İsrail'deki hastanelerde çalışan Filistinli sağlık görevlileri, kanıtlanmamış hasta suiistimali iddialarının hedefi haline geldi. İsrail'deki aşırı sağcı unsurlar ve bazı siyasetçiler, Filistinli sağlık çalışanlarının İsrailli hastalara kasıtlı olarak kötü davrandığına dair asılsız suçlamaları dolaşıma soktu. Bu suçlamalar, sosyal medyada kampanyalara dönüşürken, Filistinli sağlık görevlileri tehditler alıyor ve meslektaşları tarafından hedef gösteriliyor. İsrail Sağlık Bakanlığı, iddialarla ilgili inceleme başlatırken, henüz somut bir delil ortaya konulmuş değil. Filistinli sağlık çalışanları ise bu suçlamaların, İsrail'deki Filistin toplumunu damgalamaya yönelik organize bir kampanyanın parçası olduğunu savunuyor.
Kampanyanın arka planı
Suçlamaların ilk kez geçtiğimiz aylarda ortaya atıldığı biliniyor. İsrail'in bazı yerel gazeteleri ve sağcı çevrimiçi platformlar, ismi açıklanmayan "hastane kaynaklarına" dayandırdıkları haberlerle, Filistinli sağlık görevlilerinin Yahudi hastalara bakımı ihmal ettiğini, hatta ilaçlarını değiştirdiğini iddia etti. Bu haberler, özellikle COVID-19 pandemisi döneminde artan tansiyonun gölgesinde yayıldı. Sosyal medyada #FilistinliDoktorlarTehdit olsun etiketiyle yayılan paylaşımlar, Filistinli sağlık çalışanlarının adres ve telefon numaralarını ifşa ederek onları hedef gösterdi.
İsrail Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, iddiaların "ciddiye alındığı" ve gerekli incelemelerin sürdüğü belirtildi. Ancak bakanlık, bugüne kadar herhangi bir resmi soruşturma başlatıldığını veya somut bir bulguya ulaşıldığını duyurmadı. Filistinli sağlık görevlilerini temsil eden dernekler, İsrail polisine suç duyurusunda bulunurken, saldırıların İsrail'deki sağlık sisteminde zaten var olan ayrımcılığı daha da derinleştirdiğine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Bu olay, sadece İsrail içindeki Filistinli azınlığın durumunu değil, aynı zamanda bölgedeki siyasi gerilimleri de yansıtıyor. İsrail'de sağcı hükümetin politikalarına yönelik artan eleştiriler, bu tür kampanyalarla Filistin toplumunu "güvenlik riski" olarak göstermeyi amaçlıyor. Filistinli sağlık görevlilerinin maruz kaldığı bu linç girişimi, uluslararası insan hakları örgütlerinin de dikkatini çekti. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "İsrail'in sağlık çalışanlarını etnik kökenlerine göre hedef almasının kabul edilemez olduğunu" belirtti.
İsrail sağlık sisteminde Filistinli vatandaşların oranının yüzde 20 civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu çalışanlar, özellikle COVID-19 döneminde sahada özveriyle çalışmıştı. Ancak sağcı medya ve politikacıların ısrarla hedef gösterdiği bu grup, artık işlerini kaybetme korkusuyla mesleki güvenceleri konusunda endişe yaşıyor. Bazı Filistinli doktorlar, yoğun tehditler nedeniyle istifa etmeyi düşündüklerini belirtiyor. İsrail'deki Arap sağlık kuruluşları, bu durumun toplumsal bir ayrımcılık yarattığını ve acil önlem alınması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak bu tür olayları yakından takip ediyor. Filistinli sağlık çalışanlarının hedef alınması, İsrail'in güvenlik kaygıları bahanesiyle uyguladığı baskılayıcı politikaların bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Türkiye'nin bölgede barış ve istikrarın sağlanması için Filistin halkının haklarını desteklediği göz önünde bulundurulursa, bu tür linç kampanyaları, Türkiye'nin bölgesel aktörlerle ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin sağlık diplomasisinde kazandığı itibar, bu tür ayrımcı uygulamalara karşı uluslararası platformlarda ses yükseltmesine zemin hazırlıyor. Ankara'nın bu gelişmeye yönelik vereceği tepki, bölgedeki dengeleri etkileyebilir.