Suriye, Roma ve Bizans dönemlerinden kalma eşsiz arkeolojik hazinelere ev sahipliği yapıyor. Ancak 2011'de başlayan iç savaş, bu zengin mirası büyük ölçüde tahrip etti. Savaşın sona ermesiyle birlikte, bölgedeki antik kalıntılar bu kez de yağmacıların ve kaçakçıların hedefi haline geldi. Uzmanlar, çatışmaların azalmasıyla birlikte güvenlik boşluklarından yararlanan organize grupların antik eserleri yurt dışına kaçırmaya çalıştığını belirtiyor. UNESCO, Suriye'deki kültürel mirasın korunması için uluslararası topluma acil destek çağrısında bulunurken, yerel yetkililer ise yetersiz kaynaklarla mücadele etmeye çalışıyor.
Antik kentler ve hazineler tehdit altında
Suriye toprakları, insanlık tarihinin en önemli medeniyetlerine beşiklik etmiştir. Kuzeydeki antik kentler, Roma dönemine ait tiyatrolar, tapınaklar ve mozaikler, Bizans döneminden kalma kiliseler ve Emevi mimarisinin incileri hâlâ ayakta durmaya çalışıyor. Ancak iç savaş sırasında Halep'in Eski Şehri, Palmira'nın antik kalıntıları ve Şam'daki tarihi çarşılar ağır hasar gördü. Çatışmaların yanı sıra, kontrolü elinde bulunduran grupların kazı yaparak hazine araması, kültürel mirası geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip etti.
Şimdi, savaşın sona ermesiyle birlikte yeni bir tehdit baş gösterdi: organize yağma. Savaş sırasında başlayan kaçak kazılar, azalan güvenlik önlemlerinin de etkisiyle arttı. Antik eserlerin karaborsada yüksek fiyata satılması, yerel halkı da bu işe yöneltiyor. Özellikle gece yapılan define arama kazıları, tarihi katmanları geri dönülemez biçimde yok ediyor. Suriye Miras Savunma Grubu'nun raporlarına göre, ülkenin 14 ilinden 13'ünde kaçak kazı tespit edildi.
Uzmanlar, durumun ciddiyetine dikkat çekiyor. Arkeolog ve miras uzmanı Amr al-Azm, "Bomba ve çatışmaların yok ettiğini, şimdi kürekler ve ekskavatörler bitiriyor" diyerek endişelerini dile getiriyor. Al-Azm, yağmacıların çoğu zaman antik eserleri bulmak için katman katman kazdığını, bunun da arkeolojik bağlamı yok ettiğini ve bilimsel verilerin kaybolmasına neden olduğunu vurguluyor.
Uluslararası toplum ve koruma çabaları
UNESCO, Suriye'deki kültürel mirasın korunması için çeşitli girişimler başlattı. Örgüt, savaş sırasında zarar gören alanların tespiti ve restorasyonu için fon topluyor. Ancak kaynaklar sınırlı ve sorun çözülmüş değil. Ayrıca, antik eserlerin yasa dışı ticaretinin önlenmesi için uluslararası iş birliği şart. Interpol ve Dünya Gümrük Örgütü, sınırlarda ele geçirilen eserlerin iadesi için çalışmalar yürütüyor. Ancak uzmanlar, bu çabaların yeterli olmadığını ve Suriye'de yerel koruma birimlerinin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Bölgede istikrarın sağlanması, mirasın korunması için kritik önem taşıyor. Suriye'nin kuzeydoğusunda terör örgütü DEAŞ'ın kontrolündeki alanlarda da tarihi eserlerin kaçırıldığı biliniyor. DEAŞ'ın Palmira'daki antik tapınakları ve zafer takını havaya uçurması, dünya kamuoyunda büyük infial yaratmıştı. Bu tür eylemlerin tekrarlanmaması için uluslararası toplumun kararlılığı önemli.
Suriye'nin komşuları ve özellikle Türkiye, bu süreçte önemli bir role sahip. Türkiye, sınır ötesi operasyonlarıyla terör örgütleriyle mücadele ederken, aynı zamanda tarihi eser kaçakçılığıyla da mücadele ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, son yıllarda gümrüklerde ve müzelerde çok sayıda eser ele geçirdi. Ancak uzmanlar, bu mücadelenin daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki antik kalıntıların korunması, sadece Suriye'nin değil, bölgenin ve tüm insanlığın ortak mirası açısından önemlidir. Türkiye, sınır komşusu Suriye'deki istikrarsızlığın kendi güvenliğini etkilediğinin bilinciyle, bölgede kalıcı çözüm için çaba gösteriyor. Kültürel mirasın korunması, bu çabaların bir parçası olarak görülüyor. Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı müzelerde sergilenen eserlerin iadesi konusunda geçmişte iş birliği yapıldı. Bu gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu artırmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, tarihi eser kaçakçılığının önlenmesi, Türkiye'nin kültürel diplomasisine güç katacaktır.