Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Salı günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nde devam eden savaşın Filistinliler üzerinde nesiller boyu sürecek bir acı ve travma bırakacağını söyledi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetini bölgede kadınlara ve çocuklara karşı "soykırım" işlemekle suçlayan Lula, Birleşmiş Milletler'in (BM) yaşananlara müdahale etmemesini de sert bir dille eleştirdi. Brezilya lideri, uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini vurgulayarak, mevcut durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Lula'nın Açıklamalarının Arka Planı
Lula da Silva, son aylarda Gazze'deki çatışmalara ilişkin yaptığı sert eleştirilerle dikkat çekiyor. Geçtiğimiz şubat ayında, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını Nazi soykırımına benzetmesi, İsrail tarafından "istenmeyen kişi" ilan edilmesine ve iki ülke arasında diplomatik krize yol açmıştı. Brezilya, bu tutumuyla Latin Amerika'da İsrail'e karşı en sesli eleştiri getiren ülkelerden biri haline geldi. Lula'nın son açıklaması, İsrail'in Refah'a yönelik olası kara harekatı tartışmalarının gölgesinde geldi. Brezilya, BM Güvenlik Konseyi'nde daimi olmayan üye olarak, Gazze'de acil ateşkes çağrısı yapan karar tasarılarına destek vermiş, ancak bu girişimler ABD'nin vetosuyla karşılaşmıştı. Lula, BM'nin eylemsizliğini eleştirirken, özellikle Güvenlik Konseyi'nin yapısındaki veto mekanizmasının uluslararası barış ve güvenliği sağlamada yetersiz kaldığını ima ediyor. Brezilya, uzun süredir Güvenlik Konseyi reformu çağrısı yaparak, veto yetkisinin kısıtlanmasını ve gelişmekte olan ülkelerin daha fazla temsil edilmesini savunuyor.
Lula'nın "soykırım" ifadesi, uluslararası hukuk açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bir suçlama. Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamında, soykırım iddiaları Uluslararası Adalet Divanı'na taşınabiliyor. Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı soykırım davası halihazırda Lahey'de görülüyor. Brezilya'nın bu davaya müdahil olup olmayacağı ise henüz belirsiz. Lula'nın açıklamaları, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi gibi bölgesel örgütlerin yanı sıra, bazı Batılı ülkelerde de yankı buldu. Ancak ABD ve Avrupa Birliği, "soykırım" nitelemesinden kaçınarak, İsrail'in meşru müdafaa hakkını vurgulamayı sürdürüyor. Brezilya'nın pozisyonu, küresel Güney'de artan İsrail karşıtı duyguların bir yansıması olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze savaşı, Ekim 2023'ten bu yana Orta Doğu'da istikrarı derinden sarstı. İsrail'in Hamas'a yönelik geniş çaplı operasyonları, binlerce sivilin ölümüne ve bölgede insani krizin derinleşmesine neden oldu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'deki nüfusun büyük bir kısmı yerinden edilmiş durumda ve temel ihtiyaçlara erişim giderek zorlaşıyor. Lula'nın açıklamaları, uluslararası toplumun bölünmüşlüğünü gözler önüne seriyor. Bir yanda İsrail'in güvenlik endişelerini öne çıkaran ülkeler, diğer yanda Filistin halkının haklarını savunan ve İsrail'i orantısız güç kullanmakla suçlayan ülkeler bulunuyor. Brezilya, bu ikinci grupta yer alarak, gelişmekte olan ülkelerin sesi olma iddiasını pekiştiriyor. Lula'nın BM eleştirisi, örgütün etkinliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. BM Güvenlik Konseyi, Gazze'de ateşkes sağlanması konusunda birkaç kez toplandı ancak somut bir sonuç alamadı. ABD'nin veto yetkisini kullanması, konseyin hareketsizliğinin başlıca nedeni olarak gösteriliyor. Bu durum, BM'nin uluslararası krizlerdeki rolünü sorgulayan ülkelerin elini güçlendiriyor.
Lula'nın açıklamaları, Latin Amerika'da da yankı uyandırdı. Brezilya'nın yanı sıra Kolombiya, Şili ve Bolivya gibi ülkeler de İsrail'in operasyonlarını kınayan açıklamalar yapmıştı. Bu ülkeler, Filistin davasına tarihsel ve ideolojik yakınlık duyuyor. Öte yandan, Arjantin'de yeni seçilen Devlet Başkanı Javier Milei, İsrail'e açık destek vererek, bölgedeki dengeleri değiştirdi. Brezilya'nın tutumu, bölgesel liderlik iddiası açısından da önemli. Lula, ülkesini küresel bir aktör olarak konumlandırmaya çalışırken, insan hakları ve uluslararası hukuk vurgusu yapıyor. Ancak bu pozisyon, bazı Batılı ülkelerle ilişkilerde gerilime yol açabilir. Özellikle ABD ile ilişkiler, Gazze konusundaki farklı tutumlar nedeniyle zaman zaman gerginleşiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze konusunda İsrail'e karşı en sert eleştirileri yönelten ülkelerden biri olarak, Lula'nın açıklamalarını destekleyici bir tutum izliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i "terör devleti" olarak nitelendirmiş ve Hamas'ı savunmuştu. Brezilya ile Türkiye arasında Gazze konusunda artan bir işbirliği potansiyeli bulunuyor. İki ülke, BM'de ortak girişimlerde bulunabilir ve İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında eşgüdüm sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım çabaları, Brezilya'nın çağrılarıyla paralellik gösteriyor. Ekonomik açıdan, Gazze savaşının uzaması, Orta Doğu'da istikrarsızlığı artırarak enerji fiyatlarını yükseltebilir ve Türkiye'nin ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin ateşkes çağrılarına verdiği destek, aynı zamanda ekonomik ve güvenlik çıkarlarını koruma amacı taşıyor.