Suriye Atom Enerjisi Komisyonu, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (IAEA) bir heyetin önümüzdeki günlerde Şam'ı ziyaret edeceğini ve ülkenin nükleer maddeler konusunda “önemli bir ilerleme” kaydettiğini duyuracağını açıkladı. Komisyonun Salı günü geç saatlerde yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu ilerlemenin ne olduğuna dair ayrıntı verilmezken, ziyaretin IAEA ile iş birliği çerçevesinde gerçekleşeceği belirtildi. Açıklama, uzun süredir uluslararası toplumun gündeminde olan Suriye'nin nükleer programına ilişkin yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlandı.
Gelişmenin Arka Planı
Suriye'nin nükleer dosyası, 2007 yılında İsrail'in Deyr ez-Zor bölgesindeki bir tesisi bombalamasıyla uluslararası gündeme oturmuştu. İsrail ve ABD, söz konusu tesisin Kuzey Kore yapımı bir nükleer reaktör olduğunu ve silah üretimine yönelik plütonyum elde etmek için kullanıldığını iddia etmişti. Suriye ise bu iddiaları reddetmiş, tesisin askeri bir yapı olduğunu savunmuştu. Olayın ardından IAEA, Suriye'de kapsamlı denetimler yapmış ancak tesisin izleri büyük ölçüde yok edilmişti. Ajans, 2011 yılında Suriye'nin nükleer güvence anlaşmasına uymadığına hükmetmiş ve dosyayı BM Güvenlik Konseyi'ne havale etmişti.
İç savaşın başlamasıyla birlikte Suriye'nin nükleer programına ilişkin denetimler fiilen askıya alınmıştı. 2019'da IAEA, Suriye'nin iş birliği yapmadığını ve ülkedeki durumun denetimleri imkânsız hale getirdiğini rapor etmişti. Son yıllarda ise Esad rejiminin uluslararası alanda yeniden meşruiyet kazanma çabaları kapsamında nükleer dosyada ilerleme sağlanabileceği yönünde sinyaller geliyordu. Komisyonun bugünkü açıklaması, bu yöndeki en somut adım olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye'nin nükleer dosyada ilerleme kaydetmesi, bölgesel güç dengeleri açısından kritik bir öneme sahip. Özellikle İsrail, İran'ın nükleer programına yönelik tehdit algısını zaten yüksek tutarken, Suriye'nin de bu alanda adım atması Tel Aviv yönetimini endişelendirebilir. İsrail, son yıllarda Suriye topraklarındaki İran bağlantılı hedeflere yönelik çok sayıda hava saldırısı düzenlemişti. Nükleer bir tesisin varlığı, bu saldırıların kapsamını genişletebilir.
Öte yandan, Rusya ve Çin'in Suriye'ye verdikleri siyasi destek, bu ülkenin nükleer alandaki adımlarını daha da önemli kılıyor. Moskova, Suriye'nin egemenlik haklarını savunurken, nükleer dosyanın da diplomatik bir koz olarak kullanılabileceği belirtiliyor. ABD ise Suriye'nin nükleer programına ilişkin her türlü gelişmeyi yakından izliyor ve bölgede yeni bir nükleer silahlanma yarışına izin vermeyeceğini sık sık vurguluyor.
IAEA ile Suriye arasındaki iş birliğinin artması, uluslararası toplumun Esad rejimine yönelik yaptırımlarını gözden geçirmesine de yol açabilir. Ancak şu ana kadar Batılı ülkeler, Suriye yönetiminin nükleer dosyadaki tutumunu değiştirmesine rağmen, ülkedeki insan hakları ihlalleri nedeniyle yaptırımların süreceğini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenliği ve dış politikası açısından dolaylı ama önemli etkiler barındırıyor. Suriye'nin nükleer alanda ilerleme kaydetmesi, bölgede zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassaslaştırabilir. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde güvenlik bölgesi oluşturma politikası izlerken, Suriye'nin nükleer kapasitesinin artması, bu bölgedeki askeri dengeleri değiştirebilir ve Türkiye'nin operasyon alanını etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programıyla birlikte düşünüldüğünde, bölgede nükleer silahlanma yarışının hızlanması, Türkiye'nin uzun vadeli güvenlik stratejilerini de etkileyebilir. Türkiye'nin bu süreçte diplomatik girişimlerde bulunarak bölgesel istikrarın korunmasına katkı sağlaması beklenir.