Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Gazze Şeridi'nde kadına yönelik şiddet vakalarında büyük bir artış olduğunu ve erken yaşta zorla evliliklerin "ciddi şekilde tırmandığını" açıkladı. İsrail'in aylardır süren saldırıları ve bölgedeki insani felaket koşulları, kadınlar ve kız çocukları için koruma mekanizmalarını neredeyse tamamen çökertmiş durumda. UNFPA'nın raporuna göre, yerinden edilme, aşırı kalabalık barınaklar, gıda ve su kıtlığı ile sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, cinsiyete dayalı şiddeti derinleştiriyor. Raporda, özellikle erken yaşta ve zorla evliliklerin ailelerin ekonomik çaresizliği ve güvenlik kaygıları nedeniyle arttığı vurgulanıyor.
Artan şiddetin arka planı: Çöken koruma sistemleri
UNFPA'nın bulgularına göre, Gazze'de kadına yönelik şiddet, Ekim 2023'ten bu yana hem sıklık hem de yoğunluk açısından dramatik bir şekilde arttı. Bölgede faaliyet gösteren insani yardım kuruluşları, kadınların ve kız çocuklarının ev içi şiddet, cinsel saldırı ve istismar riskiyle karşı karşıya kaldığını bildiriyor. Savaş öncesinde de var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliği, çatışma ortamında daha da derinleşti. Aile içi şiddet vakalarının çoğu, korku, damgalanma ve başvuru mekanizmalarının yokluğu nedeniyle kayıtlara geçmiyor. UNFPA, sağlık çalışanlarının ve sosyal hizmet uzmanlarının çoğunun yerinden edildiğini veya hayatını kaybettiğini, dolayısıyla kadınlara yönelik destek hizmetlerinin neredeyse tamamen durduğunu belirtiyor.
Erken yaşta ve zorla evliliklerdeki artış ise ayrı bir endişe kaynağı. UNFPA'ya göre, aileler artan yoksulluk ve güvensizlik ortamında kız çocuklarını "koruma" veya ekonomik yükü hafifletme amacıyla erken yaşta evlendirmeye zorluyor. Bazı durumlarda bu evlilikler, kız çocuklarının insani yardıma erişimini kolaylaştırmak için bir strateji olarak da kullanılıyor; ancak bu durum onları daha fazla sömürü ve istismara açık hale getiriyor. BM raporu, erken evliliklerin kız çocuklarının eğitim hakkını ellerinden aldığını, fiziksel ve psikolojik sağlıklarını tehdit ettiğini ve nesiller boyu sürecek bir yoksulluk döngüsü yarattığını hatırlatıyor.
Gazze'deki insani kriz, sadece kadınları değil, tüm toplumu etkiliyor. Ancak BM yetkilileri, kadınların ve kız çocuklarının krizden orantısız şekilde etkilendiğini vurguluyor. Beslenme yetersizliği, temiz suya erişim eksikliği ve tıbbi bakımın yokluğu, özellikle hamile kadınlar ve genç kızlar için hayati risk taşıyor. UNFPA, hamile kadınların yüzde 60'ından fazlasının anemiden muzdarip olduğunu ve düşük yapma oranlarının arttığını bildiriyor. Ayrıca, doğum sırasında yeterli sağlık hizmeti alınamaması nedeniyle anne ölümlerinde ciddi bir artış yaşanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası toplumun sorumluluğu
Gazze'de kadına yönelik şiddetin tırmanması, uluslararası hukukun ve insan hakları mekanizmalarının çatışma bölgelerinde ne kadar etkisiz kaldığını bir kez daha gözler önüne seriyor. BM Güvenlik Konseyi'nin 1325 sayılı kararı, çatışma ortamlarında kadınların korunmasını ve karar alma süreçlerine katılımını garanti altına almayı amaçlıyor; ancak Gazze'de bu kararın hayata geçirilmesi mümkün olmuyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, İsrail'in saldırılarının sivil altyapıyı hedef almasının kadınları ve çocukları doğrudan etkilediğini belirtiyor. Ayrıca, Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkelerdeki mülteci kamplarında da kadınlara yönelik şiddet ve erken evlilik vakalarının arttığı rapor ediliyor. Bu durum, krizin sınır aşan bir boyuta ulaştığını gösteriyor.
UNFPA, acil çağrıda bulunarak, Gazze'ye insani yardımın kesintisiz ulaştırılması, kadınlara yönelik özel koruma programlarının yeniden tesis edilmesi ve erken evlilikleri önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini vurguluyor. Ancak mevcut koşullarda bu hedeflere ulaşmak son derece güç. Uluslararası toplumun, özellikle de BM üyesi ülkelerin, Gazze'deki kadınların ve kız çocuklarının sesini duyurması ve somut adımlar atması gerekiyor. Aksi halde, savaşın sona ermesinden sonra bile nesiller boyu sürecek bir travma ve toplumsal çözülme riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize en başından beri güçlü tepki veren ve bölgeye insani yardım gönderen ülkeler arasında yer alıyor. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin artması, Türkiye'nin insani diplomasi faaliyetlerini daha da kritik hale getiriyor. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında uluslararası toplumu harekete geçirmeye çalışıyor. Ayrıca, Gazze'den Türkiye'ye getirilen yaralılar ve refakatsiz çocuklar için koruma mekanizmaları oluşturulması gündemde. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki insani rolünü ve uluslararası alanda kadın hakları savunuculuğunu güçlendirmesi için bir fırsat sunuyor. Ancak kalıcı çözüm için ateşkes ve siyasi diyalog şart.