Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şaraa, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda (UNGA) 'yeni Suriye' vizyonunu sunmaya hazırlanıyor. Ülke içindeki Suriyeliler ise bu sunumdan somut adımlar bekliyor: güvenlik, adalet ve temel hizmetlere erişim. Yıllarca süren iç savaşın ardından halk, yeni yönetimin vaatlerinin sahaya nasıl yansıyacağını sorguluyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ahmed eş-Şaraa, Beşar Esad rejiminin Aralık 2024'te çökmesinin ardından Suriye'nin geçiş dönemi lideri olarak öne çıktı. Önceki adı Ebu Muhammed el-Culani olan Şaraa, Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) lideriydi ve rejimin devrilmesinde kilit rol oynadı. Şimdi ise uluslararası arenada meşruiyet arayışında. BM Genel Kurulu'ndaki konuşması, Suriye'nin yeniden inşası için uluslararası destek toplama çabasının bir parçası olarak görülüyor.
Ülke içinde ise durum karmaşık. Bir yandan seçimlerin ve anayasa yazım sürecinin belirsizliği sürerken, diğer yandan güvenlik endişeleri had safhada. Ülkenin kuzeydoğusunda PKK/YPG kontrolündeki bölgeler, kuzeybatıda Türkiye destekli grupların varlığı ve güneyde İsrail'in artan saldırıları, Suriye'nin toprak bütünlüğünü tehdit ediyor. Ekonomik çöküş, yaptırımlar ve altyapı tahribatı halkın günlük yaşamını zorlaştırıyor. Milyonlarca Suriyeli hâlâ yerinden edilmiş durumda ve ülkeye dönüş için güvenli ortam arıyor.
Şaraa'nın konuşmasında öne çıkması beklenen başlıklar arasında ulusal diyalog, geçiş dönemi adaleti, ekonomik reformlar ve uluslararası yaptırımların kaldırılması yer alıyor. Ancak Suriyeliler, bu söylemlerin pratiğe dökülmesini bekliyor. Özellikle eski rejim yetkililerinin yargılanması, kayıpların akıbetinin aydınlatılması ve güvenlik güçlerinin yeniden yapılandırılması talepleri güçlü.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye'nin geleceği, sadece ülke içi dinamiklerle sınırlı değil. Bölgesel güçler ve küresel aktörler, Şaraa yönetimine temkinli yaklaşıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, HTŞ'nin geçmişi nedeniyle terör listesinden çıkarılma ve yaptırımların kaldırılması konusunda aceleci değil. Ancak istikrarlı bir Suriye'nin İran'ın bölgesel etkisini dengeleyebileceği ve IŞİD ile mücadelede işbirliği sağlayabileceği düşünülüyor. Rusya ise askeri üslerini koruma ve yeni yönetimle ilişkilerini sürdürme çabasında.
Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG'ye karşı güvenlik endişelerini öncelikli tutuyor. Ayrıca milyonlarca Suriyeli mültecinin güvenli ve gönüllü dönüşü için ortam hazırlanmasını istiyor. Şaraa yönetimiyle diyalog kanalları açık olsa da, Türkiye'nin temel beklentisi, Suriye'nin toprak bütünlüğü içinde terör unsurlarından arındırılmış bir yönetim tesisi. Bölgesel denklemde İran'ın Suriye'deki etkisinin azalması, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerinin yeni yönetime finansal destek sağlama potansiyeli, Suriye'nin yeniden inşası için kritik.
BM Genel Kurulu'ndaki konuşma, Şaraa için uluslararası meşruiyet kazanma ve yatırım çekme fırsatı. Ancak Suriyelilerin beklentileri, uluslararası toplumun somut adımlarına bağlı. Yaptırımların kaldırılması, insani yardımların artırılması ve siyasi sürecin kapsayıcılığı, halkın güvenini kazanmada belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Şaraa'nın BM Genel Kurulu'ndaki 'yeni Suriye' sunumu, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir dönemeç. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini desteklerken, PKK/YPG'nin temizlenmesini ve mültecilerin güvenli dönüşünü önceliyor. Şaraa yönetiminin uluslararası meşruiyet kazanması, Türkiye'nin bölgesel dengelerde elini güçlendirebilir; ancak YPG'nin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içindeki varlığı ve İsrail'in saldırıları risk unsuru. Ekonomik olarak, Suriye'nin istikrarı Türkiye'nin güneydoğusundaki ticaret ve güvenlik ortamını doğrudan etkiler. Mülteci dönüşü, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal yükünü hafifletebilir. Ankara, Şaraa'nın adımlarını dikkatle izleyecek ve somut güvenlik garantileri arayacak.