İşgal altındaki Batı Şeria'da, İsrail güçleri ile Filistinliler arasındaki gerginlik son günlerde tırmanış gösteriyor. İsrail ordusunun şafak baskınları, yerleşimci saldırıları ve yeni işgal girişimleri, bölgede zaten kırılgan olan durumu daha da alevlendirdi. Filistinli yetkililer, işgalin Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) gözlemci kararına rağmen sürdüğünü ve uluslararası toplumun etkisiz kaldığını vurguluyor.
Şafak Baskınları ve Yerleşimci Şiddeti
Batı Şeria'nın çeşitli şehir ve köylerinde, özellikle Cenin, Nablus ve El-Halil'de İsrail güçlerinin neredeyse her gece düzenlediği baskınlar, Filistin halkı üzerinde ağır bir psikolojik baskı oluşturuyor. Bu baskınlarda sıklıkla gözaltılar yaşanıyor, evler aranıyor ve altyapı tahrip ediliyor. Son olarak, Cenin mülteci kampına yönelik bir baskında iki Filistinlinin gözaltına alındığı, çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail ordusu ise operasyonların 'terörle mücadele' kapsamında olduğunu savunuyor.
Öte yandan, yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin Filistin köylerine yönelik saldırıları da artış gösterdi. Birçok köyde zeytin ağaçları sökülüyor, çiftçiler tarlalarından kovuluyor ve evlere saldırılıyor. Bu saldırılar, uluslararası hukuka açıkça aykırı olmasına rağmen, İsrail güçleri genellikle müdahale etmek yerine yerleşimcileri koruyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bu yıl içinde Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti olaylarında yüzde 40 oranında artış kaydedildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki bu şiddet sarmalı, sadece bölgeyi değil, tüm dünyayı etkileyen bir krizin parçası. 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşı, Batı Şeria'daki durumu daha da derinleştirdi. İsrail hükümeti, savaşı fırsat bilerek Batı Şeria'daki işgalini ve yerleşim faaliyetlerini yoğunlaştırıyor. Uluslararası toplum, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, bu konuda karar alamazken, bazı ülkeler İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarını artırıyor.
UAD'nin geçen yılki görüşünde işgalin hukuka aykırı olduğunu ve derhal sona erdirilmesi gerektiğini belirtmesi, Filistin tarafında umut yaratmıştı. Ancak İsrail'in bu görüşe rağmen politika değiştirmemesi, uluslararası hukukun caydırıcılığının zayıfladığını gösteriyor. Bölgesel olarak, Arap ülkeleri Filistin davasına verdikleri desteği söylemde sürdürürken, bazılarının İsrail ile normalleşme süreci, Filistinliler arasında derin hayal kırıklığı yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kurulduğu günden bu yana Filistin davasına güçlü destek veren bir ülke olarak, Batı Şeria'daki son gelişmeleri yakından izlemektedir. Ankara'nın, İsrail'in işgal ve yerleşim politikalarına yönelik sert açıklamaları biliniyor; ancak son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde normale dönüş çabaları, bu desteğin etkisini sınırlıyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Ortadoğu'daki etkinliğini artırma çabaları açısından da kritik. Filistin meselesindeki tutarlı duruşu, Türkiye'nin bölgesel meşruiyetini ve Müslüman toplumlar üzerindeki etkisini güçlendirmektedir. Öte yandan, Batı Şeria'da yaşanacak olası bir çöküş, mülteci akınlarına ve bölgesel istikrarsızlığa yol açabilir; bu da Türkiye'nin güvenlik önceliklerini doğrudan ilgilendirmektedir. Türkiye'nin bu süreçte Filistin yönetimiyle koordinasyonu artırması ve uluslararası platformlarda daha aktif rol alması beklenmektedir.