Suriye hükümeti, savaş sonrası ekonomiyi yeniden yapılandırma ve refah getirme sözü veriyor. Ancak sahadaki durum farklı: halk, geçim sıkıntısının her geçen gün arttığını, temel ihtiyaçlara erişimin zorlaştığını söylüyor. Peki bu 'yeni ekonomi' kimin için? Şam yönetiminin açıkladığı reform paketleri ve yatırım teşvikleri, geniş halk kitlelerine ulaşmaktan uzak. Uzmanlar, ekonomik yeniden yapılanmanın şu ana kadar rejime yakın iş insanları ve yeni oluşan bir elit kesime yaradığını belirtiyor.
Ekonomik Yeniden Yapılanmanın Arka Planı
Suriye'de 2011'de başlayan iç savaş, ülke ekonomisini büyük ölçüde tahrip etti. Altyapı çöktü, milyonlarca insan yerinden edildi, yabancı yatırımlar durdu. Savaşın şiddeti azaldıkça, Şam yönetimi 2018'den itibaren 'yeniden inşa' söylemini öne çıkardı. Ancak bu süreç, şeffaf olmayan ihaleler ve yolsuzluk iddialarıyla gölgelendi. Hükümet, 2020'de çıkardığı yatırım yasasıyla yabancı sermayeyi çekmeyi amaçladı; fakat Batı yaptırımları ve güvenlik endişeleri nedeniyle beklenen ilgi görülmedi. Buna karşın, rejime yakın işadamları, özellikle emlak, telekomünikasyon ve enerji sektörlerinde ayrıcalıklı konumlar elde etti. Suriye Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin raporlarına göre, savaş ekonomisi zenginleri daha da zenginleştirirken, orta sınıf neredeyse yok oldu.
Hükümetin son dönemde açıkladığı 'ekonomik kalkınma planı', tarım ve sanayiye destek vaat ediyor. Ancak çiftçiler, gübre ve tohum fiyatlarının astronomik seviyelere çıktığını, devlet desteğinin ise yetersiz kaldığını belirtiyor. Şam'da bir esnaf, "Devlet her ay yeni bir vergi getiriyor, ama alım gücümüz her geçen gün düşüyor" diyor. Elektrik kesintileri günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda; bazı bölgelerde günde sadece iki saat elektrik veriliyor. Benzin ve mazot kuyrukları uzayıp gidiyor. BM verilerine göre, Suriye nüfusunun %90'ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve ülke genelinde gıda güvensizliği had safhada.
Uluslararası yaptırımlar, Suriye halkının üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. ABD ve AB'nin uyguladığı yaptırımlar, bankacılık işlemlerini kısıtlıyor, dış ticareti zorlaştırıyor. İlaç ve tıbbi malzeme temini bile engelleniyor. Ancak yaptırımlardan muaf tutulan bazı iş insanları, yeni ticaret yolları bularak kârlarını artırıyor. Lübnan ve BAE üzerinden yapılan kayıt dışı transferler, ekonominin kayırmacı yapısını gözler önüne seriyor. Bu durum, halk arasında 'yeni ekonomi'nin sadece seçkin bir azınlığa hizmet ettiği algısını güçlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye ekonomisinin yeniden yapılanması, bölgesel güç dengeleriyle yakından ilişkili. Rusya ve İran, savaş sırasında Şam yönetimine verdikleri destek karşılığında ekonomik ayrıcalıklar elde etti. Rus şirketleri, özellikle enerji ve madencilik sektörlerinde imtiyazlı anlaşmalar imzaladı. İran ise, Şam yönetimine verdiği kredilerin geri ödenmesi için liman ve tarım arazileri gibi stratejik varlıkları talep ediyor. Bu durum, Suriye'nin ekonomik egemenliğini gölgeliyor. Ayrıca, Körfez ülkeleri son dönemde Suriye ile ilişkilerini normalleştirme çabasında. BAE, 2021'de Şam'a büyükelçi atayarak dikkat çekti. Suudi Arabistan ise, İran'ın etkisini dengelemek için Suriye'ye yatırım yapmayı düşünüyor. Ancak bu yakınlaşma, ABD'nin yaptırım tehdidi nedeniyle sınırlı kalıyor.
Küresel ölçekte ise, Suriye'nin ekonomik toparlanması, mülteci krizi ve bölgesel istikrar açısından kritik. Türkiye, Lübnan, Ürdün gibi komşu ülkeler, Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapmanın ekonomik yükünü taşıyor. Suriye'de refahın tabana yayılmaması, yeni bir göç dalgasını tetikleyebilir. BM, 2023'te Suriye'ye yönelik insani yardım çağrısında 5,4 milyar dolar talep etti ancak bu miktarın sadece yarısı karşılandı. Uluslararası toplum, siyasi çözüm olmadan ekonomik yardımın etkili olamayacağını vurguluyor.
Suriye'nin 'yeni ekonomisi', şu ana kadar geniş halk kitlelerine fayda sağlamadı. Aksine, var olan eşitsizlikleri derinleştirdi. Hükümetin reform söylemi, sahada karşılık bulmuyor. Uzmanlar, sürdürülebilir bir toparlanma için öncelikle yolsuzlukla mücadele, şeffaflık ve kapsayıcı politikaların gerektiğini belirtiyor. Aksi halde, Suriye ekonomisi, sadece rejime yakın bir azınlığın refahını artıran bir sistem olarak kalacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki ekonomik yeniden yapılanma, Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Öncelikle, Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG kontrolündeki bölgelerde uygulanan ekonomik politikalar, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırıyor. Ayrıca, Suriye'de artan yoksulluk, Türkiye'ye yönelik göç baskısını canlı tutuyor. Türkiye, hâlihazırda 3,5 milyondan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Suriye ekonomisinin düzelmemesi, mültecilerin geri dönüşünü zorlaştırıyor. Öte yandan, Türk iş insanları için Suriye'de yeniden inşa fırsatları doğabilir ancak güvenlik riskleri ve yaptırımlar bu potansiyeli sınırlıyor. Türkiye, Suriye'de istikrarın sağlanması için siyasi çözüm ve kapsayıcı ekonomik kalkınma çağrısı yapıyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin bölgesel ekonomik işbirliği ve insani yardım çabaları kritik önem taşıyor.