Suriye'nin kuzeydoğusunda yerinden edilmiş Kürtlerin Resulayn (Ras al-Ain) kentine dönüşü, Pazartesi günü ilk geri dönüş grubuna yönelik silahlı saldırı sonrası askıya alındı. Saldırı, ülkenin diğer Kürt nüfuslu bölgelerinde protestolara neden oldu. Yüzlerce kişinin daha önce Türkiye destekli grupların kontrolüne geçen kente dönmesi bekleniyordu.
Saldırı ve Dönüşün Askıya Alınması
Yerel kaynaklara göre, Pazartesi sabahı erken saatlerde Resulayn'ın girişinde toplanan ve aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu yüzlerce kişilik ilk grup, kimliği belirsiz silahlı kişilerin ateş açması sonucu dağıldı. Saldırıda can kaybı yaşanmadığı, ancak bazı kişilerin yaralandığı bildirildi. Olayın ardından Kürt Yönetimi, güvenlik gerekçesiyle dönüş operasyonunu süresiz olarak durdurdu.
Resulayn, 2019 yılında Türkiye'nin Barış Pınarı Harekâtı ile terör örgütü YPG/PKK'dan temizlenmiş ve bölge, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) unsurlarının kontrolüne geçmişti. Bu tarihten bu yana kentten ayrılan binlerce Kürt, kamplarda ve diğer kentlerde yaşamını sürdürüyor. Dönüş süreci, Birleşmiş Milletler ve yerel kuruluşların gözetiminde yürütülüyordu.
Görgü tanıkları, saldırının SMO'ya bağlı gruplarca düzenlendiğini iddia ederken, SMO yetkilileri bu suçlamayı reddederek olayı "provokasyon" olarak nitelendirdi. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Öte yandan, Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (UNHCR), gelişmelerden endişe duyduğunu belirterek taraflara itidal çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olay, Suriye'deki istikrarsızlığın bir kez daha gözler önüne serdi. Resulayn, 2019'dan bu yana Türkiye'nin sınır güvenliği politikalarının merkezinde yer alıyor. Türkiye, bölgede küçük bir güvenli bölge oluşturarak, hem kendi sınırına yönelik tehditleri bertaraf etmeyi hem de Suriyeli mültecilerin gönüllü ve güvenli dönüşünü sağlamayı hedefliyor. Ancak bu hedef, bölgedeki etnik ve siyasi gerilimler nedeniyle sık sık sekteye uğruyor.
Kürt Yönetimi'nin dönüş sürecini askıya alması, bölgedeki güvenlik dinamiklerini yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlar, bu tür saldırıların toplumsal barışı zedelediğini ve mültecilerin dönüş umutlarını azalttığına dikkat çekiyor. Ayrıca, uluslararası toplumun Suriye'de kalıcı bir çözüm bulma konusundaki çabalarını da olumsuz etkiliyor. Birleşmiş Milletler'in 2024 verilerine göre, Suriye'de yaklaşık 6,5 milyon kişi ülke içinde yerinden edilmiş durumda; yaklaşık 5,5 milyon mülteci ise komşu ülkelerde yaşıyor. Bu durum, bölgesel istikrarı tehdit etmeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir test niteliği taşıyor. Türkiye, sınır hattında oluşturmaya çalıştığı güvenli bölgenin sürdürülebilirliği için bölgedeki tüm etnik grupların güvenliğini sağlamak zorunda. Kürtlerin dönüş sürecinin başarısız olması, Türkiye'nin bölgedeki meşruiyetini zayıflatabilir ve uluslararası kamuoyunda eleştirilere yol açabilir. Ayrıca, bu tür olaylar Türkiye'nin mülteci yükünü hafifletme hedefini de olumsuz etkiliyor. Türkiye, şu anda dünyada en fazla Suriyeli mülteciyi barındıran ülke konumunda; bu nedenle güvenli ve gönüllü dönüşler, Türk dış politikasının öncelikli hedeflerinden biri. Yaşanan saldırı, Türkiye'nin bu hedefe ulaşmak için yerel aktörlerle daha etkin koordinasyon ihtiyacını ortaya koyuyor.