Suriye, 2026 yılının ilk altı ayında 3,52 milyon ziyaretçi ağırlayarak bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 111 oranında bir artış kaydetti. Beşar Esed yönetimi, iç savaşın yaralarını sarmak ve ekonomiyi canlandırmak için turizmi kilit sektör olarak konumlandırırken, bu rakamlar ülkenin yeniden dünyaya açılma çabalarının meyvesini verdiğini gösteriyor. Ziyaretçi sayısındaki bu patlama, özellikle komşu ülkelerden gelenlerin yanı sıra, Suriye'deki istikrar algısının giderek güçlendiğine işaret ediyor.
Turizmdeki artışın arka planı ve hükümet politikaları
Suriye hükümeti, 2025 yılı sonunda başlattığı 'Turizmde Yeni Dönem' kampanyasıyla vize kolaylıkları, otel ve restoranlarda vergi indirimleri ve tarihi bölgelerde restorasyon çalışmaları gibi adımlar attı. Özellikle Halep, Palmira ve Şam gibi şehirlerdeki turistik tesislerin yeniden açılması, ziyaretçi sayısındaki artışta belirleyici rol oynadı. Resmi verilere göre, 2025'in ilk yarısında 1,67 milyon olan ziyaretçi sayısı, bu yıl 3,52 milyona yükseldi. Bu artışta, İran, Irak ve Lübnan'dan gelen ziyaretçilerin yanı sıra, Rusya ve Çin'den organize turların da etkili olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte, Batılı turistlerin sayısı hâlâ sınırlı kalmaya devam ediyor; çünkü birçok ülke Suriye'ye seyahat uyarılarını sürdürüyor. Hükümet, bu uyarıların kalkması için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırmış durumda.
Turizm Bakanı Muhammed Rami Martini, yaptığı açıklamada, '2026 yıl sonuna kadar 7 milyon ziyaretçi hedefine ulaşmayı bekliyoruz. Suriye, barış ve istikrarın adresi olmaya devam edecek' ifadelerini kullandı. Bakanlık, ayrıca ülkenin Akdeniz kıyılarındaki tatil beldelerinde yeni otel projelerini onaylarken, çöl bölgelerinde ekoturizm ve macera turizmine yönelik yatırımları teşvik ediyor. Ekonomistlere göre, turizm gelirlerinin gayri safi yurt içi hasılaya katkısı 2025'te yüzde 5 iken, 2026'da yüzde 9'a yükselmesi bekleniyor. Bu durum, savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde önemli bir finansman kaynağı oluşturabilir.
Bölgesel boyut ve jeopolitik yansımalar
Suriye'deki turizm atağı, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir anlam da taşıyor. Ziyaretçi sayısındaki artış, Esed yönetiminin uluslararası alanda meşruiyetini pekiştirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Özellikle Körfez ülkeleri ve Mısır gibi bölgesel aktörlerle normalleşme sürecinin hız kazanması, turizmdeki canlanmayı destekliyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'dan Suriye'ye düzenlenen ticaret heyetleri ve kültürel etkinlikler, iki yönlü turizmi teşvik ediyor. Bununla birlikte, Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımlar hâlâ yürürlükte ve bu durum uluslararası tur operatörlerinin Suriye'ye yönelik planlarını sınırlıyor. ABD ve Avrupa Birliği, Esed rejiminin insan hakları ihlallerini gerekçe göstererek seyahat uyarılarını kaldırmaya yanaşmıyor. Ancak Çin ve Rusya'nın Suriye'ye artan ilgisi, Moskova ve Pekin'in bölgedeki nüfuzunu genişletme arayışıyla örtüşüyor. Özellikle Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Suriye'nin altyapı projelerine yatırım yaparken, turizm potansiyelini de değerlendiriyor.
Bölgedeki diğer ülkeler, Suriye'deki turizm artışını dikkatle izliyor. Lübnan, Ürdün ve Irak, turistlerin Suriye üzerinden kendi ülkelerine geçiş yapmasıyla ekonomik kazanç elde ediyor. Öte yandan, İsrail ve ABD yanlısı bazı analistler, turizmin rejime uluslararası meşruiyet kazandıracağı endişesini taşıyor. Suriye'deki istikrarın sürdürülebilirliği ise hâlâ sorgulanıyor; çünkü ülkenin kuzeydoğusunda (SDG kontrolündeki bölgeler) ve İdlib'de güvenlik sorunları devam ediyor. Hükümet, bu bölgeleri turizm haritasına dahil etmek için askeri operasyonlarla kontrolü sağlamaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki turizm canlanması, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, Suriye ile kara ve deniz sınırları nedeniyle doğrudan etkilenebilecek konumda. Suriye'ye artan turist akışı, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki şehirler için transit geçiş avantajı yaratabilir (Gaziantep, Hatay, Mardin gibi). Ancak, Suriye'deki istikrar algısının güçlenmesi, Türkiye'ye yönelik turizm talebini olumsuz etkileyebilir çünkü bazı turistler Suriye'yi daha ucuz bir alternatif olarak görebilir. Diğer yandan, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki askeri varlığı ve operasyonları, bölgedeki güvenlik dinamiklerini etkiliyor. Türkiye, PKK/YPG tehdidine karşı Suriye'nin kuzeyinde kontrol sağlarken, turizm gelişmelerini de yakından izliyor. Ekonomik olarak, Suriye'nin toparlanması Türkiye'nin inşaat, lojistik ve enerji sektörleri için yeni iş fırsatları sunabilir. Ancak, Batılı yaptırımların devam etmesi, Türk şirketlerinin Suriye pazarına girişini sınırlıyor. Sonuç olarak, Suriye'deki turizm atağı Ankara'nın bölgedeki dengeleri yeniden değerlendirmesine neden olabilir.