını vaat ediyor.
Seçim süreci, Peru tarihinin en çekişmeli ve kutuplaştırıcı yarışlarından biri olarak kayıtlara geçti. Fujimori'nin zaferi, ülkede siyasi istikrarı sağlama umutlarını artırırken, sol kesimde ise endişeyle karşılanıyor. Sanchez ise seçim sonuçlarına itiraz edeceğini açıkladı, ancak uluslararası gözlemciler sürecin büyük ölçüde şeffaf olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Peru, Latin Amerika'da son yıllarda siyasi istikrarsızlık ve ekonomik krizlerle boğuşan ülkeler arasında yer alıyor. Fujimori'nin zaferi, bölgede sağ popülizmin yeniden yükselişi olarak yorumlanıyor. Fujimori, seçim kampanyasında ABD ve uluslararası finans kuruluşlarıyla yakın ilişkiler kuracağını, ayrıca Venezüella ve Küba gibi sol yönetimlere mesafeli duracağını sinyallemişti. Bu durum, bölgedeki Çin etkisi ve ABD'nin Latin Amerika politikaları açısından da önem arz ediyor. Fujimori'nin iktidara gelmesi halinde, Çin'in Peru'daki maden yatırımlarına yönelik yeni düzenlemeler getirmesi beklenirken, ABD ile güvenlik iş birliğinin de artacağı tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru, Türkiye'nin Latin Amerika'daki önemli ticaret ortaklarından biridir. İkili ticaret hacmi son yıllarda 500 milyon doların üzerine çıkmıştır. Fujimori'nin zaferi, Türkiye-Peru ilişkilerinde mevcut ekonomik iş birliğinin devamı açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir; zira Fujimori, liberal ekonomi politikalarına bağlı bir lider olarak bilinir. Ancak insan hakları konusundaki tartışmalı geçmişi, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Peru ile ilişkilerini hassaslaştırabilir. Güvenlik boyutunda ise, Fujimori'nin terörle mücadele konusundaki sert tutumu, Türkiye'nin bölgedeki terörle mücadele politikalarına paralel bir zemin oluşturabilir. Genel olarak, Peru'daki bu siyasi değişim, Türkiye için yeni ekonomik fırsatlar ve diplomatik angajman alanları yaratma potansiyeline sahiptir.